KAZA TESPİT TUTANAĞI(KTT) NEDİR?VE İTİRAZ SÜRECİ: 10 SORUDA DETAYLI İNCELEME

1. Kaza Tespit Tutanağı Nedir?

KTT, yalnızca maddi hasarlı trafik kazalarında tarafların, polise gerek olmadan düzenlediği bir belgedir. 2008’den itibaren uygulanmaktadır.

2. Sigorta Bilgi Merkezi(SBM)’nin Fonksiyonu Nedir?

Sigorta Bilgi Merkezi (SBM), kaza tutanaklarının kaydedildiği, sorgulandığı ve sigorta şirketlerinin değerlendirme yaptığı sistemin altyapısını sağlar.

“KAZA TESPİT TUTANAĞI(KTT) NEDİR?VE İTİRAZ SÜRECİ: 10 SORUDA DETAYLI İNCELEME” yazısını okumaya devam et →

KİRADA KALIYORUM KENDİ EVİME İHTİYAÇ NEDENİYLE GEÇEBİLİR MİYİM?

Bu araştırma yazısı İstanbul’ da birden fazla taşınmazı olan ve halihazırda başka bir şehirde kirada yaşayan müvekkilin İstanbul’ da bulunan taşınmazlarından ailesine ve içinde bulundukları koşullara en uygun olduğunu düşündüğü taşınmazı için tahliye talebiyle tarafımıza başvurmuş olması üzerine müvekkil iletmek ve ofis içi olay araştırma raporu olarak hazırlanmıştır. Müvekkilin mevcut durumunda bazı şartları olup bunlara değinilecektir. Öncelikle müvekkilin kızı İstanbul’ da bir üniversitede öğrenci olup yurtta kalmaktadır. Üç çocuğu bulunmakta ve bir diğer detay ise müvekkil 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremden en çok etkilenen illerden birinde kirada yaşamaktadır. Müvekkilin halihazırda kirada bulunduğu ev deprem nedeniyle de yıkılmıştır.

Söz konusu taşınmazı müvekkil 2019 yılının Haziran ayının sonunda belirli süreli, 1 yıllık olarak kiralamıştır. Evinin yıkılmış olması ve artık taşınmak istemesi nedeniyle ailesiyle birlikte, üniversite öğrenimi görmekte olan ve İstanbul’da bir yurtta kalan kızının yanına gidip kendine ait taşınmazında ikamet etmek istemektedir. 

Somut olaydan hareketle öncelikle ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının nitelikleri değerlendirilecek olup sonrasında somut müvekkilin şartlarına göre  ihtiyaç nedeniyle tahliye davası konusunda ne yapılabileceğine ilişkin değerlendirmemize yer verilecektir. 

“KİRADA KALIYORUM KENDİ EVİME İHTİYAÇ NEDENİYLE GEÇEBİLİR MİYİM?” yazısını okumaya devam et →

WHAT IS SMUGGLING UNDER THE ANTI-SMUGGLING LAW IN TURKEY?

Smuggling, within the scope of the Anti-Smuggling Law in Türkey, is included in our criminal law. The Anti-Smuggling Law is a special law that regulates the crime of smuggling and defines multiple actions that constitute the crime of smuggling within its content. Therefore, it is not possible to provide a single definition of the crime of smuggling. However, if we make a basic definition: smuggling refers to the entry of various goods into countries without subjecting them to customs procedures. It is important to note here that the smuggled item being bring into or taken out of the country is “goods”; in practice, this is also referred to as “customs smuggling.” This crime has no connection with what is known as migrant smuggling, which is not regulated by this law. Therefore, attention must be paid to the difference between migrant smuggling and goods smuggling.

“WHAT IS SMUGGLING UNDER THE ANTI-SMUGGLING LAW IN TURKEY?” yazısını okumaya devam et →

TEMYİZ EDİLEN CEZA DOSYASININ YARGITAY’DAKİ AŞAMALARI NELERDİR?

  1. Ceza dosyası, yerel mahkemede kararın temyiz edilmesi durumunda öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilecektir.
  2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı kaydederek bir tebliğname numarası atar ve dosyanın takibini bu numara üzerinden gerçekleştirir. Dosya inceleme sırasını beklemek üzere arşive gönderilir.
  3. Sırası gelen dosya, Cumhuriyet savcısına tevzi edilir. Yargıtay Cumhuriyet savcısı dosyayı inceledikten sonra tebliğname ile birlikte ilgili Yargıtay ceza dairesine teslim eder.
  4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ilgili ceza dairesine gelen dosya, kaydedilir ve bir daire esas numarası alır. Dosyanın takibi bu numara üzerinden yapılır.
  5. Kaydedilen dosya, ön incelemesi yapıldıktan sonra ilgili bölüme teslim edilir. Duruşmalı ise dosya duruşma memuruna iletilir. Duruşma memuru, dosyaya duruşma tarihini ve saatini verir, dosyayı tebligat memuruna gönderir.
  6. Tebligat memuru, dosyanın tebligatını hazırlar ve dosyayı sırasını beklemek üzere tevzi bölümüne teslim eder. Tevzi memuru, ilgili dosyayı ilgili tetkik hâkimine teslim eder.
  7. Tetkik hâkimi dosya incelemesini yapar. Müzakere sonrasında karara bağlanan dosyaları karar bölümüne teslim eder.
  8. Karar memuru, dosya karar numarasını verir. Verilen karar numarasına göre ilam memuru, ilamı yazarak dosyayı kontrol edip onaylamak üzere yazı işleri müdürüne teslim eder.
  9. Yazı işleri müdürü ilamı kontrol eder ve onaylama işlemini gerçekleştirir. Onay işlemi tamamlanan dosya, posta bölümüne teslim edilir.
  10. Posta memuru dosyayı kapatır ve yerel mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim eder. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı yerel mahkemesine postalar.

KAYNAKÇA

https://www.yargitay.gov.tr/icerik/68/temyiz-edilen-ceza-dosyasinin-yargitaydaki-asamalari-nelerdir

İÇERİĞİM İZİNSİZ PAYLAŞILMIŞ NASIL KALDIRTABİLİRİM?

Telif nedir ve Paylaştığım İçeriğe Telif Atabilir Miyim?

Telif, tanım itibariyle, kişinin her türlü fikri emeği ile meydana getirdiği ürünler üzerinde hukuken sağlanan haklarıdır. Yani fikri emek içeren tüm yazılı, sesli ve görüntülü kayıtlar eser sayılır ve izinsiz paylaşılması halinde telif hakkı ihlali söz konusu olacaktır.¹ (“Fikri Mülkiyet Hukuku”)Bu yazımızda rıza dahilinde kayda alınmış fikri emek içeren içeriklere ilişkin telif hakları üzerine değerlendirme yapılmıştır.


Paylaşılmasından rahatsız olduğunuz içeriğin ne olduğu, telif atabilmeniz için izlenmesi gereken adımları değiştirmektedir. Bu sebeple telif hakkına konu içerik, görüntü veya ses kaydının telif atılabilir nitelikte bir eser olup olmadığının tespiti önemlidir. 

SORU?

Geçen gün bir meslektaş bulunduğu şehirden mesleki gelişim, iş potansiyeli ve mevcut şartları sebebiyle ayrılmak isteğini ve bu kararı hakkında benimle iletime geçip görüşmek istedi. Kendisi ile belirlediğimiz saatte yaklaşık 50 dakikalık bir görüşme yaptık; taşınma kararı, karırını etkileyen sebepler, ne istediği ve tabi gittiği şehirde ofis açma ve bağlı çalışma ikililiği arasında yaşadığı gel gitler sebebiyle pek tabi kafa karışıklığı yaşıyor. Bu kolay bir karar değil yeni bir şehir, yeni bir iş yeri, yeni insanlar ve yabancılığın getirdiği alışma süreci. Tüm hayatını etkileyecek bir karar eksisi ve artısıyla. Tüm sonuçları olmasa da birçok sonucu öngörmeli, verdiği kararın tüm sorumluluklarını üstlenmeli. Hele ki doğup büyüdüğü, ailesinin ve çevresinin olduğu bir şehirden taşınacak ise meslektaşta olduğu gibi.

Bu yazıda görüşmede onun takıldığı ve benim o da dahil birkaç zamandır karşılaştığım iki husustan bahsedeceğim: Soru sormanın gücü ve uzaktan çalışmanın ne olduğu.

Meslektaş bana en az iki kere siz benim yerimde olsaydınız ne karar verirdiniz diye sordu doğal olarak. Ben de onun yerinde olamayacağamı kararı kendi şartlarına göre verebileceğini söyledim. Bu cevabım yüksek olasılıkla başta hoşuna gitmedi ve bana başvurma konusunda pişmanlık dahi yaşamasına sebep olmuş olabilir:) Bu soruya direkt cevap vermek çok yerinde olmaz çünkü. Ben kolaylıkla bir cevap veririm, evet; taşın veya taşınma ama kararın sonuçlarını yaşayacak olan kendisi ve bunu başkasının yönlendirmesi ile yapmak onu hayal kırıklığına uğratacak, rasyonel bir karar olmayacaktır. Bunu günlük hayatımızda da yaparız bir karar almak sorumluluk gerektirir ve sonuçlarına katlanma cesaretine sahip olmak gerekir. Her karar güzel sonuçlar getirmeye bilir ve sizin dışınızdaki insanları memnun etmeyebilir. Hatta dahi dışlanabilir ve tepki alabilirsiniz. Eğer siz tüm bu sonuçları düşünüp olumsuz sonuçları olduğunu bildiğiniz ve tepki ile karşılanacağınızı bildiğiniz kararları almazsanız birileri o kararı sizin yerinize alıyor. Siz başkalarının seçtiği ve etkilediği bir hayatı yaşarken bulursunuz kendinizi. Kararın sonuçları güzelde olabilir hiç mühim değil ama seçmediğiniz bir hayatı yaşarken bulmak ileri dönemlerde sizi ortamlarda sızlayan ama değişime cesaret etmekten korkan ve bu değişime aile, çocuk, iş vb… sebepler uyduran kendini kandıran biri yapar sizi. Tanıdığım bazı kişiler bu sorumlulukları ve sonuçları bildiği için kararlarını başkalarına danışıyor ve tabiri caizse aklını kiraya veriyor. Çünkü bu en kolay yol çünkü kötü sonuçlarda onu suçlayamayacaklar ve hatta o başkasını suçlama hakkına sahip olacak aldığı kararda. Tabi bu tercihte tamamen kolaycı olan ve yaşam için karar almaya cesareti dahi olmayan insanlardan bahsediyoruz. Sonuçların kötülüğünden çok korkmaktan ileri geliyor ama bir ömrü başkasının kararları ile yaşamak daha korkunç bana sorarsanız.

Meslektaş ile sohbetimizde konuştuğumuzda sorusan evet veya hayır gibi bir cevap vermedim. Önemli olanın doğru soruları sormak olduğunu ve bu soruları kendisine sorması gerektiğini söyledim. Hatta bazı soruları sordum konuşma esnasında. Vereceği cevaplarda artı ve eksileri bir tarafa aldığında artı eksiden fazla ise kararını rahatlıkla alabileceğini söylediğim zaman yine de bir cevap istedi benden. Ama bu cevap bende değildi ve kişisel olarak önemli kararlarda yönlendirici cevaplar vermek bana hiçbir zaman doğru gelmedi.

Ona şunu söyledim kafamızın içinde bir dünya düşünce ile gezmek düşünmek değildir. Asıl düşünmek oturup o konuya bir zaman dilimi belirleyip (örn: 5 dk, 20 dk, 1 saat konun önemine göre değişebilir) o konu hakkında yazmak düşünmektir. Özellikle böyle hayati bir karar ise tek seferlik değil 1 aylık döneme yayarak günde en az 30 dk ile taşınma kararının öncelikle sebepleri ve sonuçları üzerine düşünmek gerek. Sonra ise kararı aldı ise gideceği şehirde onu bekleyenler, ofis tercihi, konum, şehirle ilgili tanıtım videoları, mesleki olarak yapılabilecekler, meslektaşlar ile tanışma, şehrin ekonomik zorlukları, bütçe hesabı gibi hususlara vakit ayırmaya başlamak lazım. Bunların hepsi soru sormak ve cevaplamak ile ilgili.

Özellikle dünyada sansasyon yaratan Chat Gpt veya benzeri yapay zeka uygulamaları  sonrası aslında doğru soru sormanın çok önemli olduğunu daha çok fark ettiği çağa giriş yaptık. Sorunuz yapay zekanın size vereceği cevabı o kadar etkiliyor ki çok etkili ve iyi soru soramazsanız genel cevaplar alıyorsunuz. Birkaç haftadır kullanıyorum ve mükemmel bir şey bence. Ben ne soracağım derseniz, soru sormaya başlayınca daha etkili ve doğru sorular sormayı öğrenebilirsiniz. Önce başlamak lazım. Ofiste yaptığımız bir toplantıda soru sorma çalışması yapıyorduk ve detaylı olmayan basit bir olay verildi ve bu olayla ilgili sorular sormamız istendi. Bazı arkadaşlar tıkanıp kalmıştı,  illa farklı ve dikkat çekici bir soru soracağım derdine girmeyin. Bir bakıyorsunuz ki en basit sorular sona kalmış ve olayı aydınlatmak için etkili ve güçlü sorular aslında sona kalanlar. Bir eşya hakkında kaç soru sorabilirsiniz ki basit geliyor ama birçok insan tıkanıp kalıyor bu çalışmayı yaptığınızda.

Konumuza dönecek olursam şunu tavsiye ettim meslektaşa herhangi bir konuda veya kararda o gün bir süre belirle,  zamanlayıcıyı ayarla ve oturup en az 20 tane soru yaz:

Neden taşınmak istiyorum

Burayı neden sevmiyorum

Beni X şehirde neler bekliyor

Mesleki olarak X şehirde gelişebilir miyim

Mesleki olarak tatmin olamadığını söylemişti meslektaş ve öncelikle bulunduğum şehirde bunu değiştirebilir miyim

Bulunduğum şehirde farklı alanda çalışırsam gitme isteğim son bulur mu

Bu kararı alırsam altından kalkabilecek miyim

Bulunduğum şehirde ne eksik

Gittiğim şehirde beni neler bekliyor

…

Bu sorulara verdiğiniz cevapların toplamı aslında karar yani meslektaşın aradığı cevap. Eğer bulunduğu yerde kalmak kendisine artıdan çok eksi katıyorsa yani cevapların hepsi olumsuz ise orada durmak doğru olan değil. Bu çalışmayı için günlük planda belirlediğiniz süre bitince kenara alın ve bırakın düşünmeyi. Günlük parça parça düşünerek vermiş olduğunuz karar aklı başında ve üzerinde düşünülerek verilmiş bir karardır. Düşünme için sınırlı zaman belirlerseniz, sürekli kafanızın bir yerinde bu konu sizi meşgul etmeyecektir.

Bu yazıyı programımda haftada bir iş geliştirme ve tanıtım için yazı paylaş adı ile belirlemiş olduğum iş kalemi için vermiş olduğum 3 saatten düşerek yazdım. Kendime 2 saat süre verdim ve 1 saat 50 dakikanın içindeyim. Kalan sürede paylaşımı yapacağım. Sonrasında ise beni bekleyen diğer işlerime geçeceğim. Sürem dolmak üzere olduğu için ikinci başlığım olan uzaktan çalışma konusu başka bir gönderiye kaldı…

Nisan 2023 -Gaziantep Havalimanı

ZORUNLU DEPREM SİGORTASI VE DEPREM SONRASI HASARDAN KAYNAKLI TAZMİNAT TALEBİ

İşbu araştırma yazısı müvekkile ait dairenin deprem sonrası hasar görmesi ve dairenin bulunduğu binanın riskli yapı tespit raporuna göre riskli yapı kabul edilmesi ve mühürlenmesi sonrası zorunlu deprem sigortasına bağlı olarak tazminat talebine istinaden ilgili kanun, yönetmelik ve içtihat araştırmaları neticesinde yazılmış olup son olarak müvekkilin talebine ilişkin değerlendirmemi içermektedir. 

Hazırlayan : Avukat Zana Şahin 

Tarih : 20.01.2020

Müvekkile ait olan daire 26 Eylül 2019 tarihinde İstanbul’da meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem sonrası hasar görmüş ve daha sonra belediyeye ihbar yapılmıştır. TAMP tarafından yürütülen hasar tespit çalışmaları sonrasında yapılan denetimde binanın yaşama elverişli olmadığı riskli yapı tespit raporuna göre riskli yapı olarak tespit edilmiş tahliyesine karar verilerek nüfustan arındırılmıştır akabinde bina mühürlenmiştir. Binanın riskli olduğu ve bu sebeple yıkılması gerektiği tespit edilerek tapuya da şerh edilmiş, 1 aylık bir süreç içerisinde bina yıkılacaktır. 

Binanın ve dairenin hasarı sonrası müvekkilin zorunlu deprem sigortasından kaynaklı tazminat talebi bulunmaktadır. 

Depremden hasar görmüş bina ve daireye ilişkin, yapılmış olan zorunlu deprem sigortasından kaynaklı tazminat talebinde bulunmak için öncelikle deprem sonrası DASK’ a hasar ihbarında bulunulması gerekmektedir. İhbar : 

  • 125 numarası aranarak telefon yolu ile,
  • DASK’ ın kendi Web sitesinde bulunan online hasar işlemleri adımından
  • DASK adına, Zorunlu Deprem Sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi veya acentesi aracılığı ile,

Olmak üzere DASK’a üç şekilde hasar bildiriminde bulunulabilir.

Deprem sonrasında hasar ihbarınızı yaptıktan sonra olay yerine, sürecin yönetimine uygun olan en kısa sürede, DASK adına görevlendirilen bağımsız hasar tespit görevlileri gönderilir.

İnceleme ve tespit raporlarını hazırlayan görevliler, sigortacılık sektöründe ilgili branşta çalışma ruhsatı bulunan deneyimli hasar eksperlerinden oluşur. Eksperlerin deprem hasar raporlarını sigortacılık standartlarına uygun şekilde oluşturabilmeleri için, kendilerine DASK tarafından ek eğitimler sunulur.

Hasar tespit işlemleri, DASK adına görevlendirilen bağımsız hasar tespit görevlileri tarafından yerine getirilir. Bu tespitlerin sonucunda belirlenen tazminat ödemeleri de doğrudan DASK tarafından yapılır. 

Hasar İhbarında İstenen Belgeler 

DASK’ın Zorunlu Deprem Sigortası’ndan faydalanabilmeniz için binanızın tamamen ya da kısmı olarak zarar görmüş olması fark etmez; küçük ya da büyük maddi zararlar için de tazminat talep edilebilir. 

Depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan neden olduğu maddi zararları, poliçenizde belirtilmiş limitler dahilinde tazmini için gereken bilgi ve belgeler şöyledir: 

  • Hasar Bildirimi (TC kimlik veya poliçe numarası ile)
  • Güncel Tapu Bilgisi
  • Hasar Yeri Açık Adresi (Eksper gönderimi ve değerlendirmesinin kolaylığı için)
  • Sigortalı Telefonu (Sabit ve/veya cep)

Ayrıca, sigortalı bina üzerinde Zorunlu Deprem Sigortası poliçesinin yanı sıra deprem teminatı içeren başka bir sigorta poliçesi de bulunuyorsa, bu konuda DASK’a bilgi verilmelidir. 

Zorunlu Deprem Sigortası Teminat Kapsamı 

DASK, Zorunlu Deprem Sigortası ile depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan neden olacağı maddi zararları, poliçenizde belirtilmiş limitler dahilinde nakit olarak karşılar. 

Binanız tamamen ya da kısmi olarak zarar görmüş olsa da teminat altındadır. 

Aşağıda belirtilen bina bölümleri, bir arada ya da ayrı ayrı teminat kapsamındadır: 

  • Temeller
  • Ana duvarlar
  • Bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar
  • Bahçe duvarları
  • İstinat duvarları
  • Tavan ve tabanlar
  • Merdivenler
  • Asansörler
  • Sahanlıklar
  • Koridorlar
  • Çatılar
  • Bacalar
  • Yapının yukarıdakilerle benzer nitelikteki tamamlayıcı bölümleri

Teminat Kapsamı Dışındaki Durumlar 

Zorunlu Deprem Sigortası, binanızdaki deprem ve depremden kaynaklanan maddi hasarları karşılar.

Aşağıdaki durumlarda oluşan zararlarınız teminat kapsamı dışındadır: 

  • Enkaz kaldırma masrafları
  • Kar kaybı
  • İş durması
  • Kira mahrumiyeti
  • Alternatif ikametgah ve işyeri masrafları
  • Mali sorumluluklar ve benzeri başkaca ileri sürülebilecek diğer bütün dolaylı zararlar
  • Her türlü taşınır mal, eşya ve benzerleri
  • Tüm bedeni zararlar ve vefat
  • Manevi tazminat talepleri
  • Deprem ve deprem sonucu oluşan yangın, infilak, tsunami veya yer kaymasının dışında kalan hasarlar
  • Depremden bağımsız olarak, binanın kendi kusurlu yapısı nedeniyle zamanla oluşmuş zararlar

Bu özelliklerdeki hasarlar için, Zorunlu Deprem Sigortası’na ek olarak yaptıracağınız farklı konut sigortalarını tercih edebilirsiniz. 

Azami Teminat Limiti 

DASK, Zorunlu Deprem Sigortası ile olası bir deprem felaketinden sonra DASK her yıl inşaat maliyetlerindeki artışa göre belirlediği azami bir tutarda teminat sağlar. DASK tarafından verilen azami teminat tutarı, 01 Ocak 2020 tarihinden itibaren bütün yapı tiplerinde 240 Bin TL’dir. 

Azami teminat tutarı tespit edilirken, yıkılan meskenin yeniden inşa edilmesinin maliyeti (arsa değeri hariç) dikkate alınır. Sigortalının teminat tutarı (sigorta bedeli) -azami teminat tutarını geçmemesi koşuluyla- meskenlerinin büyüklüğüne ve yapı tarzına göre belirlenir. 

Eğer meskenin değeri DASK tarafından verilen azami teminat tutarını aşıyorsa, sigortalı isteğe bağlı olarak, aşan kısım için sigorta şirketlerinden ek teminat alabilir. Bunun için özel sigorta şirketlerinden konut sigortanızın olması gereklidir. 

Kapsamdaki Binalar 

Zorunlu Deprem Sigortası genel anlamıyla, belediye sınırları içinde kalan meskenlere yönelik olarak geliştirilmiş bir sigorta sistemidir. 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu gereğince, aşağıda tanımlanmış binalar güvence altına alınır: 

  • Tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar,
  • 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler,
  • Bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler,
  • Doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya verilen kredi ile yapılan meskenler.

Zorunlu Deprem Sigortası ayrıca yukarıdaki koşullara uyan; 

  • Kat irtifakı tesis edilmiş binalar,
  • Tapuda henüz cins tashihi yapılmamış ve tapu kütüğünde vasfı “arsa vs.” olarak görünen binalar,
  • Tapu tahsisi henüz yapılmamış kooperatif evleri,için de geçerlidir.

Henüz bağımsız tapusu olmayan ve 2000 yılından önce inşa edilmiş meskenlerin sigortalarının, sigorta ettirenin beyanına dayanılarak ve arsa tapusuna ait bilgilerle yapılabildiğini hatırlatmak isteriz. 

Kapsam Dışında Kalan Binalar 

Zorunlu Deprem Sigortası kapsamı dışında kalan bina türleri aşağıdaki gibidir: 

  • 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununa tâbi olan veya kamu hizmet binası olarak kullanılan binalar ve bağımsız bölümler,
  • Köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yapılan binalar,
  • Tamamı ticari veya sınai amaçla kullanılan binalar,
  • Projesi bulunmayan ve mühendislik hizmeti görmemiş binalar,
  • Taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde tadil edildiği veya zayıflatıldığı tespit edilen binalar,
  • Taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde ilgili mevzuata ve projeye aykırı olarak inşa edilen binalar,
  • Yetkili kamu kurumları tarafından yıkılmasına karar verilen binalar ile mesken olarak kullanıma uygun olmayan, bakımsız, harap veya metruk binalar.”

ZDS kapsamı dışındaki binalara, İhtiyari Deprem Sigortası yaptırabilirsiniz. 

Köy yerleşimleri -genel olarak gelir düzeyinin düşük olması, binalarda belediye denetiminin bulunmaması ve sigortanın sunumunun zor olması gibi nedenlerle- sigorta kapsamı dışında yer alır. 

Ancak, köylerde bulunan yapılar için istendiği takdirde İhtiyari Deprem Sigortası yaptırılması mümkündür. 

Benzer şekilde, ticari ve sinai amaçlar için kullanılan binalar için de İhtiyari Deprem Sigortası yaptırılabilir. 

Sonuç olarak Zorunlu Deprem Sigortasından kaynaklı tazminata hak kazanabilmek için binanızın depremden dolayı hasar görmesi, hasar sonrası DASK’ a hasar bildirim ihbarında bulunulması gerekmekte. Bunun üzerine hasarın DASK’ın görevlendirdiği uzman eksperler tarafından tespit edilmesi üzerine hasara göre binanın yeniden inşası için gerekli olan bedel üzerinden tazminata hükmedilir, bina bedeli üzerinden değil. Bizim olayımızda binanın TAMP tarafından yapılan inceleme sonucu riskli yapı olarak kabul edilmiş olması sebebiyle tahliye edilmesi ve mühürlenmesinin asıl sebebinin yapılan bağımsız bilirkişi (Sulh Hukuk Mahkemesi’ nden, bağımsız olarak hukuki bir çıkar çatışması olabilmesi ihtimaline binaen delil tespitin de bulunduk.) ve DASK uzman eksper incelemeleri neticesinde deprem kaynaklı olmadığı anlaşılmıştır. Binanın korozyon ve yaşına bağlı olarak DEPREM ETKİSİ ALTINDA RİSKLİ BİNA TESPİT YÖNETMELİĞİ gereğince yapılan inceleme ile riskli yapı kabul edilerek tahliye edilmiş olduğu tespit edilmiştir.. Depremden kaynaklı bir zarar veya hasar meydana gelmemesi sebebiyle Zorunlu Deprem Sigortasından kaynaklı bir tazminata hak kazanılamamaktadır. 

AV.ZANA ŞAHİN

KAÇ SAAT KALDI?

Birkaç haftadır kaleme alınmayı bekleyen bir yazı bu aslında ama kendimi ne kadar zorlasam da bir türlü yazamadım bir şeyler. Bilgisayarın başına oturdum olmadı, elime defteri kalemi aldım olmadı, bir zaman belirledim olmadı, belirsiz bir zaman ve yerde denedim yine sonuçsuz kaldı tüm çabam.

Bazen olmaz ne yaparsanız yapın olmaz. Tabi bu demek değil ki bırakmak lazım. Babamın deyimiyle mücadele etmeye devam tabi. Şuan bu yazıyı okuyorsanız zaten bu mücadele devam etmiş ve sonuç alınmış demek..

Benim bugün yazma sebebime gelecek olursam: Zaman. İnsanoğlunun yüzyıllardır üzerine yazdığı, konuştuğu ve konuşmaya devam ettiği asıl gerçek: Zaman. Hepimizin paydasını eşitleyen kavram.



Zaman bilincine özellikle son 4 yıldır kavuştum diyebilirim. Tabi her aydınlanma beraberinde celladını da doğuruyor. Bu yazı ile beraber paylaştığım bu fotoğraf evde çalışma odamın duvarından. Tam olarak corona dönemi yani 2020 yılında yazdığım bir hedef çizelgesi. Üstte yer alan yıllık hedefler ise her yıl yenileniyor. Yazmaya başlayalı üç yıl olsa da son iki yıldır hedefleri tuturmaya özen gösterdiğimi söyleyebilirim. Zaman bilinci de aynı şekilde; önemi ve yönetilmesi gerektiği farkındalığım dört yıldır var. Malum bir karar alınca önce o şeyi yapanların hikayelerini dinlemek ile başlarız çoğumuz. O şeyi uygulamaya geçirmektense nasıl uygulamaya geçireceğimiz konusunda araştırma yapar, okur ve izleriz önce:) Diyet gibi, spor gibi, hayata yön vermek, hedefler belirlemek gibi örnekler çoğaltılabilir. Diyet çeşitleri, spor nasıl yapılmalı, hayatımı nasıl düzene sokabilirim ve hedefler nasıl belirlenir gibi başlıklar. Hepimizin arama motorunun geçmişinde mutlaka bir tanesi yer alır. Veya karadüzen kitabın ortasından başlanır. Tabi ki bende önce zaman nasıl yönetilir konusunda Youtube’dan videolar izledim, kitaplar okudum, bloglar okudum. Bir baktım ben sadece izliyorum, okuyorum veya dinliyorum… Bir şeyi yapacağıma ayıracağım vakti ve enerjiyi onun nasıl yapılması gerektiğine dair araştırmalar yaparak tüketmişim. Sonra büyük çoğunluğun hevesi ve enerjisi kalmıyor ve o şeyi yapmayı istemeyi bırakıyoruz. Büyük bir çoğunluk burdan elendikten sonra geriye kalanlar araştırmalarını uygulamaya geçirmeye çalışıyor. Bu seferde uygulamada sıkıntı yaşayanlar ve uygulamaya çalışırken netice alamadığı için bırakanlar derken bu aşamada bitiyor. Bundan sonraki aşamaya zaten çok az kişi kalıyor. En son ise mücadele verip uygulayanlar çıkıyor ortaya. İşte bunlar sonucu asıl hak edenler ve başarılı olanlar. Burda da bir ayrım yapıyorum ben; Kendini o şeyi yapmaya çok kaptıranlar ve o şeyi kendi yaşam şekli içinde dönüştürüp kalıcı hale getirenler. İşte asıl hayatın ve zaman yönetiminin tadını çıkaranlar ikinci seçenektekiler. İlk grup gerçekleştirmeye o kadar odaklanmıştır ki ne kendi tarzı oluşur ne de meydana gelen başarılı sonuçtan keyif alacak duyguları kalmıştır. Bu grup hayatın tadını kaçırmış veya kaçırmaktadır. Bana gelecek olursak kör topal son 2 yıldır bir yapıp bir bırakma, son bir yıldırdır gün planlamasının yarısını yapma, son altı aydır yüzde altmışını ve son üç aydır ise yüzde yetmişbeşini planlıyorum zamanımın. Hedef çizelgesi yıllık hedefleri gösteriyor olsada 5 yıllık, 3 yılllık ve 1 yıllık hedefler kendini aylık ve günlük planlama olarak ortaya çıkarmak zorunda. Çünkü işi birim parçalara bölerek yapma yani uzun vadeli hedefleri yıllık, aylık, haftalık ve günlük saatlere bölerek yapmak büyük sonuca götürüyor bizi. Bahsettigim yüzde yetmişbeş yapabilme yüzdem ise günlük planlarımı uygulayabilme oranım. Günlük birim kendini haftalık ve aylığa; aylık ise kendini yıllık toplam sonuca ulaştırıyor.


Ben hiçbir zaman program insanı olamadım; ders programları, diyetler, her gün spor…Aslında bir düzenim var kendi içimde. Bilinçli beslenirim ama çok kaçamak yaparım, her gün kitap okumaya özen gösteririm ama illa 1 saat değil, her gün yürümeye özen gösteririm ama koşu değil, bisiklet sürmeyi çok severim ama sadece yapmam gerektiği için değil hem yolun tadını çıkarmak için hem sağlık için sürerim bisikleti. Çocukluğumdan beri delicesine bağımlı olmadım bir şeyi yapmaya veya yapmamaya. Bazıları bilinçten bazıları ise doğam gereği uyduğum şeylerdi.

Zamanın bilincine vardım varalı mesleğe haftanın en az 5 gününü hafta içi en az net 4 saat hafta sonu ise 2 saati ayırmaya çalışıyorum. Bu saat size az gelmiş olabilir ama çalışırken süre tutarsanız çalıştığımız net saatin ortalama 4-6 arası olduğunu fark edeceksiniz; sayaç sadece çalışırken açılır ve kapanırsa. Çünkü işim bu ve işi ihmal ederek diğer hedefleri yapmaya çalışmak asıl gelir kaynağım olan şeyi yok saymak olur. Buna savrulmak denir. Hayat tamamen ne keyfi hedeflerden oluşur ne de tamamen para getiriyor diye mesleği icra etmekten ibaret. Asıl keyif veren mesleğinde de üretmek, çalışmak ama hayatın diğer keyiflerini kaçırmadan ve en önemlisi en büyük yatırımı kendinize, yeteneklerinize yaparak yapmak bunu.

Mesleğiniz sadece kimliğiniz olursa unvanınız gittiğinde kocaman bir boşluk oluşur veya tamamen keyfiyetin olduğu yerde ise mesleğin icrası ne kadar iyi olabilir ki. Bu yılı keyifli yapan şeylerden biri bir yandan ofis, işler ve duruşmalar bir yandan gittiğim ingilizce eğitimi, haftada iki kere düzenli spor, günlük en az 10.000 adım  ve sağlıklı beslenmeyi daha çok hayatıma uygulamam(bu da yeni bir kazanç)  oldu. Üretip, hem sancısını hem de keyfini sürdüğümüz bir yıl oldu velhasılı kelam.

Son üç yıldır: Tenis( belli bir süre uğraştım, bıraktım), bağlama( gittim bıraktım), kürek(belli bir süre devam edildi), ingilizce, kitaplar(hep oldu, özellikle şiir), film(hep oldu), felsefe, müzik ve diğer tüm şeyleri yaparak geçiriyorum zamanı. Bu arada bu kurslara öyle çok büyük paralar dökmedim. Meslekte hala fazla kıdemli sayılmam ve zaten stajyerleğimi katarak söylediğim bir süreç bu. Bir kesim bunların parayla olacağını söyleyerek bir şey yapmadan kendini kandırıp duruyor. Sonra para oluyor ama sadece çalışıldığı için yirmili yaşlar bitiyor ve dar bir vizyon ile baş başa kalınıyor.

Hepimizin sebepleri var; para, zaman veya bulunduğumuz yerdeki imkanlar. Ama dünyanın neresinde olursak olalım hepimiz günün sonunda bugün ben ne yaptım demekle başlıyor her şey. Sonra ise: Kaç saat kaldı? Kaç saat kaldı sorusunu sormaya başladıysanız gün sonuna kadar neler yapabilirim ile devam ediyor. Unutmayın: “Yangın çıkarmak için tek bir kıvılcım yeter”

AVUKATLIKTA TEVKİL NE DEĞİLDİR VE NASIL YAPILMAZ

Bugün bir tevkil duruşmasına girdim. Kendi kendime son zamanlarda epey şikayetini işittiğim ve karşılaştığım tevkil konusundan biz avukatların ne anladığı üzerine yazmanın zamanı gelmiş dedim.

Öncelikle belirtmek isterim ki; ben bir arkadaşın ricası üzerine ücreti mukabilinde girdim bugün ki duruşmaya, dosya iş dosyasıydı ve ön inceleme duruşmasıydı. Dosyanın asıl sahibi meslektaş ile ilk görüştüğümde kendisinden dava dilekçesini, cevap dilekçesini, tensip zaptını talep ettim. Ben gireceğim her tevkil dosyasında veya yetki ile yapacağım işlemlerde işin mahiyetini öğrenmeyi isterim. Çünkü ezbere ve yönlendirme ile sadece iş yapmak takip elemanı olmaktan çok da farklı değil. Hatta küçük şehirlerde takip elemanlarının yani katiplerin yaptığı işler bir stajyer avukattan çok daha fazla. Tecrübeli katipler icra konusunda pratikte stajyer avukatlardan bile daha iyi olduğu için tercih sebebi. Geçen nisan ayında 1 ay Adıyaman’ da kaldım ve görüştüğüm meslektaşlarda bunu kendileri dile getirdi. Şu  parantezi açmadan edemeyeceğim stajyer avukat meslektaşlarım unutmayın ki sadece uzun süredir bir işi yapıyor diye bir katip hukuk bilgisi olarak sizden üstün veya daha iyi değildir. Alaylı bir çalışan olup sizin almış olduğunuz hukuk eğitimi dahi sizi onlardan ayıran en önemli fark. O yüzden kendinizi iş yapan değil hukuk bilen, bu bilgi ile hukuki problemleri çözen biri olarak düşündüğünüzde ve uygulamada kullandığınızda katipler, takip elemanları, icra memurlar ve hatta dahi icra müdürlerinden daha iyi bilen olursunuz. Kalkıp bir müdüre veya memura iş sormazsınız ve onlar da size işinizi öğretmeye kalkışmaz. Avukat olarak kendi işimizi onlardan daha iyi bilmek ve icra etmek zorundayız. Bizi onlardan ayıran fark da bu. Zaten onlar da bunu fark edince ister istemez size saygı duyup istemeseler de işin gereğini yerine getiriyor.

Konuya dönecek olursam; meslektaş  tarafından gönderilen dilekçeleri okudum, tensibi okudum, aklıma gelen soruları ve ara kararları not ettim. İşin devamında dosya sahibi avukatı aradım; Delil dilekçesini bana göndermemişti sunup sunmadığını sordum, tensipte hükmedilen ara kararların yerine getirilip getirilmediğini ve müzekkerelere cevap gelip gelmediğini teyit ettim, tanık varsa talimat yazılmış mı diye sordum… Meslektaş ile duruşma öncesi yaptığımız görüşmede bir tek tanık talimatlarının yazılmadığını öğrendim ve hemen not aldım beyan olarak geçmek için ayrıca meslektaşın dosya esası için önemli başka bir talebi vardı bu talebi beyan etmemi istedi onu da not aldım. Duruşmaya katıldık bazı konularda eksiklikler konuşuldu ve taraflara diyecekleri soruldu; meslektaşın taleplerini ve beyanını ilettim ve zapta geçildi. Karşı taraf vekili meslektaşımda yetki ile katılmıştı dosyaya ve bazı konularda bilgi eksikliği olduğu hemen bir soruda ortaya çıktı. İşte bugün üzerinde duracağım diğer  konu tam olarak bu.Bir diğer konu ise benim belge talebimi bazen meslektaşlar çok garip karşılıyor nedeninini tam olarak bilmesem de veri paylaşmayı reddederek bana sadece söyleyeceğim beyanı iletiyorlar. Dilekçelerini göreceğim için mi, müvekkillerini  çalacağım korkusu mu, yoksa gizlilik esası mı bilmiyorum ama kabul edilmiyor. Bu konuya da açıklık getireceğim yazımda. 

Tevkil takip edilen dava dosyasında, başka kurum veya kuruluşlarda yapacağınız işlemler için yetki belgesi düzenlenerek işin sahibi avukatı tarafından mesleki dayanışma kapsamında işi yapacak meslektaşa işi yapma veya genel kullanımı ile duruşmaya katılma yetkisi verdiği sisteme denir. 

Avukatlık Kanunu 56. Md: “(Ek fıkra: 2/5/2001 – 4667/36 md.) Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir.” denmektedir. Bu maddede tam olarak belirtildiği üzere yetki belgesi vekaletname hükmündedir. Bu ne demek oluyor peki: Tam olarak bizim için yetki sunulmuş dosyalar için bizim de vekil tayin edildiğimiz anlamına geliyor. Sizin adınıza bir yetki belgesi düzenlendi ve dosyaya sunuldu ise işin sahibi avukat gibi vekil tayin edilmiş oluyorsunuz.Hatta birinden vekalet almadan da daha önce vekil tayin edilmiş avukat tarafından verilecek yetki belgesi ile dava açıp tüm dosyayı yürütebilirsiniz. Benim böyle dosyam oldu ve zaten işin sonunda vekalet ücretine yetkili kılınan avukat hak olarak siz hak kazanıyorsunuz. Bunun neticesinde doğal olarak vekil olmanın tüm cezai ve hukuki sonuçlarına katlanma mecburiyetiniz doğuyor. Demem o ki sadece bir duruşmaya hazır beyan ile girip çıkamızın bilmediğiniz çok ağır sorumlulukları var. Şimdi tam burda ödenen tevkil ücretinin çok az olduğundan dem vuracakların sesini duyar gibiyim. İşlemin ücreti az olabilir ama işi kabul edip etmeme isteği tamamen size bağlı. Diyeceksiniz ki biz nasıl para kazanacağız o zaman. Ben de pandemi döneminde mesleğe başlamış bir avukat olarak tevkil ile işlem yaptım yapıyorum da. Benim burda söylemek istediğim sorumluluk çok büyük ucuza almayın değil, tevkil ücretimizi de biz serbestçe tayin edebiliyoruz bu da unutulmamalı. Demek istediğim eğer işi veya işlemi yetki ile yapacaksanız sorumluluğun ve sonuçlarının farkında olarak icra etmek lazım. 

Tevkil ile yapacağınız iş için belgelerini isteyin ve hiçbir şey bilmediğiniz ama asıl vekil gibi sorumlu olduğunuz işlem hakkında bilgi sahibi olunuz. Sizi garip karşılayan iş sahibi avukat meslektaşlar olacaktır ama onlarda bu sorumluluğun farkında olmadıkları için sizden ezbere beyanı dile getirmenizi isteyecek. Yukarıda bahsettiğim üzere veri paylaşmayı istemedikleri için gerekli evrakları vermemeleri ise amiyane tabirle gereksiz, içi boş bir kaygı. Avukatlık Kanunu’ nda avukata yüklenmiş sır saklama yükümlülüğü yetki belgesi sebebiyle sizleri de kapsamaktadır. Yapılacak iş ve işleme ilişkin tüm bilgi ve belgeleri açığa vurma yasağınız bulunmakta. Bu sebeple size bu gerekçe öne sürüldüğünde maddeye atıf yapıp sorumluluğunuzun farkında olduğunuzu belirterek işi alabilirsiniz. Yine de paylaşılmaz ise bu iş sahibi ofisin güvensizliğinden kaynaklanıyor demek o noktada yapılacak başka bir şey kalmıyor. Meslek kanununa ve meslektaşa güvenin olmadığı bir ofis ile çalışmak sizin insiyatifinizde. 

Vekil gibi sorumluluğunuz söz konusu olduğu için işi kabul etmemek en doğal hakkınız. Duruşmada dile getirdiğiniz tek beyan her şeyi değiştirebilir. Ben iş sahibi avukat olduğumda bunun mesleki zarar ve sonuçlarını düşündüğümde göze alınan şey çok ciddi. İşi yapmak için yetkilendirilen avukat olduğumda ise ücretini kendi belirlediğim işleri almayı tercih ediyorum genel olarak. Piyasada kabul gören ücretlerde de çok iş yaptım ve yapıyorum. O zaman ise işimi avukatlık mesleğinin sorumluluklarını düşünerek ve kaliteli iş çıkarmak adına yine de böyle çalışıyorum. Eğer siz kaliteli iş yaparsanız müvekkilleri geçin avukat meslektaşlar sizinle başka işlerde yine çalışmak istiyor. Yine sadece kısa işlemler ile sınırlı kalmıyor bir bakıyorsunuz ki size dosya yönlendirmesi yapılıyor. Ben mesleğin ilk yılında böyle iş almıştım ve hala böyle iş alıyorum çoğu kere. Her şeyi geçtim bir meslektaşın referansı ile işlem yapıyorsanız size referans olmuş meslektaşın itibarına bile etki ediyorsunuz farkında olmadan. Bana meslektaş yönlendirmesi ile iş gelince daha bir geriliyorum ve gereğini iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyorum. Çünkü yaptıklarınız yönlendirme yapan meslektaşında ilişkisini etkiliyor veya iyi yaptığınızda güven temin ediyor. Hepimiz yaşamışızdır bu durumu. İyi iş yapmanız size başka işleride getirir asıl mesleki başarı budur.

Benim de iş sahibi avukat olarak iş yaptığım meslektaşlar oluyor ve hiç unutmam bir keresinde görüştüğümüz meslektaş:”Ben bunların hepsini inceleyecek miyim?,Meslektaşım yanlış anlamayın da davayı tamamen ben alsam daha iyi yani, Ne anlamı kaldı ki tevkilin?” mahiyetinde mesajlar yazdı. Meslektaşın takıldığı husus sayfa sayısıydı, toplu tarama yapıldığı için eklerde dilekçe ile gönderildi. Meslektaştan okunması istenen 3 sayfa dava dilekçesi, 3 tane cevap dilekçesi ve 4 tane duruşma tutanağıydı. Meslektaş fazla zamanını alacağını söyleyerek daha fazla ücret talebinde bulunsaydı vermeye hazırdık. Ama bu cümleleri yazdı ve girmek istemedi duruşmaya. Biz de tabi bu söylem üzerine zaten çalışmak istemedik ve başka bir meslektaş ile çalıştık. Yukarıda bahsettiğim üzere asıl konu sorumluluk değil asıl konu mesleği iyi icra etmek. Belki mesleğin başında hiç gelmeyecek konularla karşılaşacak hem hukuki olarak araştırma yapacak hem pratik olarak sürecin nasıl yürüdüğünü  öğreneceksiniz. Tevkil hususu aslında çok güzel bir öğrenme yöntemidir eğer fırsat değerlendirilirse. Ben hiç almadığım dava dosyaları görüyorum, çok farklı tarz ve usulde meslektaşların dilekçelerini okuyorum, dava türlerini inceliyorum, uygulamada icra, satış, duruşma, cezaevi görüşmelerini, tapu işlemlerini, emniyet aşamalarını yaşıyordum ve yaşıyorum. Bir tevkil işi geldiğinde açıp hukuki olarak araştırıyorum konuyu. Bu sayfadaki birçok yazı, makale ve hikaye tevkil işlerinden çıktı 🙂 Bana en çok gelen soru nasıl yazıyorsunuz ve konu bulmakta zorlanıyorum. Birçoğumuz önümüze gelmeyen iş hakkında açıp araştırma yapmıyoruz. Kendimizi bilirsek öylece oturup masaya ben yazı yazacağım bugün diyende pek az. Tevkil size yazı konusu yaratan ve pratik deneyimi geliştiren yollardan biri. Özellikle mesleğin ilk yılında ve belki staj sürecinde aktif çalışmadıysanız tevkiller mesleği öğrenmenin en güzel  yöntemlerinden biridir. Bir işin sizin olmaması onu iyi icra etmeyeceğiniz, üzerine düşünüp, okuyup araştırmayacağınız anlamına gelmiyor. Edindiğim kanı ise meslekten şikayet eden, para kazanmadığını söyleyen veya umutsuz olan meslektaşların tevkile bakış açıları genel olarak anlık işi yapıp kurtulma şeklinde oluyor. Avukatlık Kanunu gereği vekil gibi sorumlu olduğunuz bir işte neden ben bu kadar uğraşıyorum düşüncesi sadece işten kaçmaya yönlendirir sizi. Avukat olarak günlük hayatta veya meslekte diğer vatandaşlardan farklı olarak hukuki bilgiyi bilme ve yaptığımız işlerin hukuki boyutlarını öngörerek hareket etmeyi şiar edinmek lazım. Meslek kalitesinin nasıl düşürüldüğünü tam olarak açıklayamasak da nasıl yükseltileceğini söyleyebilirim: İşini iyi yaparak, bilgiyi bilerek. 

Bitirirken başlığa ithafen tevkil nasıl yapılmaz biliyor musunuz: Hiçbir sorumluluk hissetmeden duruşmaya gidip size başkası tarafından söylenen iki satır cümleyi söyleyerek yapılmayacağını söyleyebilirim. Bu arada kısa bir icra dairesi işlemi veya taleplerin kaleme hatırlatılması gibi hususlar için sözüm meclisten dışarı. 05.10.2022

Avukatlıkta yazı yazmak-AVUKATLIKTA MÜVEKKİL EDİNME-avukatlıkta sosyal medya kullanımı

Mesleğe yeni başlayan, kendi ofisini açmak isteyen meslektaşların, stajyer meslektaşların belkide problem ettiği en önemli hususlardan biri çevre edinme yani müvekkil kazanma, iş gelmesidir. Özellikle büyük bir şehirdeyseniz, ailenizin olmadığı bir şehirde ofis açmaya karar verdiyseniz veya çok geniş bir çevreniz yok ise işte bu videoda bahsetmiş olduğum hususlar bu probleme getirilecek çözümlerin en önemlisi. 

Ali Haydar ÖZKENT’ in genç avukatlara tavsiyeleri bana hep rehber oldu, yine bu konuda tavsiyelerin birisi yazmak üzerinedir: “Yazı yazmak. Avukatın sermayesi, önce doğruluk ve namuskârlık, sonra bilgidir. Bu iki vasıf, bir sikkenin yazı ve tura tarafı gibi birbirini tamamlar. Doğruluğunu ve bilgisini işleten avukat, muvaffak olacaktır. Fakat bu doğruluğu ve bilgiyi herkese nasıl öğretmeli? İş sahiplerine nasıl anlatmalıdır? Şöhretten bahsetmek istiyorum. Avukat, bilmem hangi hastalığın tedavisinde yeni bir usul keşfettiğini söyleyen bir hekim gibi reklam yapamaz, bir damla sile yüzdeki çilleri düşüreceğini söyleyen hazır ilaç satıcıları gibi ilan veremez. Bunlar yasak. Ne yapmalı? Gelen iş sahibini, biraz evvel söyledik, iyi idare etmeli. İş sahipleri sizin için zahmetsiz, masrafsız reklam yaparlar. Fakat bu yetişmez. Mahkemelerde ilmi müdafaalar yapmak. Bu da iyi. Hâkimler ve dinleyenler her yerde sizi över, haberiniz olmadan size iş gönderirler. Lakin bu da yetişmez. Bir mevzuu, Almanya’da nasıldır? Fransız âlimleri ne demişler? Bizim mahkemeler be temyiz ne reyde? İyice bir tetkikten sonra derli toplu meslek mecmuasında yazmak yok mu? Avukatı tanıtan en mühim amillerden birisi de budur. Avukatlar, başlarından geçip uzun boylu tetkik etmiş oldukları davalarda, istişarelerde böyle mevzular bulabilirler. Ancak henüz dava görülürken gerek doğrudan doğruya ve gerek başka bir namla yazı yazmak, centilmenliğe yakışmaz. Davanın lehte veya aleyhte neticelenmesini beklemek gerekir.

https://youtu.be/whzobD57aKA

İlmi, mesleki mecmualarda yazı yazmak, fikre açıklık verir, bilgiyi genişletir. Fakat temin edeceği şöhret… bunlardan aşağı değildir. O makaleyi en az birkaç yüz meslektaş okur. Onlar sizi tanımaya başlarlar. Günün birinde o mevzua dair bir istişareye çağrılmış iseniz biliniz ki sebebi bu makaledir. Anadolu barolarında da böyle yazılarla akisler yaparsınız. Hiç haberiniz olmadan size, iş, murafaa gönderirler. Filan avukat, malumatlı olduğu için mi çok para kazanıyor? Şu arkadaş lisan bildiği ve yazı yazdığı için mi tanınmıştır. Demeyiniz. Eski hukuku, eski şöhretleri, eski şartları bir yana bırakalım. Türk hukuku kıblesini batıya çevirmiştir. Biz de oradakiler gibi yapmaya mecburuz. Zaman gittikçe değişiyor. Tanınmak için okumak yazmak gerektir.”

Kendisinin yıllar önce yazdığı gibi müvekkil kazanma, çevre edinme,iş alma, meslektaşlar arasında bile tanınma ve işinizi iyi yapmak adına yazmak en büyük gücü sağlıyor. Bunların bu çağa uyum açısından tabi ki ilgilerine sunulması gerekiyor. Bunu kendi web siteniz ile ayrıca mesleki olarak açacağınız sosyal medya kanalları ile yapabilirsiniz.

Üstad Ali Haydar ÖZKENT’ in yıllar önce verdiği tavsiyeler de bile hukukun çağa uyum sağlaması gerektiğinden bahsi kesinlikle dikkate alınması gereken bir tavsiyedir.

Bu konuya dair yazdığım yazı ile birlikte Youtube videosunu çektim. Bu videoda Avukatlıkta yazı yazmak, makale yazmak, sosyal medya kullanımı, web site paylaşımı; ayrıca yaptıklarınızın mesleğe ve müvekkillere etkisinin neler olduğundan bahsettim. Meslekte yazı yazmak, makale yazımı, web site ve sosyal medya kullanımı için tereddütleri olan meslektaşlar için de bahsettiğim hususlar var. Ayrıca bunların mesleğe ve mevcut müvekkiller üzerindeki etkilerini anlattım.