Uluslararası çocuk kaçırma; velayet hakkına sahip olan bir ebeveynin, çocuğu ile kişisel ilişki kurma hakkının velayet hakkına sahip olmayan birisi tarafından kısıtlanmasıdır. Küreselleşen dünya ile birlikte farklı vatandaşlıklara sahip bireylerin evlenmesi, boşanma veya ortaya çıkan muhtelef sorunlar nedeni ile çocuğun kimde kalacağı problemini doğurmaktadır. Ebeveynlerin farklı vatandaşlıklara sahip olması, onların
din, dil, yaşam tarzı, kültürlerinin farklı olması ve her birinin çocuğuyla vatandaşı olduğu ülkede yaşamak istemesi, uygulamada sorunlara yol açmaktadır.
Yazar: avukatzanasahin
CEZAEVİNE GÖTÜRÜLEBİLECEK KIYAFETLER: BİLMENİZ GEREKEN KURALLAR
Türkiye’deki Cezaevlerine Götürülebilecek Kıyafetler ve Diğer Eşyalar
Cezaevine götürülebilecek kıyafetler ve kişisel eşyalar, hükümlü ya da tutuklu yakınlarının temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla belirli kurallara tabidir. Bu kurallar, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, ilgili yönetmelikler ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün talimatlarına dayanır. Aşağıda, bu konuda dikkat edilmesi gereken detaylar yer almaktadır:
1. Götürülebilecek Kıyafetlerin Özellikleri
a) Kumaş Türü ve Malzeme
• Sentetik ve yanıcı kumaşlar yasak: Naylon, polyester gibi kolay tutuşabilen veya yanıcı maddelerden yapılmış kıyafetler kabul edilmez.
• Doğal kumaş tercih edilir: Pamuklu, yünlü veya keten kumaşlardan yapılmış kıyafetler daha uygundur.
• Metal içerik olmamalı: Kıyafetlerde fermuar, metal düğme, çıtçıt gibi parçalar bulunmamalıdır. Özellikle metal dedektörlerinden geçerken sorun yaratabilecek herhangi bir materyale izin verilmez.
b) Kıyafetlerin Stili ve Rengi
• Sade ve desensiz olmalı: Renk ve model açısından sade olan kıyafetler tercih edilir. Parlak renkler, kamuflaj desenleri veya üzerinde baskı, yazı, slogan, logo olan kıyafetler kabul edilmez.
• Renk tercihi: Siyah, koyu lacivert gibi renkler genellikle sınırlıdır. Açık tonlar (beyaz, gri, açık mavi) tercih edilir.
c) Mevsim Koşullarına Uygun Kıyafetler
• Yaz mevsimi: Tişört (sade ve desensiz), ince gömlek, keten pantolon.
• Kış mevsimi: Kazak, mont, hırka, eşofman. Montların fermuarsız ve sade olması gerekir.
d) İç Giyim ve Kişisel Giyim Malzemeleri
• İç çamaşırı (atlet, fanila, çorap) gibi temel ihtiyaçlar kabul edilir. Ancak sayıda sınırlama olabilir (örneğin, 3 atlet, 3 çorap gibi).
• Gömlek veya tişörtün altına giyilecek sade beyaz atletler uygundur.
2. Ayakkabı ve Terlik
• Bağcıksız ayakkabılar: Güvenlik nedeniyle bağcıklı ayakkabılar genellikle kabul edilmez. Bunun yerine sade ve rahat, bağcıksız ayakkabılar tercih edilmelidir.
• Terlik: Şeffaf veya sade terlikler getirebilirsiniz. Ancak kauçuk veya çok ağır terliklere izin verilmez.
3. Teslim Süreci ve Paketleme
a) Paketleme Kuralları
• Şeffaf poşet: Kıyafetlerin temiz ve düzenli şekilde şeffaf poşetlere yerleştirilmesi gereklidir. Karton kutu veya bez çanta gibi taşıma araçları genellikle kabul edilmez.
• Etiketleme: Poşetin üzerine mahkumun adı, soyadı ve kimlik bilgileri net bir şekilde yazılmalıdır.
• Poşette yasaklı bir eşya olmamasına dikkat edilmelidir.
b) Adet Sınırlamaları
• Her cezaevinin belirlediği adet sınırlamaları vardır. Örneğin:
• 2 tişört
• 2 pantolon
• 1 kazak
• 1 mont gibi.
• İhtiyaç listesi önceden belirlenmeli ve götürülen malzemeler bu sınırlamalara uygun şekilde hazırlanmalıdır.
4. Götürülemeyen Kıyafet ve Eşyalar
• Şeffaf olmayan kıyafetler: Cebinde gizli bölmeler olan kıyafetler yasaktır.
• Hassas malzemeler: Örneğin, kemer, saat, toka gibi aksesuarlar yasaklanmıştır.
• Zararlı veya riskli olabilecek ürünler: Sivri uçlu, kesici, yanıcı veya sökülebilir parçalara sahip her tür eşya yasaktır.
5. Cezaevi Yönetiminden Ön Bilgi Alın
Cezaevinden cezaevine kurallar değişiklik gösterebilir. Bu nedenle:
• Cezaevi yönetimiyle iletişime geçerek, hangi kıyafetlerin kabul edileceği hakkında bilgi alın.
• Bazı cezaevlerinde ihtiyaç listesi doğrudan hükümlü veya tutuklu tarafından belirlenir ve bu liste doğrultusunda eşya götürülmesi gerekir.
Bu bilgilere ek olarak, cezaevine götürülecek eşyaların listesi, genellikle ziyaret günü kontrol edilir. Bu nedenle tüm eşyaların, ilgili cezaevinin belirlediği kurallara uygun olarak hazırlanması önemlidir.
POLİS EVİMİ ARADI: EV ARAMASINDA USULE AYKIRI HALLER
Ev aramasında usule aykırılıklar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) belirtilen kurallara uygun olmayan şekilde yapılan işlemlerden kaynaklanır. Bu tür aykırılıklar, arama işlemine dayanılarak elde edilen delillerin hukuka aykırı sayılmasına ve yargılamada kullanılmamasına neden olabilir. İşte ev aramalarında sıkça karşılaşılan usule aykırılıklar:
- Arama Kararı veya Yazılı Emir Bulunmaması
• Arama Kararı: CMK 119. madde uyarınca, ev araması için hakimden arama kararı alınması zorunludur. Bu karar olmaksızın yapılan ev aramaları usule aykırıdır.
• Gecikmesinde Sakınca Bulunan Haller: Arama kararı alınamayacak kadar acil bir durum varsa, Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile arama yapılabilir. Ancak yazılı emir alınmamışsa veya yalnızca sözlü talimatla arama yapılmışsa işlem hukuka aykırıdır. - Arama İşleminin Gerekçesinin Belirtilmemesi
• Arama kararında veya emrinde:
• Arama yapılacak yerin açıkça belirtilmesi,
• Hangi suçtan dolayı arama yapılacağı ve arama amacı (örneğin, suç delili aramak) açıkça yazılmalıdır.
• Bu gerekçeler belirtilmemişse, arama kararı eksik ve geçersiz sayılabilir. - Arama Sırasında Hazır Bulunması Gereken Kişilerin Eksikliği
• Arama sırasında:
• Ev sahibi veya bir yakınının aramada bulunması gerekir. Ev sahibi yoksa, komşu veya muhtar gibi bir kişi aramaya tanık olarak çağrılmalıdır.
• Bu kişilerin çağrılmaması veya işlem sırasında hazır bulunmamaları, işlemin hukuka aykırılığına neden olur. - Tutanağın Düzenlenmemesi veya Eksik Düzenlenmesi
• Arama işlemi sonunda, arama tutanağı düzenlenmelidir. Tutanakta:
• Aramaya katılan görevlilerin kimlikleri,
• Arama sırasında ele geçirilen eşyalar veya deliller,
• Aramaya tanıklık eden kişilerin imzaları bulunmalıdır.
• Tutanakta eksiklikler veya yanlışlıklar varsa, bu durum işlemi tartışmalı hale getirebilir. - Gece Yapılan Aramalar
• CMK’ya göre, gece vakti ev araması yapılması genel olarak yasaktır. Gece araması yapılabilmesi için, arama kararında veya savcının yazılı emrinde bunun açıkça belirtilmesi gerekir.
• Eğer bir suçüstü durumu veya çok acil bir hal yoksa, gece yapılan aramalar hukuka aykırıdır. - Kolluk Görevlilerinin Yetkisizliği veya Fazla Zor Kullanımı
• Yetkisiz Kolluk: Aramayı yapan kolluk görevlilerinin, yetkili makamdan emir alıp almadığı kontrol edilmelidir. Yetkisiz kişilerce yapılan işlemler geçersizdir.
• Zor Kullanma: Arama sırasında gereksiz güç kullanılması, eşyaların zarar görmesi veya kişilere baskı yapılması gibi durumlar hukuka aykırıdır. - Arama Sırasında Avukat Bulunmasına Engel Olunması
• Şüpheli veya müdafi, ev araması sırasında hazır bulunabilir. Müdafinin aramaya katılma talebi reddedilirse, bu durum da usule aykırılık oluşturur. - Keyfi ve Genişletilmiş Arama
• Arama kararı veya yazılı emir, yalnızca belirli bir yeri veya belirli bir suçla ilgili arama yapılmasını kapsar.
• Örneğin: Karar yalnızca ev içinse, başka bir yer (örneğin, garaj veya araç) aranamaz.
• Arama kapsamının keyfi olarak genişletilmesi usule aykırıdır. - Arama Öncesi Hakların Bildirilmemesi
• Evde arama yapılacak kişiye:
• Aramanın amacı,
• Arama kararının veya emrinin varlığı,
• Hakları (örneğin, bir avukata haber verme hakkı),
açıkça bildirilmelidir. Bu bilgilendirme yapılmadan yapılan aramalar hukuka aykırı hale gelir. - Hukuka Aykırı Elde Edilen Deliller
• Arama sırasında usule aykırılıklar varsa, bu şekilde elde edilen deliller, CMK 206 ve 217. maddeler gereği hukuka aykırı delil sayılır ve yargılamada kullanılamaz.
Sonuç
Eğer bir ev aramasında yukarıdaki usule aykırılıklardan biri veya birkaçı mevcutsa:
1. Arama Tutanaklarına İtiraz: Tutanakta usulsüzlükleri belirtin.
2. Delil Yasakları Talebi: Hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin dosyadan çıkarılmasını mahkemeden talep edin.
3. Şikayet ve İtiraz: Usulsüz arama yapan kolluk görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
Bu tür durumlarda, hem tutanaklara doğru itirazda bulunmak hem de hukuki süreçte delil yasaklarını işletmek önemlidir.
BOŞANMA SÜRECİNDE YAPILAN 3 BÜYÜK HATA
1. Kanıt Toplamamak
Boşanma davasında maddi veya manevi tazminat talep etmek istiyorsanız, talebinizi destekleyecek kanıtlar sunmanız gerekir. Eksik veya yetersiz kanıt sunulması, hak kaybına yol açabilir.
📌 Örnek Kanıtlar:
• Elektronik yazışmalar (mesajlar, e-postalar)
• Fotoğraflar ve videolar
• Tanık ifadeleri
• Mali durum belgeleri (örneğin, ortak hesap dökümleri veya ödenmemiş nafakalar)
🔍 Neden Önemli?
Mahkemeler, somut delillere dayanarak karar verir. Kanıt sunulmaması durumunda, mahkeme taleplerinizi reddedebilir.
2. Uzlaşma Olmadan Acele Etmek
Boşanma davaları uzun sürebilir ve taraflar arasında çocuk velayeti, nafaka veya mal paylaşımı gibi konularda uzlaşma sağlanamazsa süreç daha da karmaşık hale gelir.
📌 Uzlaşma Gereken Önemli Konular:
• Çocukların velayeti ve kişisel ilişki düzenlemesi
• Mal paylaşımı (ev, araba, ortak hesaplar vb.)
• Nafaka miktarı ve ödeme koşulları
🔍 Neden Önemli?
Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya göre çok daha hızlı ve masrafsızdır. Uzlaşma sağlanamaması durumunda çekişmeli davalar yıllarca sürebilir.
3. Yanlış Yönlendirme
İnternetten veya çevreden alınan bilgi her zaman doğru olmayabilir ve davanın seyrini olumsuz etkileyebilir. Hukuki süreçler karmaşıktır ve yanlış bir adım, geri dönülmesi zor sonuçlara yol açabilir.
📌 Örnek Yanlış Yönlendirmeler:
• “Bu davayı tek başına kazanabilirsin.”
• “Kanıt olmadan da hak talep edebilirsin.”
• “Avukata gerek yok, sadece dilekçe vermen yeterli.”
🔍 Neden Önemli?
Hukuki bir hata, hem zaman kaybına hem de hak kaybına neden olabilir. Bu nedenle bir avukattan profesyonel destek almak her zaman daha sağlıklıdır.
Avukata Danışmanın Önemi
Boşanma süreci, duygusal ve psikolojik olarak yorucu bir süreçtir. Bu nedenle hukuki desteğe sahip olmak hem süreci kolaylaştırır hem de hak kaybı yaşamanızın önüne geçer.
📌 Avukat Ne Yapar?
• Taleplerinizi hukuki zeminde savunur.
• Kanıt toplama ve sunma sürecinde yardımcı olur.
• Çocuk velayeti, nafaka ve mal paylaşımı gibi konuları müzakere eder.
TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ ÖRNEĞİ
TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ
Taahhüt Eden Kiracı :
Adı Soyadı : [Kiracının Adı Soyadı]
T.C. Kimlik No : [Kiracının T.C. Kimlik No’su]
Adres : [Kiracının Adresi]
“TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİ ÖRNEĞİ” yazısını okumaya devam etÇOCUĞUN KAÇIRILMASI VE ALIKONULMASI SUÇU VE CEZASI
Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
TAHLİYE TAAHHÜDÜ: GEÇERLİLİK ŞARTLARI VE SÜREÇLER
Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesi uyarınca, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak taahhüt etmesine rağmen bu tarihte boşaltmaması halinde kiraya verenin tahliye davası açma veya icra takibi başlatma hakkı vardır.
TBK m. 352/1:
“Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.”
“TAHLİYE TAAHHÜDÜ: GEÇERLİLİK ŞARTLARI VE SÜREÇLER” yazısını okumaya devam etİNFAZDA ÇAĞRI KAĞIDI NEDİR VE YAKALAMA EMRİ
Yakalama emri : Madde 19- (1) Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kâğıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, Cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır.
(2) (Değişik: 24/1/2013-6411/5 md.) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır.
(3) (Ek: 24/1/2013-6411/5 md.) Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kâğıdı gönderilir. (4) (Ek:14/4/2020-7242/21 md.) Hakkında yakalama emri çıkarılan hükümlünün yakalanabilmesi amacıyla gerektiğinde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama yapılabilmesi bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 119 uncu maddesi hükümleri uygulanır. Hâkim tarafından verilecek arama kararları sulh ceza hâkimi tarafından verilir.
5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 19. Maddesi, infaz süreçlerinde çağrı kağıdı ve yakalama emri düzenlenmesini açıkça düzenler. Bu maddeye göre:
“İNFAZDA ÇAĞRI KAĞIDI NEDİR VE YAKALAMA EMRİ” yazısını okumaya devam etTÜRK CEZA KANUNUNDA İSTİNAF SÜRECİ: TCK MADDE 272
İstinaf
Madde 272 – (1) İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir.
(2) Hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilir.
(3) Ancak;
a) (Değişik: 31/3/2011-6217/23 md.) Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen onbeşbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,[103]
b) Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
c) Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere,
Karşı istinaf yoluna başvurulamaz. (Ek cümle:14/4/2020-7242/17 md.) Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
Türk Ceza Kanunu Madde 272, istinaf yolunu düzenleyen temel hükümlerdendir ve bir ceza yargılamasında ilk derece mahkemesi kararlarına karşı itiraz mekanizmasının nasıl işlediğini açıklar. Maddede yer alan hükümleri şu şekilde açıklayabiliriz:
“TÜRK CEZA KANUNUNDA İSTİNAF SÜRECİ: TCK MADDE 272” yazısını okumaya devam etTÜRK CEZA KANUNUNDA BİRLİKTE FAİLLİK VE DOLAYLI FAİLLİK : ÖRNEKLER-TCK MADDE 37
Faillik
Madde 37- (1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.
Türk Ceza Kanunu Madde 37 suça iştirak kapsamında faillik kavramını ele alır ve iki temel durumu düzenler:
