ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI (İZALE-İ ŞUYU)

İzale-i Şuyu veya ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz malda ortaklar arasındaki paydaşlığa son vererek kişisel mülkiyete geçişi sağlayan, davanın tüm tarafları için benzer sonuçlar doğuran bir dava türüdür.
Ortaklığın giderilmesi davası, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran inşai davadır

  • Ortaklığın giderilmesi davası, menkul veya gayrimenkule ortak olan tüm paydaşlara karşı açılır. Herhangi bir paydaş taşınır veya taşınmaz maldaki ortaklığa son verilerek ortaklığın bitirilmesini talep edebilir. Paydaşlar, kendi aralarında malı nasıl pay edeceklerine dair bir anlaşma yaparak ortaklığa son verebilirler. Anlaşma yoluyla ortaklık sonlandırılamaz ise, paydaşlardan biri diğer tüm paydaşlar aleyhine izale-i şuyu davası açarak dava yoluyla ortaklığın giderilmesini isteyebilir.
  • Tüm paydaşların ortaklığın giderilmesi davasında yer alması zorunludur. Paydaşlardan birinin ölümü halinde mirasçılık belgesinde ismi geçen tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi gerekir. Tüm ortaklar davaya dahil edilmeden davanın sonuçlandırılması mümkün değildir.
  • İzale-i şuyu davasında davanın kazananı veya kaybedeni olmaz, davanın tarafı olan herkes davadan aynı şekilde etkilenir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davasında yetkili mahkeme taşınmaz malın bulunduğu yer mahkemesidir. Görevli mahkeme ise Sulh Hukuk Mahkemesi’dir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Yetkili Mahkeme

Birlikte mülkiyete konu olan taşınır veya taşınmaz eşyanın tereke ile ilgili olması halinde kesin yetkili mahkeme, “ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi”dir. Dava konusunun taşınmaz eşyanın tereke ile ilgili olmaması halinde kesin yetkili mahkeme, “taşınmaz eşyanın bulunduğu yer mahkemesi”dir.

  • Bahse konu durum ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; 24.11.1965 tarihli, 685/428 sayılı kararında “Terekedeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi davasını (TMK m. 644; eski MK m.584/a) da 11inci madde kapsamında görmeyerek, yetkinin 12nci (HUMK 13üncü)madde hükmüne göre belirlenmesi” görüşünde olduğunu belirtmiştir.
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 30.12.1954 tarihli, E.6938 K.6153 sayılı kararında ise durum “Miras bırakanın terekesiyle ilgili olarak ortaklığın giderilmesi davalarına o kimsenin son ikametgah mahkemesinde bakılması gerekir.” şeklinde ifade edilmiştir.
  • Dava konusu eşyanın taşınır eşya olması haline yetkili mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanun’unun 5. ve devamı maddelerinde gösterilen yetki kurallarına göre tayin edilir.

Ortaklığın Giderilmesinde Davasında Paylaşma Biçimleri

Ortaklığın giderilmesi davasında her ne kadar asıl olan aynen taksim olsa da HMK gereği hakim taleple bağlıdır.

  • Taraflar ortaklığın aynen taksim yoluyla giderilmesini talep etmediği takdirde hakimin bu yönde karar vermesi mümkün değildir. Bu itibarla davacının ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesini istemesi durumunda davalının buna itiraz ederek ortaklığın satış yoluyla giderilmesini istemesi mümkündür.
  • Keza davacının ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istemesi durumunda davalının ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesini talep etmesi de mümkündür. Davalının da talebinin değerlendirilmesi gerektiği, ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararında “Ortaklığın giderilmesi davasında, davacının yalnız satış yoluyla ortaklığın giderilmesini istemesine karşın, davalının aynen taksim istemesi ve bunun koşullarının da bulunması durumunda mahkemece, taksim suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilebilir.” şeklinde ifade edilmiştir.
  • Nihayetinde ortaklığın giderilmesi davasında taraflardan her ikisinin de bulunabileceği talepler:

1-Ortaklığın aynen taksim yoluyla giderilmesini istemek,
     1.a Ortaklığın kat mülkiyeti kurulması yoluyla giderilmesini istemek
2-Ortaklığın satış yoluyla giderilmesini istemek,
şeklindedir.

1- Ortaklığın Aynen Taksim Yoluyla Giderilmesi

  • İzale-i şuyu davasının tarafları malı nasıl bölüştüreceklerine anlaşarak dava sırasında bu antlaşmayı hakime bildirebilirler. Hakim bu antlaşma doğrultusunda ortaklığın giderilmesine karar verebilir. Taraflar malın paylaşılması konusunda anlaşmazlarsa maldaki ortaklığın ya satış suretiyle ya da aynen taksim yoluyla giderilmesi gerekir.
  • Taşınmaz mallarda aynen taksim yolu ile ortaklığın giderilmesi, taşınmazın parsellere ayrılması anlamına gelen ifraz işlemi sonucunda gerçekleşecektir.
  • Dava konusunu oluşturan taşınmazların birden fazla olması durumunda aynen taksimin mümkün olup olmadığının her bir taşınmaz için ayrı ayrı araştırılması gerekir.
  • Paydaşlar arasında anlaşma sağlanamadıkça bir kısım paydaşların payı paylaşma dışı bırakılarak ortaklığın giderilmesi kararı verilemez.
  • Ortaklığın giderilmesi davasında hakimin aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi kararı verebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı, imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığını araştırması gerekir. Burada yapılan keşifler büyük önem taşımaktadır.
  • Keza paydaşlar rıza göstermedikçe taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
  • Aynen taksimin mümkün olması durumunda, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır.
  • Davada paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez. Taşınmazın hukuki açıdan ifrazı mümkün olmalıdır
  • Aynen taksim halinde teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilmeli, bu projeye göre aynen taksimin 3194 sayılı İmar Kanunu ve Yönetmeliği uyarınca mümkün olup olmadığı onay makamına sorulmalıdır
  • Yargıtay 6. HD., 05.04.2010, E. 2009/11775, K. 2010/3836 kararına göre: ‘’ Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise belediyeden, belediye dışında ise İl İdare Kurulundan 3194 sayılı İmar Kanunu ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur.’’
  • Dava konusu mal, aynen taksim halinde değer kaybına uğrayacaksa ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesi mümkün olmayacaktır. Türk Medeni Kanunu’nun 699. maddesinde “Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa açık artırmayla satışa hükmolunur.” denilerek ifade edilmiştir.
  • Dava konusunun taşınmaz eşya olması durumunda kararın kesinleşmesiyle mülkiyet hakkını kazanan tarafların söz konusu taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunabilmeleri tapu tescilinin sağlanması ile mümkün olur.
  • Ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesine karar verildiği takdirde dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan irtifak hakkı, intifa hakkı veya şerh edilmiş şahsi haklar paylaşılan kısma intikal eder.

1.a Ortaklığın Kat Mülkiyeti Kurularak Giderilmesi

Ortaklığın giderilmesi davasına konu olan taşınmaz üzerinde tamamlanmış bir bina olduğu takdirde hakim kat mülkiyeti kurularak ortaklığın giderilmesine karar verebilir.

  • Eğer taşınmaz malda kat mülkiyeti kurmak mümkünse, hakim kat mülkiyeti kurulup kurulamayacağını çok iyi araştırmalıdır. Kat mülkiyetinin kurulması mümkün olan bir taşınmaz malda satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilemez.
  • Dava açıldıktan sonra da ortak maliklerden birinin ortaklığın kat mülkiyeti kurulması suretiyle giderilmesini talep etmesi halinde hakim paydaşlığın kat mülkiyeti kurularak giderilmesine karar verebilir.
  • Ortaklığın kat mülkiyeti kurularak giderilmesi halinde ortaklara tahsis edilen bağımsız bölümler arasında değer farkı söz konusu olursa denkleştirme (ivaz) paylara para eklenerek sağlanır.
  • Ortaklığın kat mülkiyeti kurulması yoluyla giderilebileceği, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2008/11693 E., 2008/12703 K. Sayılı kararında “Kat Mülkiyeti Yasasının 10. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında ortak maliklerinden birinin paylaşmanın aynen (kat mülkiyeti kurulması ve bağımsız bölümlerin özgülenmesi yoluyla) yapılmasını istemesi durumunda hakim, o taşınmazın mülkiyetinin 12. maddede yazılı belgelere dayanılarak kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermelidir.” şeklinde ifade edilmiştir.

2- Ortaklığın Satış Yoluyla Giderilmesi

Türk Medeni Kanunu’nun 699. Maddesine göre ortaklık, malın pazarlık veya artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi suretiyle giderilebilir.

  • Ortaklığın giderilmesi davasında davacı ortaklığın satış yoluyla giderilmesini istemiş ve davalılar da bu talebe itiraz etmemişlerse hakim, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verecektir.
  • Satış işleminin sadece paydaşlar arasında gerçekleşmesi bütün paydaşların buna rıza göstermesine bağlıdır. Tüm paydaşlar söz konusu rızayı gösterdikleri takdirde mahkeme, satışın paydaşlar arasında yapılacağına karar vermek zorundadır.
  • Satış suretiyle paylaşma halinde dava konusu eşya/eşyalar satışa çıkarılır. Satış sonunda elde edilen para, payları oranında paydaşlara dağıtılır.
  • Mahkeme, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verdiği takdirde ayrıca bir satış memuru tayin eder.
  • Satış memuru, satış işlemini İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre gerçekleştirir.

Ortaklığın Giderilmesi Davasında Muhdesatın Aidiyeti Konusunda Çekişme

Ortaklığın giderilmesi davasının konusu taşınmazda bulunan bina, ağaç, tesis gibi bütünleyici parçalar üzerinde mülkiyetin kime ait olduğu hususunda ortaklar arasında tartışma konusu ise, bu uyuşmazlığın ayrı bir dava açılmak suretiyle giderilmesi gerekir.

  • Uygulamada bu davalar ‘’Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası’’ denilmektedir. Bu davanın açılması halinde, izale-i şuyu davası yargılamasında, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının sonuçlanması beklenir. Çünkü, taşınmazda yer alan bütünleyici parçalar üzerindeki mülkiyet hakkını tespit edildikten sonra ortaklığın bütünleyici parçalar da dahil edilerek giderilmesi gerekir.

Davanın Özellikleri

Davacı davadan feragat etse bile, davalılardan biri davaya devam etmek isterse mahkemece davaya devam edilerek esas hakkında karar vermesi gerekir.

  • Ortaklığın giderilmesi davası iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran dava olup, davacı ve davalı benzer haklara sahiptir.
  • İki taraflı bir dava olmasının sonucu olarak: İzale-i şuyu davasında davanın kazananı veya kaybedeni olmaz, davanın tarafı olan herkes davadan aynı şekilde etkilenir.
  • Ortaklığın giderilmesi davası matbu harca tabi bir davadır. Her ne kadar davayı açan paydaş dava harcını ve mahkeme giderlerini davanın başında ödemek zorunda kalsa da davanın sonunda mahkeme giderleri ve avukatlık ücretleri payları oranında taraflara yükletilir.

AV.ZANA ŞAHİN

TÜRKİYE’DE HANGİ VERGİLER VAR?

Vergi Nedir?

Vergi; devletin kişilerden ve kurumlardan kanunla belirlenen şekilde kamusal hizmetlerin yapılabilmesi amacıyla alınan paralardır. Vergi, diğer kamu kurumlarının ve devletin, kamu hizmetlerinin sağlanması için kişilerden ve kurumlardan zorunlu olarak alınan paralardır. Zorunlu olmakla birlikte vergi, ödeme gücüne göre herkesin farklı yükümlülüğe sahip olduğu ve anayasada yeri olan bir konudur.

Ülkemizde şu anda takribi 20-21 tane vergi alınmaktadır.

Ya gelir  ya servet ya da servetin kullanımı üzerinden alınan bu vergiler şunlardır. 

Diğer yayınlarımıza göz atmak ister misiniz?

Gelir Üzerinden

  • Gelir vergisi
  • Kurumlar vergisi

Servet Üzerinden

  • Emlak vergisi
  • Motorlu Taşıtlar vergisi
  • Veraset ve İntikal vergisi

Gelir Ve Servetin Kullanımı Üzerinden

  • Katma Değer vergisi (KDV)
  • Özel Tüketim vergisi (ÖTV)
  • Damga vergisi
  • Banka ve Sigorta Muameleleri vergisi
  • Özel İletişim vergisi
  • Şans Oyunları vergisi
  • Gümrük vergisi ile Diğer eş etkili vergiler
  • Dampinge Karşı vergi
  • Telafi Edici vergi
  • Çevre Temizlik vergisi
  • İlan ve Reklam vergisi
  • Eğlence vergisi
  • Haberleşme vergisi
  • Konaklama vergisi
  • Elektrik ve Havagazı Tüketim vergisi
  • Yangın Sigortası vergisi

HUKUK BÜROSU VE DANIŞMANLIK

MESLEĞİN BAŞINDAKİ GENÇ MESLEKTAŞLARA TAVSİYELER-2

Bu yazım halihazırda baştan sona kadar okuyup belirli zaman ayırdığım ve her meslektaşın mesleğe başlamadan önce en azından bir kere okuyup mesleğe ilişkin bilgi sahibi olması gerektiğini düşündüğüm İstanbul Barosu Yayınları tarafından basılan ve  Sürekli Eğitim Merkezi dersleri esnasında biz avukat adayı olan stajyer avukatlara dağıtılan Avukatlık Kanunun giriş kısmında İstanbul Barosu Eski Umumi Katibi (1940)  Av. Ali Haydar ÖZKENT tarafından genç avukatlara ithafen yazılmış olan tavsiyelerden derlemiş olduğum bir yazındır. Aradan yıllar geçmiş olsa dahi hala kalburüstü olan  bu tavsiyeler özellikle ben ve benim gibi yeni mesleğe başlayan veya başlayacak olan meslektaşlarım açısından kati suretle okunması ve uygulanması gereken eşsiz ve nacizane tavsiyelerdir. Uzun bir zaman önce yazılmış olması dolayısıyla eski Türkçe kelimeleri hayli barındırmakta olan bu tavsiyeleri sadeleştirerek ve kendi yorumlarımı  da ekleyerek günümüz şartları ile harmanlayarak ortaya çıkarmış olduğum bu yazı dizisinin meslek hayatınızda etkili olması dileğiyle.

ÇABUK AÇILIP DÖKÜLMEYİNİZ

Bu meslekte belirli bir kıdeme sahip olan, deneyim ve tecrübelerinden ders çıkarabileceğiniz meslektaşların da özellikle söyleyeceği ikinci tavsiyede, ilk kez görüşmeye gelen size dava veremek isteyen veya danışmanlık isteyen iş sahiplerine karşı bilgi ve birikimlerinizi çabuk açılıp dökülmeyiniz derler.

İlk kez görüşmeye biri geldi randevulu veyahut randevusuz. Oturdu, işini anlatmaya başladı. Arada size sorular,  fikirler soruyor: Haklı mıyım? Karşı taraf haksız değil mi? Bunlar bunlar var elimde delil sayılır mı? Kazanır mıyım?…. gibi. Bu sorular karşısında hızınızı alamaz ve soruları cevaplar, davaya ilişkin yapılacaklardan, izlenecek yollardan ve haklılığına ilişkin çıkarımlarınızdan konuşursanız bu en başından kaybettiğiniz anlamına gelir.

İlk olarak tam olarak dosyayı veya olayı dinlemeden iş hakkında ilgili kanun maddelerini okuyup incelemeden, konuyu araştırmadan bilgi vermek meslek  profesyonelliğine aykırıdır. İşe ilişkin sonuc vaadi veya kesinliğe varan öngörüler ise iş sahibine umut vermek olacaktır.

Karşınızdaki kişi bilgisiz biri olabileceği gibi donanımlı ve bilgi sahibi bir insan da olabilir. Bilgi sahibi ve donanımlı kimse sizin bu tavır ve tutumunuz karşısında sizin acemi olduğunuzu düşünecek, işini vermekten kaçınacaktır.İş sahiplerinden bazıları şark kurnazlığı yaparak sizden alacağını alarak bir daha ofisinizde dahi uğramayabilirler.  

İş sahipleri almış oldukları bilgi ve yönlendirmelerden sonra o işin hakkı olan ücreti çok bulup daha azını vermesi gerektiğini düşünecek ve teklif edeceklerdir. Çünkü kendilerinin ayarıp bulamayacakları bilgileri siz kendi kendinize çok çabuk onlara hazır tabakta sundunuz. Size kendinizin vermiş oolduğu billgileri sıralayıp üstüne bir de çok az iş yapacağınızı ima ederek hakkınız olan parayı ödemekten kaçınacaktır. 

Öncelikle kendinizi idare etmeyi öğrenin, iş sahiplerine güven telkin edin, zamanızın kıymetli olduğunu , bilgi ve tecrübelerinizin bedava olmadığını hissettirin. İşi dinledikten, gerekli  araştırmayı yaptıktan ve davaya almaya ilişkin kanaatiniz hasıl olduktan sonra işi üzerinize alabileceğinizi söyleyiniz. Daha sonra işi alıp ve avukatlık ücret sözleşmesini imzaladıktan sonra aşama aşama bilgi verip, süreci anlatabilirsiniz.

Herkes en az bir kere de olsa çok bilgi verdim, bunları paylaşmamalıydım pişmanlığını yaşıyor bu meslekte. Tüm aşamalar iyi gitse bile size bağlı olmayan sebeplerden de iş kaybedebilirsiniz. Önemli olan hatasız olmak değil, işi de almak değil. İstediğiniz şartlarda ve ücrette o işi almaktır. Asıl başarı budur. İnsanlar duyguları ile satın alırlar ve sonra araya zaman girince mantık devreye girer. Anlaşma ve sözleşme imzalama neredeyse aynı anda olmalıdır. Hemen imzalayın avukatlık ücret sözleşmesini. Bunu sonraya bırakırsanız mantık devreye girer, akrabalar girer, başka meslektaş teklifleri girer. Sizi bir arada tutacak sözleşme olmadığı için hizmet alıcı büyük olasılıkla vazgeçecektir. Eğer hizmetinizi satın almış  olsaydı: mantık girsede, akrabalar konuşsa da, başka bir teklif de gelse mantık imzalanan sözleşmenin, alınan kararının iyi olduğu yönünde telkinde bulunacaktır. Kimse satın aldığı şeyin kötü bir karar olduğuna inanmak istemez.

Mümkün olan her yaptığınız işte küçükte olsa avans alın. İnsanlar az da olsa para ödedikleri bir işte, yerde, hizmette gönül bağı kurarlar. Bu bile sonraya bırakılan imza işlemini güvenceye alma yöntemidir. Ayrıca size sonradan gelecek olumsuz geri dönüşlerde zaman kaybı pişmanlığını, çok şey anlattım pişmanlığını azaltacaktır. İş kaybedilmiş olsa dahi bir miktar paranın kazanılması tatmin sağlayacaktır.

Bu bahsedilenler bir yana en önemlisi aldığınız işin gereklerini en iyi şekilde yerine getirmektir. Bunu yapmazsanız bir süre sonra çevre kazanmaya değil aldığınız işleri dahi kaybetmeye başlarsınız. Eğer işinizi iyi yapar, süreçten müvekkili haberdar eder, iletişim doyumunu sağlarsanız müvekkilleriniz size ailenizden hatta çevrenizden daha fazla ve daha büyük işler getirecek, net work ağı sağlayacaktır. 

AV. ZANA ŞAHİN