Yayınlarımız

SERBEST AVUKATLIK, DİSİPLİN VE ZAMAN YÖNETİMİ

Dün akşam gece 3′ te uyandım ve birkaç gündür yapmayı ertelemiş olmam sebebiyle beni rahatsız eden birkaç işimi oturup yapmaya karar verdim. Tabi asıl uyanma sebebim işleri yapmamak değildi. Meslekte serbest çalışmanın hem avantajı hem zorluklarından biri çalışma saatlerinin esnek olması. Meslekte çoğu kere siz tayin ediyorsunuz ne zaman ve ne kadar çalışacağınızı. Meslekte bağımsız çalışmanın en önemli noktası diyebilirim işlerinizi, duruşmalarınızı, toplantılarınızı, müvekkil görüşmelerinizi ve dosyalar, davalar için siz zamanı yönetmek zorundasınız. Tabi eğer bir sekreteriniz varsa bu çok daha kolay. Birçok meslektaş tek başına başladığı için bu sorumluluklar bizim üstümüzdedir. Bu durum bağlı çalışan fakat kendi ofisini açmak isteyen birçok meslektaşın gözünü korkutmaktadır.

İlk başlarda tecrübe edinmek ve birikim yapmak için tercih edilen bağlı çalışmak yıllar geçtikçe zorunlu bir hal almakta ve ofis açmak korku haline gelmektedir. Kendi işlerini yürüten meslektaşlarda ise sürekli bir işin unutulduğuna dair anksiyete bozukluğu. İşin süresinin kaçıp kaçmadığını kontrol etmek için kalkıp hafta sonu ya da gece yarısı ofise giden meslektaşlar biliyorum.

Disiplin, özen, sorumluluk ve zaman yönetimi yaptığımız her işte, günlük hayatta, yemek yaparken, enstrüman çalarken, arkadaş görüşmelerinde… Her yerde var ve olmalı. Aslına bakarsanız bu olmayınca işi iyi yapma ve özenli olmak ihtiyacı doğmuyor. Sorumluluğun olduğu her yerde biraz stres vardır. Bunun dozunu ayarlamak bizim elimizde.

Bu konuda daha stajyer avukatken tanıştığım ve meslekte gerçekten çok işime yarayan kendimin de önemsediği ve meslekte tavsiye ettiğim Tarkan KARABEL’ in birkaç tavsiyesini paylaşmak istiyorum:

 İşte size zaman yönetimi taktikleri:

1. Bir sporcu gibi yaşayın. Erken yatın, sabahları da erken kalkın. Mesaiye saat 8.00’de başlayan zaman yönetiminde avantajlı duruma gelir

2. Güne yapılacaklar listesiyle başlayın

3. E-postalara günün sadece belli zamanlarında bakın

4. Tek bir işe odaklanın, aynı anda birden çok işi yapmayın

5. Telefon görüşmelerini üç dakika ile sınırlayın

6. Gelen aramaları aciliyet ve önem durumlarına göre sınıflandırın. Aciliyeti düşük işleri sonraya erteleyin

7. İş odağınızı bozacak araya giren muhtelif işlere hayır demeye başlayın

8. Akşam eve giderken masanızı toplayın. Bu şekilde ertesi güne tertemiz bir masayla çalışmaya başlarsınız

9. Mümkün olduğunca işleri başkalarına delege edin ve başkalarının zaman kaldıracını kullanın

10. Her görüşme ve toplantınıza bir zaman çerçevesi belirleyin ve buna sadık kalın

11. Yataktan kalktığınız ilk 2 saat altın değerindedir. Çünkü kavramsal düşünme gücü zirveye ulaşır. Esnek çalışma imkanı varsa, dilekçelerinizi, raporlarınızı, bu iki saatte verimli bir şekilde yapın

12. Rutin ama şık bir kıyafet tarzı belirleyin. Böylece her sabah ne giyeceğinizi düşünmek için enerji ve vakit harcamazsınız.

#zamanyönetimi #avukatlıkvezaman #avukatlıkdisiplin #avukatlıksorumluluk #avukatzanasahin #avzanaşahin #avukatzanaşahin #hukuk #dava #mahkeme #avukat #gençavukatlar #kendibüromuaçmak #avukatolmak #nasılavukatlıkyapılır #avukatatavsiyeler

TÜRKİYE’DE HANGİ VERGİLER VAR?

Vergi Nedir?

Vergi; devletin kişilerden ve kurumlardan kanunla belirlenen şekilde kamusal hizmetlerin yapılabilmesi amacıyla alınan paralardır. Vergi, diğer kamu kurumlarının ve devletin, kamu hizmetlerinin sağlanması için kişilerden ve kurumlardan zorunlu olarak alınan paralardır. Zorunlu olmakla birlikte vergi, ödeme gücüne göre herkesin farklı yükümlülüğe sahip olduğu ve anayasada yeri olan bir konudur.

Ülkemizde şu anda takribi 20-21 tane vergi alınmaktadır.

Ya gelir  ya servet ya da servetin kullanımı üzerinden alınan bu vergiler şunlardır. 

Diğer yayınlarımıza göz atmak ister misiniz?

Gelir Üzerinden

  • Gelir vergisi
  • Kurumlar vergisi

Servet Üzerinden

  • Emlak vergisi
  • Motorlu Taşıtlar vergisi
  • Veraset ve İntikal vergisi

Gelir Ve Servetin Kullanımı Üzerinden

  • Katma Değer vergisi (KDV)
  • Özel Tüketim vergisi (ÖTV)
  • Damga vergisi
  • Banka ve Sigorta Muameleleri vergisi
  • Özel İletişim vergisi
  • Şans Oyunları vergisi
  • Gümrük vergisi ile Diğer eş etkili vergiler
  • Dampinge Karşı vergi
  • Telafi Edici vergi
  • Çevre Temizlik vergisi
  • İlan ve Reklam vergisi
  • Eğlence vergisi
  • Haberleşme vergisi
  • Konaklama vergisi
  • Elektrik ve Havagazı Tüketim vergisi
  • Yangın Sigortası vergisi

HUKUK BÜROSU VE DANIŞMANLIK

DİJİTAL ŞİDDET NEDİR?

Gününmüz dünyasında yaygınlaşan teknoloji kullanımı ve bununla birlikte gelişen sosyal medya beraberinde yeni bir şiddet türünü meydana getirdi. Maruz kalanın, eylemi işleyenin ve birçok kimsenin habersiz olduğu bu şiddet türü yer, zaman fark etmeksizin herkes tarafından uygulanabilmekte. 

Sosyal medya araçları vasıtasıyla psikolojik, cinsel veya ekonomik zarar vermeyi amaçlayan saldırılar dijital şiddet olarak adlandırılır. Bu saldırılar günlük yaşamınızda tanıdığınız ve ilişkide olduğunuz insanlardan gelebileceği gibi, eski partnerinizden veya hiç tanımadığınız insanlardan da gelebilir. Bu nedenle şiddetin doğası bulunduğunuz sanal platforma ve şiddet uygulayan kişiye göre değişebilir.

Bu bağlamda kanuni bir tanımı bulunmayan dijital şiddet, teknolojinin olanaklarından faydalanmak suretiyle belirli bir kişiye veya gruba yönelik, bu kişi veya kişilerle ilgili bir bilişim sistemine veya bilişim sistemindeki verilere ilişkin ya da bir bilişim sisteminin araç olarak kullanıldığı rahatsız ya da kontrol edici her türlü eylem ve işlemler olarak tanımlanabilir.

Dijital şiddet teknolojik araç ve sistemlerin kişisel alana müdahale etmek, kişiyi baskılamak, zorlamak, sınırlamak, korkutmak ve kontrol etmek amaçlı kullanılması ile huzur bozucu davranışlar, özellikle tehdit, şantaj, hakaret, ifşa, iftira ve ısrarlı takip olarak nitelendirilebilecek eylemler; bir kişi ya da bir grubu hedef alan ayrımcı, aşağılayıcı ve şiddet içeren davranışlarda bulunulması; kişinin dijital kişisel alanına hukuka aykırı müdahaleler; kişisel verilerin hukuka aykırı elde edilmesi, kullanılması, saklanması veya paylaşılması; cinsel içerikli teklif ve her türlü iletiler, kişinin rızasının olmadığına işaret eden sözlü, yazılı, fiziksel veya engelleme, silme gibi dijital davranışlarına rağmen alternatif araç ve yollarla eylemlere devam etme ve dijital taciz davranışlarını grup etkinlikleriyle gerçekleştirme gibi şekillerde ortaya çıkabilir.

DİJİTAL ŞİDDETE KARŞI HUKUKİ SÜREÇ

Dijital şiddete maruz kalınması sonrası başvurulabilecek yollar ve yapılması gerekenler öncesinde söz konusu durum ile kendi başınıza baş etmek durumu daha ciddi hale getirilmektedir.

Söz konusu sanal ortamda tespit önem arz etmektedir. Eylem yazılı olarak mail, mesaj, gönderi, yorum, haber gibi kanallarla işlenmiş ise bunların ekran görüntüleri alınmalıdır. Eylemi meydana getiren kişiler tarafından  paylaşım kolaylıkla silinebilecek veya değiştirilebilecektir.Özellikle eğer davranış mesaj veya e-posta ile gerçekleştirilmişse bunların silinmemesi önemlidir. 

Bunları hemen yaptıktan sonra hukuki açıdan güvenilir ve resmi bir tespit için https://portal.tnb.org.tr/Sayfalar/TespitHiz.aspx adresi üzerinden Türkiye Noterler Birliği nezdinde oluşturulmuş portal kullanılmalıdır. Her saatte, ücretsiz olarak yapılabilen e-tespit sonrasında herhangi bir notere gidilerek sistemin verdiği başvuru numarasıyla tespit işlemi onaylatılarak belgeye dönüştürülebilir.

Dijital şiddete karşı yapılması gereken ikinci şey, dijital şiddet içeren paylaşım şayet özel mesaj veya e-posta değil de üçüncü kişilere açık bir paylaşımsa, bu içeriğin bir an evvel kaldırılmasını veya erişime kapatılmasını sağlamaktır. Şayet 5651 sayılı İnternet Kanunu kapsamında katalog suçlarda düzenlenen durumlardan biri veya özel hayatın gizliliğinin ihlali söz konusuysa https://www.ihbarweb.org.tr/ sitesi üzerinden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna her saatte ücretsiz başvurulabilir. Bunların dışında kişilik haklarının ihlali söz konusuysa içerik sağlayıcısına, buna ulaşılamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurularak uyarı yöntemiyle içeriğin yayından çıkarılması istenebileceği gibi, doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi de istenebilir.

Öte yandan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında en yakın polis ya da jandarma karakolu ile Cumhuriyet Savcılığına veya Aile Mahkemesine başvurularak ihtiyaç duyulan önleyici ve koruyucu tedbir kararları aldırtılabilir. Ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü’ nün Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’ na mail yoluyla, telefon ile ve online  başvuru yapılarak ihbarda bulunulabilinmektedir.

Bu adımlar tamamlandıktan sonra failin bir yaptırımla karşılaşması için gerekli adımlar atılmalıdır. Dijital şiddet davranışları çoğu zaman Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen suçlardan birini oluşturduğundan faillerin ceza alması sağlanabilir. Bu davranışlar, Türk Ceza Kanunu’nun Bilişim Alanında Suçlar başlığı altında düzenlenen suçlardan olabileceği gibi, klasik suçların bilişim sistemleri aracılığıyla işlenmesi halinde Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar veya Hürriyete, Şerefe, Genel Ahlaka Karşı Suçlar kapsamında da olabilir. Tehdit, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, şantaj gibi. Somut olayda bunlardan biri veya birkaçı birlikte gerçekleşmiş olabilir. 

Öte yandan dijital şiddet davranışları nedeniyle kişilik hakları ihlal edilen maruz bırakılanlar, Türk Borçlar Kanunu’nun 58. Maddesi gereğince de saldırı sonrası meydana gelen maddi ve manevi zararın giderilmesini isteyebilir. Bu şiddete maruz kalan kimse tazminat için ayrıca dava açabilme hakkına sahiptir.

Bu makaleye ayrıca bir katkısı olması adına Youtube sayfamdan Dijital Şiddet Nedir? Dijital Şiddete Karşı Hukuki Süreç/ Dijital Şiddete Maruz Kalınca Ne Yapılmalı içerikli bir video çektim: https://youtu.be/cjMpWqnHzFk

#avukatzana #avzanasahin #dijitalşiddet #hukukisüreç #avzanaşahin #hukuk #avukat #mahkeme #dava #dosya #cezahukuku #hakaret #tehdit #özelhayatıngizliliği #stajyeravukat

ARACIN ÇALINMASI HALİNDE KASKO, TAZMİNAT VE ŞARTLAR

Metropollerde ve büyük şehirlerde oldukça sık rastlanan durumların başında gelen gasp ve hırsızlık araçlarınızın da güvenliğini tehlikeye atıyor. Aracınızın çalınması ya da çalınmaya teşebbüs edilmesi halinde size maddi kaybı onarma olanağı sunan isteğe bağlı kasko ile aracınızı güvence altına alabilecek ve meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı önceden önlem alma fırsatı elde edebileceksiniz. Peki araç çalınması durumunda kaskodan yararlanmak adına izlenmesi gerekilen adımlar ne olmalıdır?

Aracım Çalınırsa Kaskodan Yararlanmak İçin Ne Yapmalıyım?

Aracın çalınması durumunda gerekli prosedürlerin yerine getirilmesi ve poliçede belirtilen kurallar çerçevesinde hareket edilmesi yeterlidir. Sigorta şirketi tarafından istenen belgelerin eksiksiz bildirilmesi ve bildirim süresine dikkat edilmesi çalınma durumunda kasko sigortasından faydalanılması için gereken koşullardan bazılarıdır. 

İlk olarak aracın çalındığının fark edilmesi ile hızlı bir şekilde polis ya da jandarma gibi yetkili makamlara durum bildirilmelidir. 

Yetkili mercilerin yaptığı incelemeler sonucu tutulan tutanakların örnek nüshaları alınarak gerekli diğer tüm belgeler ile birlikte kasko sigortası yaptırdığınız sigorta şirketine bildirmeniz gerekir. 

Aracın çalındığı günün tarihinden itibaren sigorta şirketine bildirim yapılması için gerekli olan süre 5 iş günüdür. Bu sürenin geçirilmesi durumunda araçla ilgili herhangi bir tazminat ödemesi sigorta şirketi tarafından yapılmaz.

Polise ihbarın yapılması ve sigorta şirketine gerekli belgelerin iletilmesinden sonra araştırma süreci başlar. Yetkililerin yapacakları araştırma 30 gün içerisinde sonuçlanmamış ise sigortalının polise başvurarak aracın bulunamadığının belgelendirmesi gerekir. Bu belgeleri sigorta şirketine bildirmekle de sigortalı yükümlüdür. 

30 gün içerisinde çalınan aracın bulunması durumunda ise sigortalı aracı kabul etmek zorundadır. Araçta çalınma nedeniyle oluşan hasar ya da çalan kişinin kullanımı nedeniyle oluşan tüm hasar sigorta şirketi tarafından karşılanır. 

Aracın 30 gün içerisinde bulunamaması durumunda aracın çalındığı günkü rayiç bedeli sigortalıya ödenir. Örneğin, 120 bin TL değerindeki bir araç sigortalandıktan 6 ay sonra çalındığında tazminat 120 bin TL olarak değil, çalındığı günkü değeri hesaplanarak ödenir. Tazminat bedelinin sigortalıya iletilmesinden sonra aracın bulunması durumunda ise karar verme hakkı sigortalıya geçer. Sigortalı isterse aldığı tazminatı sigorta şirketine iade eder, isterse de çalınan araçtaki tüm haklarını sigorta şirketine devrederek tazminat bedelini kullanır. 

Sigorta Şirketinin Çalınma Sonucu Tazminat Ödemediği Durumlar Nelerdir?

Sigortalı aracın çalınması sonrası sigortalının hakları poliçe kapsamındaki özel şartlar nedeniyle farklılık gösterebilir. Bazı çalınma durumlarında sigortalı tazminat hakkından faydalanabilirken bazı durumlarda ise çalınan aracın tazminat bedelinin ödenmesi sigorta şirketi tarafından reddedilir. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından yayınlanan Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında kaskonun çalınma sonucu ödeme yapmadığı durumlar ile bazı özel durumları aşağıda maddeler halinde bulabilirsiniz. 

Sigortalı araca ait anahtarın kontakta ya da araç içerisinde unutulması nedeniyle sigortalı aracın çalınması halinde çalınma veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan zararların giderilmesi sigorta şirketi tarafından reddedilir.

Sigortalı aracın anahtarlarının polis ve asker gibi resmi sıfatlar kullanarak, güven oluşturacak şekil ve davranışlarla ele geçirilmesi suretiyle ya da acil bir durum veya görev bahane edilerek el konulması suretiyle meydana gelen çalınma veya çalınmaya teşebbüsten doğacak zararlar kasko sigortası çalınma teminatı kapsamı dışındadır.

Sigortalı aracın anahtarının zor, şiddet, cebir veya tehdit kullanılmaksızın ele geçirilmesi sonucu oluşan tüm zararlar sigorta şirketleri tarafından karşılanmaz.

İsteyerek ve bilerek sigortalı aracın kullanılmasına izin verilen veya emanet edilen kişilerce aracın çalınması sonucu oluşan zarar kasko sigortası kapsamı dışındadır. 

Sigortalının herhangi bir nedenle algılama yeteneğinin zayıflaması ya da kaybolması nedeniyle, durumdan faydalanan kötü niyetli kişilerce araç anahtarının çalınması ve bu yolla ele geçirilen araçta meydana gelecek hasar kasko sigortası çalınma teminatı dışında kalır.

Araç anahtarının kötü niyetli kişiler tarafından zor kullanmadan ele geçirilmesi, zor kullanma gerektirmeyecek şekilde açıkta bırakılması, açık durumda olan kapı ya da pencereden zor kullanmadan girilip alınması yoluyla ele geçirilip aracın çalınması ya da çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu araçla ilgili bütün hasar kasko sigortası kapsamı dışındadır.

Aracın çeşitli nedenlerle götürüldüğü otopark, servis, oto yıkama ve tamirhane vb işletmelere teslim edildikten sonra aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu meydana gelecek hasarlar, araç teslim edilmeden önce işletmeden kanunen geçerli bir belge alınmaması durumunda kasko şirketi tarafından karşılanmaz.

Kasko şirketlerinin aracın çalınması durumunda tazminat ödemediği durumların yanı sıra farklı birkaç durum da bulunur. Araç anahtarının kapalı bir mekanda bulunması durumunda bu mekana kırma, delme, zorlama ya da öldürme, yaralama, şiddet kullanma veya tehditle girilmesi, anahtarın bu yollar ile ele geçirilmesi sonucu oluşan zarar kasko sigortası tarafından karşılanır. Çeşitli araçlar kullanılarak ya da tırmanarak kapı ve pencerelerden girilip ele geçirilen anahtarların kullanımıyla araçta oluşacak hasar sigorta şirketi tarafından karşılanır. Gasp edilerek ele geçirilen anahtarlarla çalınan araçlar da kasko sigortası teminatları kapsamı içindedir.

Ayrıca sigortalının yükümlülüğünü yerine getirmediği diğer durumların yanı sıra bilerek veya isteyerek verilen zararlar ve sigortalının azmettirmesiye gerçekleşen olaylar kasko sigortası kapsamı dışındadır.

Aracın çalınması ile ilgili yukarıda belirttiğimiz tüm kırılımlar sigorta şirketleri arasında farklılık göstermektedir. Bu nedenle daha sonra mağduriyet yaşamamak adına kasko sigortası düzenlenirken sigorta şirketlerinden gerekli bilgiler alınmalı ve bu bilgiler doğrultusunda kasko poliçeniz güncellenmelidir.

avukatzanasahin.com arabam çalında ne yapmalıyım

Çalınan Aracın Aksesuarları Kaskoya Dahil midir?

Araca sonradan ilave edilen özel lastik ve çelik jantlar değer olarak standartlarından farklı olduğu için, değerleri sigortalı ile sigortacı tarafından mutabık kalınarak kasko sigortası hesaplama kuralları çerçevesinde tespit edilmeli, ek teminatlar ile poliçede ayrıca belirtilmelidir. Kasko sigortası yaptırdıktan sonra araca eklenen hiçbir aksesuar sigorta teminatına dahil değildir. Bu nedenle araç çalındığında da kasko şirketinin sorumluluğunda değildir.

Çalınan Araç Kasko Ödemesi Nasıl Olur?

Araç sahipleri yaşanabilecek olumsuzluklara karşı kasko sigortası ve trafik sigortası yaptırır. Kasko sigortası çarpma, çarpılma, yanma, çalınma ve çalınmaya teşebbüsün yanı sıra birçok ek teminatla genişletilebilir. Trafik sigortasının kasko sigortasından farkı yaptırılması zorunlu olan, teminatlarının kapsamı devlet tarafından belirlenen ve kazaya karışan 3. kişilerin zararını karşılayan sigorta türü olmasıdır. Kasko sigortası ana teminatları arasında yer alan çalınma ve çalınmaya teşebbüs ise sürücüleri, gerçekleşmesi durumunda en zor duruma düşürecek durumdur. Sigorta bedeli ile kıyaslanamayacak kadar büyük zarara uğramanıza neden olan bu durumdan aracınızın hasarını ve çalınması durumunda rayiç bedelini ödeyen kasko sigortası ile kurtulabilirsiniz. 

Hırsızlığın gerçekleşmesi durumunda ise ilk olarak polis ya da jandarmaya başvurulur. Daha sonra 5 iş günü içerisinde polis tutanakları ile birlikte sigorta şirketi bilgilendirilir ve evraklar teslim edilir. Belgelerde herhangi bir eksiklik olmaması durumunda ise sigorta eksperinin hasar tespit ve değerlendirme çalışmaları başlar. Sigorta eksperleri kaza sonucu oluşan maddi kaybın miktarını, yaşanan kaybın sebebini ve kapsamını belirleyen, tüm bunları etik ilkeler çerçevesinde yapan kişilerdir. Sigorta eksperi kaza ile ilgili incelemesini tespit tutanağı ve raporlar ile birlikte Tramer’e gönderir. Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi (Tramer) tüm sigorta işlemleri ile ilgili bilgilerin toplandığı merkezdir. En fazla iki gün içinde Tramer’den gelen karar doğrultusunda işlemlere başlanır. 

Son kararda yapılan araştırmalar sonucu kazada hata oranı belirlenir ve tazminat miktarı aynı doğrultuda karşılanır. Kasko hasar ödeme süresi kazanın meydana geldiği tarihi takip eden 45 gün içerisinde gerçekleşiyor.

Kasko sigortası ne zaman ve nasıl gerçekleşeceği belli olmayan kazalara karşı sürücüleri koruma altına alır. Tüm araç sahiplerinin risk altında olduğu bu durumda maddi yükten kurtulmak için kasko sigortası yaptırmak hayati bir önem taşır. 07.05.2021

AVUKAT ZANA ŞAHİN

STAJYER AVUKATLARA-HUKUK ÖĞRENCİLERİNE TAVSİYELER

AVUKATLIKTA ON PARMAK ÖĞRENMEK

Bu yazım mesleğin başındaki meslektaşlara, stajyer avukatlara ve henüz hukuk fakültesi sıralarındaki öğrencilere yönelik yapmaya niyet ettiğim yazı dizimin devamı niteliğindedir. 

Ben bir sorunun cevabını ararken ilk olarak internet üzeri aramalar yaptıktan sonra birine sormak alışkanlığında oldum her zaman. Teori konusunda çok fazla kaynak ve bilgi var bizim mesleğimizde. Ama iş pratiğe gelince, pratiğe dayalı çok az bilgi ve kaynak var. Yok denecek kadar az hatta.  

Öğrenciyken, stajyer avukatken ve şuan genç bir meslektaş olarak avukatlık mesleğini daha iyi icra edebilmek, müvekkil ilişkileri, ofis yönetimi, meslekte verimli çalışma, zaman yönetimi… Bu konularda ne kadar çok arama ve araştırma yaptıysamda bizim meslekte pratik kaynak bulmak çok zor. Staj yaptığımız veya staj yapacağımız yerlerde ise aradığını ve soruların cevaplarını bulmak onu bırakın sorularınızı soracak muhatap bulmak bile sıkıntı. Bir önceki nesil, benim dönemim ve sonradan gelen tüm meslektaşların en büyük kaygısı verimli bir staj dönemi geçirememek oldu. Yetersiz bilgilerle avukatlığa adım atmak korkulu rüya. Bunun için yaptığım araştırmalar, okumalar, aldığım online eğitimler ve kendime kattıklarım ile pratik açısından yazılı kaynaklar üretmek istedim meslek adına.

Bu kazançlardan biri on parmak ve herkese kati suretle tavsiyemdir. Şöyle ki;

ON PARMAK YAZMANIN  FAYDALI KATKILARI\NEDEN ÖĞRENMELİSİNİZ?

Kendime kattığım büyük kazançlardan birinden olan on parmaktan bahsedeceğim bu yazımda sizlere. Mesleğe zaman,hız ve verimlilik açısından çok büyük katkısı olan öğrenmelerden biriydi on parmak. Ben on parmağı F klavye ile öğrendim ve F ile yazıyorum. İlk başladığımda Q ile deneme yapmıştım, sonra F klavyeye karar kıldım. Yaptığım araştırmalar neticesinde. Aşağıda F klavyeyi seçme nedenlerinden bahsedeceğim. F veya Q farketmeksizin öğrenilebilecek bir kazanç bu. Yazacak çok şey var endişemi ortadan kaldıran, yazdığım metne bakmaksızın ve hatta sohbet ederken yazmamı sağlayan büyük bir kazanç oldu benim için. 

On parmak yazarken klavyeyi düşünmüyorsunuz. Çalışmalarla birlikte parmaklarınıza bakmadan harflerin yerlerini parmaklarınıza ezberletiyorsunuz. Biri ile konuşurken göz temasını kesmeden konuşabiliyor, onu dinleyebiliyorsunuz. Yazarken düşünme eylemine boğulmadan çok hızlı notlar alabiliyorsunuz.

Temize geçmeniz gereken bir el yazılı metniniz varsa veya kitaplardan bazı notları bilgisayara geçmek istediğinizde bir ekrana bir notlara bakma derdinden ve baktığınazda ne yazacağınızı ezberlemek zorunda kalmıyorsunuz, çoğu kere ekrana bakıncaya kadar unutan biri olarak müthiş bir kazanç oldu benim için.

Bizim ülkemizde zabıt katipleri, adliye memurlarının bilmesi gereken bir şey izlenimi yaratsa da birçok ülkede on parmak dersleri küçük yaşlardan itibaren müfredatlara eklenen bir gelişim alanı. Bizim ülkemizde on parmak bilen insan sayısı çok az malesef. Bende erken tanışmış sayılmam avrupa ülkelerini baz alırsak. İsmini duyunca bile kısa bir şaşkınlık yaşamıştım. Stajyerken bir meslektaşım yanımda bahsini açmıştı. Tabi çok ilgimi çekti; epey video izledim, blog yazılarını okudum, insanların öğrenme hikayelerini dinleyip okudum O da öğreneceğinden bahsetmişti. O hemen harekete geçti ve erken öğrendi.Aslında meslektaşım ben farkında olmadan meslek hayatımın en büyük katkılarından birinden haberdar olmamı sağladı. (Kendisine burdan çok selamlarımı iletiyorum)

NEDEN Q KLAVYE DEĞİLDE F KLAVYE  İLE ON PARMAK ÖĞRENDİM?

Öncelikle Q ile başlayıp sonra neden F klavyeye geçtiğimden bahsedecek olursak; 

Q klavye dizilimini Christopher Latham Sholes isimli mucit ortaya koymuş. Sholes, daktiloda her bir harfe basıldığında kağıda vurarak harfleri basan mekanik kolların, hızlı yazı yazıldığında çarpışıp sıkıştığını fark etmiş. Sholes bu problemin çözümü için, kullanıcının yazım hızını yavaşlatmak üzere harflerin yerlerini alabildiğine karıştırarak en çok kullanılan harfleri elin en zor ulaşabileceği yerlere yerleştirmeyi uygun görmüş. Sık kullanılan harfler dağınık şekilde yerleştirilmiş ve böylece Q klavye ortaya çıkmış.

F klavye ise Türkçe’de yer alan kelimeler analiz edilerek, harflerin kullanım sıklığına göre özel olarak dizayn edilmiş bir klavye. Harflerin dizilimini incelerseniz, sol ortada en çok kullanılan sesli harflerin, sağ ortada ise en çok kullanılan sessiz harflerin olduğunu görürsünüz. En rahat kullandığımız işaret parmaklarının altında en sık kullandığımız harfler bulunur. Az kullanılan harfler ise köşelere dağıtılmıştır. Böylece parmaklarınızı fazla kaydırmadan hızla yazarsınız.

Yine, Türkçe’ de ağırlıklı olarak bir sesli bir sessiz harf kullanıldığından, sesliler sol ortada sessizler sağda toplanmıştır. Böylece bir sağ bir sol elinizi kullanırsınız, akıcı bir kullanımı hızı ortaya çıkar.

1957 yılından bu yana yapılan ve Türkiye’nin katıldığı uluslararası klavye ile hızlı yazma yarışmalarında, F klavye ile 25 rekor ve 59 dünya şampiyonluğu elde edilmiş. Yarışmada Q klavye kullanımı serbest olmasına rağmen rekorlar ve şampiyonlukları F klavye getirmiştir. İşte bu yüzden F ile on parmak öğrenmeye karar verdim. Öğrenmeyi isterseniz sizlere de F ile öğrenmeyi tavsiye ederim. 

Kullandığımız tüm bilgisayar klavyeleri Q dediğinizi duyar gibiyim. Arkadaşlar işte burda on parmağın büyüsü burada başlıyor. Klavyeye, ellerinize bakmadan yazdığınız için klavye tuşlarının ve üzerinde ne yazdığı çok önemsiz. On parmak yazmak için önümüzdeki bilgisayarda hangi klavye olduğu farketmeksizin klavye dilini F klavyeye çevirmeniz yeterli. Gözü kapalı yazmaya başlayabilirsiniz.

BENİM ON PARMAK ÖĞRENME SERÜVENİM

İlk olarak stajyer avukatken adını duyar duymaz araştırdım, bir sürü video ve yazı derken sıra öğrenmeye gelmişti. Ayrıca bu yazıma ek olarak benim on parmak öğrenme serüvenime dair videomda bulumakta. Ben ilk (https://turkegitim.net/Default.aspx) bu siteden başladım çalışmaya bir arkadaşın tavsiyesi üzerine. Daha sonra  son öğrenme sürecinde (https://www.m5bilisim.com/tr/on-parmak/) bu siteden öğrendim. Bu sitelerde temelden başlayıp aşama aşama zorlaşan bir eğitim sistemi var. En temelden hangi parmağın hangi harf üzerinde durması gerektiği, temel dizilimlerden başlayarak harf harf parmakları eğitiyor. Önce Q klavye ile öğrenmeyi denemeye karar vermiştim. Birkaç ders Q ile çalışmaya başladım. Sonra bıraktım işlerin yoğunluğu sebebiyle. Bu arada bana on parmak konusundan ilk kez bahseden meslektaş oturmuş iki gün 20 saat (https://www.m5bilisim.com/tr/on-parmak/) bu sitenin tüm derslerini bitirmişti ve on parmak yazmaya başlamıştı. Şuana kadar geç kaldığını ve müthiş bir faydasını gördüğünü söylüyordu. Onu da gördükten sonra tekrar öğrenme aşkı geldi tabi.  Az bir zaman sonra tekrar oturdum derslerin başına tabi birkaç ders derken gene sıkıldım. Öğrenen insanların öğrenme hikayelerini ve süreçlerini okuyup, izleyeyim dedim. Okuduklarımdan ve izlediklerimden sonra F klavye ve Q klavye arasında yukarıdaki anatomik farklılık ve Türkçe’ ye uygunluk meselesini öğrenince F klavye ile on parmak öğrenmeye karar verdim.

Bu sefer oturup F klavye ile çalışmaya başladım sitede bulunan ilk üç dersi beş kez tekrardan sonra yine bıraktım çalışma yoğunluğunu bahane ederek. Aradan bir yıl geçti ve benim 2020 yılı hedeflerimden biriydi on parmak öğrenmek. Sürekli aklımda olup bir türlü tekrar oturup tam olarak öğrenme kararlılığını gösteremediğim. Hatta öyle bir hal almıştı ki benim için on parmak öğrenme yeteneğim olmadığını, hiç öğrenemeyeceğimi düşünmeye başlamıştım. İşin kötü tarafı yıl sonu geliyordu artık aralık ayındaydık. 2020 hedeflerimdeki iki şey dışında bu kalmıştı yapmadığım ve yıl bitiyordu.

Sonra kendimi şartladım ve oturup en 2 saat çalışma olarak programıma ekledim. Sanırım 3 veya 4 gün çalıştım. Açıkçası zorladı yanlış basıyordum harflere, bakmak istiyordum bazen ve durup harfin yerini düşünüyordum ellerime bakmamak için. Bir ara o kadar çok sıkıldım ki yazamıyorum işte deyip masadan kalktım. Sonra öğrendim. Benim için zor olanı başarmıştım ve ben tüm dersleri bitirmeden öğrenmiştim. Bu sefer ilk seferden farklı olarak on parmağı günlük çalışma hayatımda da kullanmaya devam ettim. Öğrenenlerin en önemli tavsiyesine uymuştum bu sefer. İlk günümde uzun bir tevsii tahkikat dilekçesi yazmıştım 5 sayfalık. Sanırım ecel teri dökmenin ne demek olduğunu o zaman tekrar öğrendim.  Dilekçeyi yazmak 2 günümü aldı. O kadar yavaştım ki yazmayı yeni öğrenmiş çocuk benzetmesi çok yerinde olur sanırım. Tahmini 1 ayım yavaş yazmakla geçti diyebilirim. Vazgeçmedim bu sefer. 🙂

Demem o ki iki mutluluğu birden yaşamıştım o yıl; birincisi amaçladığım 2020 hedefini yerine getirmiştim ve ikincisi on parmak öğrenmiştim. On parmak öğrenmemin üzerinden 4 aydan fazla bir süre geçti ve mesleki anlamda yazım işlerimi yaparken çok rahatladım ve zaman kazancım neredeyse yarı oranda artı. Kendime hem mesleğim de hem de kişisel anlamda o kattığım çok güzel bir kazanım oldu. Sadece hukuk okuyanların, avukatların değil bilgisayar kullanan herkesin öğrenmesini tavsiye ediyorum. Benim yıllardır kim olursa olsun tavsiye ettiğim şey kitap okuma alışkanlığı kazanmaktı, bundan sonra tavsiyeme on parmağı da ekledim. 

Tavsiyemin ve öğrenme serüvenimin sizlere ışık olmasını dilerim…

MİRASÇININ MİRASI RET HAKKI NEDİR? (REDDİ MİRAS)

Hukukumuzda, terekenin (mirasın) yasal ve atanmış mirasçılara bırakılmasında Küllli halefiyet ilkesi geçerli kılınmıştır. Bu ilke doğrultusunda mirasçılık sıfatı, mirasbırakanın ölümü veya ölüm ile eşit tutulabilecek bir olay gerçekleştiğinde ilgili kişilere direk geçer. Mirsaçılar murisin malvarlıklarında hak sahibi olacağı gibi murisin borçlarından da kendi malvarlıklarıyla sorumludurlar. İlgili kişiler mirasçılık sıfatı istemeseler, hatta murisin ölümünden bihaber olsalar dahi mirasçılık sıfatını kazanmakta ve murisin borçlarından sorumlu olmaktadırlar.

Mirasın reddi iki türlüdür:

  1. Mirasın gerçek reddi
  2. Mirasın hükmen reddi

Şimdi mirasın reddinin bu iki şeklini ayrı başlıklar hâlinde inceleyelim.  

Mirasın Gerçek Reddi Nedir?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Ret hakkı” başlıklı 605’ inci maddesi hükmü şu şekildedir:

“Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.” (TMK; m. 605/I)

Yasal mirasçılar miras bırakanın eş ve hısımlarından müteşekkildir. Kanun koyucu bu kişilerin mirası reddetme hakkına sahip olduğunu açıkça düzenlemiştir. 

Atanmış mirasçılar ise, miras bırakanın ölüme bağlı bir tasarrufla (miras sözleşmesi veya vasiyet) atamış olduğu mirasçılara denir. Bu kişilerin de mirası reddetme hakları bulunmaktadır.

Mirasın gerçek reddi, bu anlamda gerek yasal ve gerekse atanmış mirasçıların süresi içerisinde kendilerine intikal eden mirası reddettiklerin açıkça beyan etmeleri olarak ifade edilebilir. Mirasın gerçek reddini, mirasın hükmen reddinden ayıran husus, onun mirasçıların bizzat/yasal temsilcileri aracılığı ile harekete geçerek açık bir irade beyanı ile mirası reddetmeleridir.

Mirasçılar mirası yasal süresi içerisinde reddetmezler ise, miras bir küll halinde kayıtsız ve şartsız olarak aktif-pasif tüm unsurları ile mirasçılara geçer. 

“Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.” (TMK; m. 610)

Mirasın Hükmen Reddi Nedir?

Mirasın reddi kural olarak yukarıda ifade edildiği gibi mirasın gerçek reddi suretiyle olur. Eğer miras reddedilmemiş ise mirası red süresinin sonunda miras kayıtsız ve şartsız olarak aktif-pasif tüm unsurları ile mirasçılara geçer. Fakat kanun koyucu terekenin açıkça borca batık olduğu kimi durumlarda mirasçıların mirası reddettiğini karineten kabul etmiştir. Bir başka anlatımla bu gibi durumlarda mirasa sahip olmak için susmak değil, açıkça mirası talep ettiğini ifade etmek gerekir. Aksi takdirde miras, yasa gereği reddolunmuş sayılacaktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun konuya ilişkin hükmü şu şekildedir:

“Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” (TMK; m. 605/II)

Benzer bir durum “sonradan gelen mirasçılar yararına ret” hâlinde de söz konusudur.

“Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. 

Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar.

Bunun üzerine miras, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.” (TMK; m. 614)

Mirasçının mirası red hakkı, ancak miras hakkının kendisine geçmesinden sonra mevcut olabilir. Kanuni ve atanmış mirasçılar, miras bırakanın ölümü anından itibaren mirası reddedebilirler. Mirasçıların, mirası reddebileceği hak düşürücü süre üç aydır. Süresi içinde reddolunmadığı takdirde miras, mirasçı tarafından kabul edilmiş ve kesin olarak kazanılmış olur. Bu sebeple, mirası kabul etmek istemeyen mirasçının kanuni süre içinde red beyanında bulunması şarttır, aksi takdirde red hakkı düşer. Söz konusu red süreleri, birer zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süre niteliğindedir. Kanuni mirasçılar için mirası red süresinin başlangıcı miras bırakanın ölüm tarihidir. Fakat uzakta bulunmak, hastalık gibi sebeplerle, ölümden haberdar olamayan veya bunu geç duyan mirasçılar hakkında, red süresi ölümü öğrenme tarihinden itibaren başlar.

Mirası reddettikten sonra mirasçı kural olarak bundan dönemez. Ancak hata, hile, ikrah sebeplerinden birinin bulunması halinde bu mümkündür ve red beyanının iptali kabildir. Ayrıca, mirası reddeden mirasçı, diğer mirasçıların muvafakatlerini almak şartı ile, red beyanından dönebilir.

REDDİ MİRAS

Avukat Zana Şahin Hukuk Ve Danışmanlık

Mirasın reddinin hükümlerine bakacak olursak, mirasçının mirası reddetmesi ile mirasçılık sıfatı ortadan kalkar ve mirasçının mirası kazanması, miras bırakanın ölüm anına kadar geriye yürüyerek hükümsüz hale gelir. Bu kişi sanki hiç mirasçı olmamış gibi sayılır. Bunun sonucu olarak, mirası reddeden kişi miras bırakanın borçlarından da sorumlu olmaz.

Mirası reddedecek olan kişi 3 ay içerisinde sulh hukuk mahkemesine yazılı bir belge veya sözlü beyan ile mirası reddettiğini bildirebilir. Hakim tarafından beyanın süresinde yapılıp yapılmadığı, mirasçı olup olmadığını inceledikten sonra ret beyanını tescil edecektir.


Yer yönünden yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesinde ret beyanının mirasın açıldığı yerde sulh hukuk mahkemesine yapılacağı belirtilmiştir.

KAT KARŞILIĞI SÖZLEŞMESİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Yakın zamanda almış olduğumuz bir iş neticesinde bu hususları yazılı hale getirip, bu tür işlemleri yapacaklara yardımcı olacağını düşündüğümüz hususları derledik sizler için,

 1. Resmi imar durumu alındıktan sonra, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılması.

2. Tarafların kimlik ve adres bilgilerinin doğru verilmesi. 

3. Arsa ve yapılacak yapı bilgilerinin doğru verilmesi. 

4. Kat karşılığı sözleşmesi imzalandıktan sonra mal sahibinin, müteahhite süre uzatımı yapmadan vekâlet vermesi. 

5. İnşaat yapım sürecinde su basman seviyesinden sonra ilgili ilçe belediyesine ve ilçe tapu müdürlüğüne müracaat edilerek, kat irtifakı tapularının alınması. 

6. İstenildiği takdirde mal sahibi, müteahhit için aşamalı satış sınırı koyabilir. 

7. Mal sahibinin inşaat yapımı nedeniyle satmayı vaat ettiği hissenin müteahhite devir zamanı(temlik), müteahhit inşaatı tamamladıkça ilgili yapı denetim firmasının seviyesine göre, minimum %10’luk oran elinde kalması kaydıyla aşamalı olarak tapu devri yapılabilir.

8. Müteahhit, inşaat yapım sürecinde geçerli olmak üzere zarar-risk sigortası yaptırabilir. 

9. Mal sahibi, söz konusu dosyasını ilgili ilçe belediyesinden istediğinde inceleyebilir. 

10. Mal sahibi, yapılan inşai faaliyetler ile ilgili her türlü detayı görebilir. 

AV ZANA ŞAHİN

11. Mal sahibi; ruhsat, iskân, inşaat teslim süresi gibi durumlar için ayrı ayrı zaman aralığı belirtilebilir. 

12. İmar durumunda değişik yapılması halinde, mal sahibine bilgi verilerek sözleşmesinin yenilenmesi gerekliliği. 

13. Tarafların vefat, iflas, ulaşamama gibi her türlü hallerde fesih için mahkeme yoluna başvurulması. 

14. Müteahhittin mal sahibinin bilgisi olmadan başka bir yüklenici ile devir işleminin yapılıp yapılamayacağı bilgisinin sözleşmede belirtilmesi. 

15. Tek taraflı fesih işlemleri için mahkemelere başvurulabileceği. 

16. Sözleşme ekinde sunulan yapıya ait krokiye yolların işlenmesi.

17. Sözleşme ekindeki kroki ile mimari projenin uyuşması. 

18. Proje, inşaat ruhsatı, iskân ve yapı denetim ile ilgili bütün harç ve ücretlerin taraflardan hangisinin ödeyeceğinin belirlenmesi. 

19. Proje ve inşaat takip sürecinde, müteahhitin düzenlemiş olduğu iş programının sözleşmeye eklenme durumunun kararlaştırılması. Mücbir sebeplerde iş programı revize edilebilir.

20. Yüklenici firma emrinde çalışan işçi, taşeron, mimar, tekniker, mühendis, teknisyen ile üçüncü kişilerin bedenen, maddi ve manevi her türlü zarar görmeleri halinde sorumluluğun kime ait olduğunun belirtilmesi. 

21. Tarafların birbirlerine haber vererek adres değişikliği yapması. 

22. Taraflar sözleşme hükümlerine uymadığı takdirde cezai hüküm şartı eklenmesi. 

23. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin hükümlerinin, sözleşme imzaladığı tarih itibari ile mi, inşaat ruhsatı alındığı tarih itibari ile mi uygulanacağının belirtilmesi.

AV. ZANA ŞAHİN

İNŞAAT SÖZLEŞMELERİ

MESLEĞİN BAŞINDAKİ GENÇ MESLEKTAŞLARA TAVSİYELER-2

Bu yazım halihazırda baştan sona kadar okuyup belirli zaman ayırdığım ve her meslektaşın mesleğe başlamadan önce en azından bir kere okuyup mesleğe ilişkin bilgi sahibi olması gerektiğini düşündüğüm İstanbul Barosu Yayınları tarafından basılan ve  Sürekli Eğitim Merkezi dersleri esnasında biz avukat adayı olan stajyer avukatlara dağıtılan Avukatlık Kanunun giriş kısmında İstanbul Barosu Eski Umumi Katibi (1940)  Av. Ali Haydar ÖZKENT tarafından genç avukatlara ithafen yazılmış olan tavsiyelerden derlemiş olduğum bir yazındır. Aradan yıllar geçmiş olsa dahi hala kalburüstü olan  bu tavsiyeler özellikle ben ve benim gibi yeni mesleğe başlayan veya başlayacak olan meslektaşlarım açısından kati suretle okunması ve uygulanması gereken eşsiz ve nacizane tavsiyelerdir. Uzun bir zaman önce yazılmış olması dolayısıyla eski Türkçe kelimeleri hayli barındırmakta olan bu tavsiyeleri sadeleştirerek ve kendi yorumlarımı  da ekleyerek günümüz şartları ile harmanlayarak ortaya çıkarmış olduğum bu yazı dizisinin meslek hayatınızda etkili olması dileğiyle.

ÇABUK AÇILIP DÖKÜLMEYİNİZ

Bu meslekte belirli bir kıdeme sahip olan, deneyim ve tecrübelerinden ders çıkarabileceğiniz meslektaşların da özellikle söyleyeceği ikinci tavsiyede, ilk kez görüşmeye gelen size dava veremek isteyen veya danışmanlık isteyen iş sahiplerine karşı bilgi ve birikimlerinizi çabuk açılıp dökülmeyiniz derler.

İlk kez görüşmeye biri geldi randevulu veyahut randevusuz. Oturdu, işini anlatmaya başladı. Arada size sorular,  fikirler soruyor: Haklı mıyım? Karşı taraf haksız değil mi? Bunlar bunlar var elimde delil sayılır mı? Kazanır mıyım?…. gibi. Bu sorular karşısında hızınızı alamaz ve soruları cevaplar, davaya ilişkin yapılacaklardan, izlenecek yollardan ve haklılığına ilişkin çıkarımlarınızdan konuşursanız bu en başından kaybettiğiniz anlamına gelir.

İlk olarak tam olarak dosyayı veya olayı dinlemeden iş hakkında ilgili kanun maddelerini okuyup incelemeden, konuyu araştırmadan bilgi vermek meslek  profesyonelliğine aykırıdır. İşe ilişkin sonuc vaadi veya kesinliğe varan öngörüler ise iş sahibine umut vermek olacaktır.

Karşınızdaki kişi bilgisiz biri olabileceği gibi donanımlı ve bilgi sahibi bir insan da olabilir. Bilgi sahibi ve donanımlı kimse sizin bu tavır ve tutumunuz karşısında sizin acemi olduğunuzu düşünecek, işini vermekten kaçınacaktır.İş sahiplerinden bazıları şark kurnazlığı yaparak sizden alacağını alarak bir daha ofisinizde dahi uğramayabilirler.  

İş sahipleri almış oldukları bilgi ve yönlendirmelerden sonra o işin hakkı olan ücreti çok bulup daha azını vermesi gerektiğini düşünecek ve teklif edeceklerdir. Çünkü kendilerinin ayarıp bulamayacakları bilgileri siz kendi kendinize çok çabuk onlara hazır tabakta sundunuz. Size kendinizin vermiş oolduğu billgileri sıralayıp üstüne bir de çok az iş yapacağınızı ima ederek hakkınız olan parayı ödemekten kaçınacaktır. 

Öncelikle kendinizi idare etmeyi öğrenin, iş sahiplerine güven telkin edin, zamanızın kıymetli olduğunu , bilgi ve tecrübelerinizin bedava olmadığını hissettirin. İşi dinledikten, gerekli  araştırmayı yaptıktan ve davaya almaya ilişkin kanaatiniz hasıl olduktan sonra işi üzerinize alabileceğinizi söyleyiniz. Daha sonra işi alıp ve avukatlık ücret sözleşmesini imzaladıktan sonra aşama aşama bilgi verip, süreci anlatabilirsiniz.

Herkes en az bir kere de olsa çok bilgi verdim, bunları paylaşmamalıydım pişmanlığını yaşıyor bu meslekte. Tüm aşamalar iyi gitse bile size bağlı olmayan sebeplerden de iş kaybedebilirsiniz. Önemli olan hatasız olmak değil, işi de almak değil. İstediğiniz şartlarda ve ücrette o işi almaktır. Asıl başarı budur. İnsanlar duyguları ile satın alırlar ve sonra araya zaman girince mantık devreye girer. Anlaşma ve sözleşme imzalama neredeyse aynı anda olmalıdır. Hemen imzalayın avukatlık ücret sözleşmesini. Bunu sonraya bırakırsanız mantık devreye girer, akrabalar girer, başka meslektaş teklifleri girer. Sizi bir arada tutacak sözleşme olmadığı için hizmet alıcı büyük olasılıkla vazgeçecektir. Eğer hizmetinizi satın almış  olsaydı: mantık girsede, akrabalar konuşsa da, başka bir teklif de gelse mantık imzalanan sözleşmenin, alınan kararının iyi olduğu yönünde telkinde bulunacaktır. Kimse satın aldığı şeyin kötü bir karar olduğuna inanmak istemez.

Mümkün olan her yaptığınız işte küçükte olsa avans alın. İnsanlar az da olsa para ödedikleri bir işte, yerde, hizmette gönül bağı kurarlar. Bu bile sonraya bırakılan imza işlemini güvenceye alma yöntemidir. Ayrıca size sonradan gelecek olumsuz geri dönüşlerde zaman kaybı pişmanlığını, çok şey anlattım pişmanlığını azaltacaktır. İş kaybedilmiş olsa dahi bir miktar paranın kazanılması tatmin sağlayacaktır.

Bu bahsedilenler bir yana en önemlisi aldığınız işin gereklerini en iyi şekilde yerine getirmektir. Bunu yapmazsanız bir süre sonra çevre kazanmaya değil aldığınız işleri dahi kaybetmeye başlarsınız. Eğer işinizi iyi yapar, süreçten müvekkili haberdar eder, iletişim doyumunu sağlarsanız müvekkilleriniz size ailenizden hatta çevrenizden daha fazla ve daha büyük işler getirecek, net work ağı sağlayacaktır. 

AV. ZANA ŞAHİN

MESLEĞİN BAŞINDA Kİ GENÇ AVUKATLARA TAVSİYELER

AVUKATLARA TAVSİYELER

GENÇ AVUKATLARA TAVSİYELER

Hazırlayan : Av. Zana ŞAHİN

Bu yazım halihazırda baştan sona kadar okuyup belirli zaman ayırdığım ve her meslektaşın mesleğe başlamadan önce en azından bir kere okuyup mesleğe ilişkin bilgi sahibi olması gerektiğini düşündüğüm İstanbul Barosu Yayınları tarafından basılan ve  Sürekli Eğitim Merkezi dersleri esnasında biz avukat adayı olan stajyer avukatlara dağıtılan Avukatlık Kanunun giriş kısmında İstanbul Barosu Eski Umumi Katibi (1940)  Av. Ali Haydar ÖZKENT tarafından genç avukatlara ithafen yazılmış olan tavsiyelerden derlemiş olduğum bir yazındır. Her bir başlık bir yazı konusu olması sebebiyle parça parça yazacağım bu tavsiyeleri. Aradan yıllar geçmiş olsa dahi hala kalburüstü olan  bu tavsiyeler özellikle ben ve benim gibi yeni mesleğe başlayan veya başlayacak olan meslektaşlarım açısından kati suretle okunması ve uygulanması gereken eşsiz ve nacizane tavsiyelerdir. Uzun bir zaman önce yazılmış olması dolayısıyla eski Türkçe kelimeleri hayli barındırmakta olan bu tavsiyeleri sadeleştirerek ve kendi yorumlarımı  da ekleyerek günümüz şartları ile harmanlayarak ortaya çıkarmış olduğum bu yazının meslek hayatınızda etkili olması dileğiyle.

Avukatlık kanunun da içerdiği anlamıyla kamu hizmeti ve serbest meslektir. Avukat yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. Hukuki bilgi ve tecrübelerine kanunun belirlediği amaç çerçevesinde adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

Üstad Av. Ali Haydar Özkent’in bu meslek ve mesleği hakkıyla, etik ve ahlaki değerlere uygun yapılabilmesi için vermiş olduğu tavsiyeler:

MÜVEKKİLLERLE TEKLİFSİZLİKTEN SAKININIZ

Teklifsizlik sözlük anlamı itibariyle: Senli benli olmak, sıkıfıkılık, içli dışlılık anlamlarına gelmektedir. Mesleğin veriminin birinci sırrı, müvekkil ile teklifsiz olmamaktır. İş sahipleri ile aranızda bir mesafe bırakınız. 

İşlerini yaptığınız insanlarla aranızdaki mesafeyi her zaman koruyunuz ve bunu samimiyet kurbanı etmeyiniz. İnsanlar  ilişkilerinizde gelişen samimiyet sebebiyle bunu kullanmaya ve suistimal etmeye fırsat kollayacaklardır. Yumuşaklığınızı gördükleri andan itibaren bunu kullanarak yaptığınız işlerden para istemeye bile çekinecek hale geleceksinizdir.

Tarafınıza yapılacak olan yemek, eğlence gibi davetleri kabul etmekten imtina ediniz. Küçük gibi görünen bu menfaat karşısında bilgilerinizi, deneyim ve tecrübelerinizi ziyan etmeyin. Özellikle işlerini yürüttüğünüz iş sahiplerine karşı ağır ağır ve mesafenize koruyacak şekilde davranınız.

Bürolarını yeni açmış meslektaşlarım bu söylenenin iş kaybına sebep olacağını ve iş bulunamayacağını dedikleri duyulur gibi. İş kazanmak veya kaybetmemek uğruna samimi olunması ve suyuna gidilmesi gerektiği gibi düşüncelere kapılmayınız. Özellikle bunu eleştirmekte kendisi.

İşini yaptığınız bir kimseye takınmış olduğunuz samimi, yumuşak tavır onun size karşı söz sahibi olduğu ve her dilediğini yapabileceği inancı oluşturacaktır onun nezdinde.Çabuk avukat olunmaz ve acele ile para kazanılmaz diyor.Vereceğiniz ödünler ile meslek değerlerinizi kaybetmekten, zamanınızı yitirmekten ve sağlığınızı yitirmektense mesleğinize ve kendinize yatırımlar yapmak için çalışın. Seminerlere, eğitimlere katılın, kitap okuyun, içtihat ve mevzuat takibi yaparak gelişiminize katkı sağlayınız. Gerekli vasıflara, bilgiye, tecrübeye ve öngörüye sahip olduktan sonra er ya da geç isteğiniz işler size gelecek ve iş almakta zorlanmayacaksınızdır.

Meslekte gereken ciddiyet ve vakarı göstermelisiniz. Mesafenizi korumamanız, iş kaybetmeme uğruna gösterdiğiniz samimiyet ve yumuşaklık ciddiyetsiz, işini iyi yapmayan ve önemsemeyen biri olarak görülmesine sebep olacaktır.  İş sahipleri işlerini mesleğine, yaptığı işe önem veren gerekli ilgiyi gösteren meslektaşlarınıza işlerini teslim eder ve böylelerine ücret ödemesi yaparlar. Samimiyetini severler, hoşlarına gider lakin beraberinde işini iyi yapacağını düşündükleri avukatlara başvururlar hatta çevrelerinden avukat tavsiyesi isteyenlere dahi başkalarını tavsiye edeceklerdir.

Meslekte bu raddeye gelmekten sakınınız, bir kere vermiş olduğunuz ödünlerin ardı arkası kesilmeyecek ve artık böyle bilinmeye başlarsınız. Sadece yerinizde saymakla yetinir ve belirli, küçük bir kazanç elde eden bir avukattan öteye gidemezsiniz.  13/11/2020

AV. ZANA ŞAHİN

KAZA SONRASI GÜVENCENİZ OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?

Bu Güvence Nedir?

GÜVENCE HESABI NEDİR

Güvence Hesabı, kapsamında bulunan zorunlu sigortaların sağladığı teminatlara ilişkin bedeni olarak (sakatlık ve ölüm) zarar görenlere kaza sonrasında sakat kalma halinde sakatlık tazminatı, ölüm halinde ise ölenin desteğinden yoksun kalanlara destekten yoksun kalma tazminatı ödemektedir.

2918 Sayıla Karayolları Trafik Kanununun 85 inci maddesinde bir aracın işletilmesi sırasında meydana gelecek bedeni ve maddi zararlardan motorlu aracına işleteninin ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin doğan zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı açıklanmıştır. İşletenlerin bu sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu tutulmuştur. İşletenlerin bu sigortayı yaptırmamaları halinde, kişiye gelen bedeni zararların 5684 Sayılı Sigortacılık Kanununun 14 üncü madde gereği kurulmuş olan Güvence Hesabı’ndan karşılanacağı hükme bağlanmıştır. 

Güvence Hesabı, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi uyarınca kurulan Sigorta Tahkim Komisyonu üyesidir. Güvence Hesabı’na yapılan tazminat başvurularının tamamen veya kısmen karşılanmaması durumunda, hak sahiplerinin tazminat alacakları için Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurmaları mümkündür. Başvuru ve öğrenmek istediğiniz diğer konular için www.sigortatahkim.org.tr adresinden detaylı bilgi alabilirsiniz.

Tedavi Giderleri; 25.02.2011 tarih 27857 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 Sayılı Kanun gereği, bu Kanunun yayımlanma tarihinden öncesinde veya sonrasında meydana gelen trafik kazaları için verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacağı kararlaştırılmıştır. 

Trafik kazası geçiren kişilerin yolcu veya sürücü, kusurlu veya kusursuz, sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın kazadan kaynaklanan tedavi hizmet bedellerinin tamamının SGK tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. 

SGK yapacağı bu ödemeler için, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalar üzerinden sigorta şirketlerince yazılan primlerin %15’ini aşmamak üzere münhasıran tedavi giderleri teminatı karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca maktu veya nispi olarak belirlenecek tutarların tamamını sigorta şirketlerinden ve 5684 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde belirlenen durumlar için de Güvence Hesabından katkı payı alması kararlaştırılmıştır.

Güvence Kapsamı :

  • Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar,
  • Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar,
  • Zorunlu sigorta teminat limitleri ile sigorta poliçesinde belirtilen teminat arasındaki fark kadar ödenecek bedensel tazminat tutarları,
  • Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde (Güvence Hesabı kapsamında kalan Zorunlu Sigortalar ile sınırlı olarak) ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedensel zararlar
  • Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada,13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar.
  • Ayrıca Hesaba, Yeşil Kart Sigortası kapsamında Türkiye sınırları içinde meydana gelen zararlardan dolayı Büroca tekemmül ettirilen hasar dosyalarının tazminat ödemesi için Büro tarafından da başvurulabilir.

Güvence Hesabı Kapsamındaki Sigortalar

  1. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası)
  2. Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası
    (6704 Sayılı Kanun gereği 26.04.2016 itibari ile yürürlükten kaldırılmıştır.)
  3. Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası
  4. Tüpgaz Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
  5. Tehlikeli Maddeler ve Tehlikeli Atık Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası
  6. Maden Çalışanları Zorunlu Ferdi Kaza Sigortası

Av. Zana ŞAHİN