AVUKATLIKTA TEVKİL NE DEĞİLDİR VE NASIL YAPILMAZ

Bugün bir tevkil duruşmasına girdim. Kendi kendime son zamanlarda epey şikayetini işittiğim ve karşılaştığım tevkil konusundan biz avukatların ne anladığı üzerine yazmanın zamanı gelmiş dedim.

Öncelikle belirtmek isterim ki; ben bir arkadaşın ricası üzerine ücreti mukabilinde girdim bugün ki duruşmaya, dosya iş dosyasıydı ve ön inceleme duruşmasıydı. Dosyanın asıl sahibi meslektaş ile ilk görüştüğümde kendisinden dava dilekçesini, cevap dilekçesini, tensip zaptını talep ettim. Ben gireceğim her tevkil dosyasında veya yetki ile yapacağım işlemlerde işin mahiyetini öğrenmeyi isterim. Çünkü ezbere ve yönlendirme ile sadece iş yapmak takip elemanı olmaktan çok da farklı değil. Hatta küçük şehirlerde takip elemanlarının yani katiplerin yaptığı işler bir stajyer avukattan çok daha fazla. Tecrübeli katipler icra konusunda pratikte stajyer avukatlardan bile daha iyi olduğu için tercih sebebi. Geçen nisan ayında 1 ay Adıyaman’ da kaldım ve görüştüğüm meslektaşlarda bunu kendileri dile getirdi. Şu  parantezi açmadan edemeyeceğim stajyer avukat meslektaşlarım unutmayın ki sadece uzun süredir bir işi yapıyor diye bir katip hukuk bilgisi olarak sizden üstün veya daha iyi değildir. Alaylı bir çalışan olup sizin almış olduğunuz hukuk eğitimi dahi sizi onlardan ayıran en önemli fark. O yüzden kendinizi iş yapan değil hukuk bilen, bu bilgi ile hukuki problemleri çözen biri olarak düşündüğünüzde ve uygulamada kullandığınızda katipler, takip elemanları, icra memurlar ve hatta dahi icra müdürlerinden daha iyi bilen olursunuz. Kalkıp bir müdüre veya memura iş sormazsınız ve onlar da size işinizi öğretmeye kalkışmaz. Avukat olarak kendi işimizi onlardan daha iyi bilmek ve icra etmek zorundayız. Bizi onlardan ayıran fark da bu. Zaten onlar da bunu fark edince ister istemez size saygı duyup istemeseler de işin gereğini yerine getiriyor.

Konuya dönecek olursam; meslektaş  tarafından gönderilen dilekçeleri okudum, tensibi okudum, aklıma gelen soruları ve ara kararları not ettim. İşin devamında dosya sahibi avukatı aradım; Delil dilekçesini bana göndermemişti sunup sunmadığını sordum, tensipte hükmedilen ara kararların yerine getirilip getirilmediğini ve müzekkerelere cevap gelip gelmediğini teyit ettim, tanık varsa talimat yazılmış mı diye sordum… Meslektaş ile duruşma öncesi yaptığımız görüşmede bir tek tanık talimatlarının yazılmadığını öğrendim ve hemen not aldım beyan olarak geçmek için ayrıca meslektaşın dosya esası için önemli başka bir talebi vardı bu talebi beyan etmemi istedi onu da not aldım. Duruşmaya katıldık bazı konularda eksiklikler konuşuldu ve taraflara diyecekleri soruldu; meslektaşın taleplerini ve beyanını ilettim ve zapta geçildi. Karşı taraf vekili meslektaşımda yetki ile katılmıştı dosyaya ve bazı konularda bilgi eksikliği olduğu hemen bir soruda ortaya çıktı. İşte bugün üzerinde duracağım diğer  konu tam olarak bu.Bir diğer konu ise benim belge talebimi bazen meslektaşlar çok garip karşılıyor nedeninini tam olarak bilmesem de veri paylaşmayı reddederek bana sadece söyleyeceğim beyanı iletiyorlar. Dilekçelerini göreceğim için mi, müvekkillerini  çalacağım korkusu mu, yoksa gizlilik esası mı bilmiyorum ama kabul edilmiyor. Bu konuya da açıklık getireceğim yazımda. 

Tevkil takip edilen dava dosyasında, başka kurum veya kuruluşlarda yapacağınız işlemler için yetki belgesi düzenlenerek işin sahibi avukatı tarafından mesleki dayanışma kapsamında işi yapacak meslektaşa işi yapma veya genel kullanımı ile duruşmaya katılma yetkisi verdiği sisteme denir. 

Avukatlık Kanunu 56. Md: “(Ek fıkra: 2/5/2001 – 4667/36 md.) Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir.” denmektedir. Bu maddede tam olarak belirtildiği üzere yetki belgesi vekaletname hükmündedir. Bu ne demek oluyor peki: Tam olarak bizim için yetki sunulmuş dosyalar için bizim de vekil tayin edildiğimiz anlamına geliyor. Sizin adınıza bir yetki belgesi düzenlendi ve dosyaya sunuldu ise işin sahibi avukat gibi vekil tayin edilmiş oluyorsunuz.Hatta birinden vekalet almadan da daha önce vekil tayin edilmiş avukat tarafından verilecek yetki belgesi ile dava açıp tüm dosyayı yürütebilirsiniz. Benim böyle dosyam oldu ve zaten işin sonunda vekalet ücretine yetkili kılınan avukat hak olarak siz hak kazanıyorsunuz. Bunun neticesinde doğal olarak vekil olmanın tüm cezai ve hukuki sonuçlarına katlanma mecburiyetiniz doğuyor. Demem o ki sadece bir duruşmaya hazır beyan ile girip çıkamızın bilmediğiniz çok ağır sorumlulukları var. Şimdi tam burda ödenen tevkil ücretinin çok az olduğundan dem vuracakların sesini duyar gibiyim. İşlemin ücreti az olabilir ama işi kabul edip etmeme isteği tamamen size bağlı. Diyeceksiniz ki biz nasıl para kazanacağız o zaman. Ben de pandemi döneminde mesleğe başlamış bir avukat olarak tevkil ile işlem yaptım yapıyorum da. Benim burda söylemek istediğim sorumluluk çok büyük ucuza almayın değil, tevkil ücretimizi de biz serbestçe tayin edebiliyoruz bu da unutulmamalı. Demek istediğim eğer işi veya işlemi yetki ile yapacaksanız sorumluluğun ve sonuçlarının farkında olarak icra etmek lazım. 

Tevkil ile yapacağınız iş için belgelerini isteyin ve hiçbir şey bilmediğiniz ama asıl vekil gibi sorumlu olduğunuz işlem hakkında bilgi sahibi olunuz. Sizi garip karşılayan iş sahibi avukat meslektaşlar olacaktır ama onlarda bu sorumluluğun farkında olmadıkları için sizden ezbere beyanı dile getirmenizi isteyecek. Yukarıda bahsettiğim üzere veri paylaşmayı istemedikleri için gerekli evrakları vermemeleri ise amiyane tabirle gereksiz, içi boş bir kaygı. Avukatlık Kanunu’ nda avukata yüklenmiş sır saklama yükümlülüğü yetki belgesi sebebiyle sizleri de kapsamaktadır. Yapılacak iş ve işleme ilişkin tüm bilgi ve belgeleri açığa vurma yasağınız bulunmakta. Bu sebeple size bu gerekçe öne sürüldüğünde maddeye atıf yapıp sorumluluğunuzun farkında olduğunuzu belirterek işi alabilirsiniz. Yine de paylaşılmaz ise bu iş sahibi ofisin güvensizliğinden kaynaklanıyor demek o noktada yapılacak başka bir şey kalmıyor. Meslek kanununa ve meslektaşa güvenin olmadığı bir ofis ile çalışmak sizin insiyatifinizde. 

Vekil gibi sorumluluğunuz söz konusu olduğu için işi kabul etmemek en doğal hakkınız. Duruşmada dile getirdiğiniz tek beyan her şeyi değiştirebilir. Ben iş sahibi avukat olduğumda bunun mesleki zarar ve sonuçlarını düşündüğümde göze alınan şey çok ciddi. İşi yapmak için yetkilendirilen avukat olduğumda ise ücretini kendi belirlediğim işleri almayı tercih ediyorum genel olarak. Piyasada kabul gören ücretlerde de çok iş yaptım ve yapıyorum. O zaman ise işimi avukatlık mesleğinin sorumluluklarını düşünerek ve kaliteli iş çıkarmak adına yine de böyle çalışıyorum. Eğer siz kaliteli iş yaparsanız müvekkilleri geçin avukat meslektaşlar sizinle başka işlerde yine çalışmak istiyor. Yine sadece kısa işlemler ile sınırlı kalmıyor bir bakıyorsunuz ki size dosya yönlendirmesi yapılıyor. Ben mesleğin ilk yılında böyle iş almıştım ve hala böyle iş alıyorum çoğu kere. Her şeyi geçtim bir meslektaşın referansı ile işlem yapıyorsanız size referans olmuş meslektaşın itibarına bile etki ediyorsunuz farkında olmadan. Bana meslektaş yönlendirmesi ile iş gelince daha bir geriliyorum ve gereğini iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyorum. Çünkü yaptıklarınız yönlendirme yapan meslektaşında ilişkisini etkiliyor veya iyi yaptığınızda güven temin ediyor. Hepimiz yaşamışızdır bu durumu. İyi iş yapmanız size başka işleride getirir asıl mesleki başarı budur.

Benim de iş sahibi avukat olarak iş yaptığım meslektaşlar oluyor ve hiç unutmam bir keresinde görüştüğümüz meslektaş:”Ben bunların hepsini inceleyecek miyim?,Meslektaşım yanlış anlamayın da davayı tamamen ben alsam daha iyi yani, Ne anlamı kaldı ki tevkilin?” mahiyetinde mesajlar yazdı. Meslektaşın takıldığı husus sayfa sayısıydı, toplu tarama yapıldığı için eklerde dilekçe ile gönderildi. Meslektaştan okunması istenen 3 sayfa dava dilekçesi, 3 tane cevap dilekçesi ve 4 tane duruşma tutanağıydı. Meslektaş fazla zamanını alacağını söyleyerek daha fazla ücret talebinde bulunsaydı vermeye hazırdık. Ama bu cümleleri yazdı ve girmek istemedi duruşmaya. Biz de tabi bu söylem üzerine zaten çalışmak istemedik ve başka bir meslektaş ile çalıştık. Yukarıda bahsettiğim üzere asıl konu sorumluluk değil asıl konu mesleği iyi icra etmek. Belki mesleğin başında hiç gelmeyecek konularla karşılaşacak hem hukuki olarak araştırma yapacak hem pratik olarak sürecin nasıl yürüdüğünü  öğreneceksiniz. Tevkil hususu aslında çok güzel bir öğrenme yöntemidir eğer fırsat değerlendirilirse. Ben hiç almadığım dava dosyaları görüyorum, çok farklı tarz ve usulde meslektaşların dilekçelerini okuyorum, dava türlerini inceliyorum, uygulamada icra, satış, duruşma, cezaevi görüşmelerini, tapu işlemlerini, emniyet aşamalarını yaşıyordum ve yaşıyorum. Bir tevkil işi geldiğinde açıp hukuki olarak araştırıyorum konuyu. Bu sayfadaki birçok yazı, makale ve hikaye tevkil işlerinden çıktı 🙂 Bana en çok gelen soru nasıl yazıyorsunuz ve konu bulmakta zorlanıyorum. Birçoğumuz önümüze gelmeyen iş hakkında açıp araştırma yapmıyoruz. Kendimizi bilirsek öylece oturup masaya ben yazı yazacağım bugün diyende pek az. Tevkil size yazı konusu yaratan ve pratik deneyimi geliştiren yollardan biri. Özellikle mesleğin ilk yılında ve belki staj sürecinde aktif çalışmadıysanız tevkiller mesleği öğrenmenin en güzel  yöntemlerinden biridir. Bir işin sizin olmaması onu iyi icra etmeyeceğiniz, üzerine düşünüp, okuyup araştırmayacağınız anlamına gelmiyor. Edindiğim kanı ise meslekten şikayet eden, para kazanmadığını söyleyen veya umutsuz olan meslektaşların tevkile bakış açıları genel olarak anlık işi yapıp kurtulma şeklinde oluyor. Avukatlık Kanunu gereği vekil gibi sorumlu olduğunuz bir işte neden ben bu kadar uğraşıyorum düşüncesi sadece işten kaçmaya yönlendirir sizi. Avukat olarak günlük hayatta veya meslekte diğer vatandaşlardan farklı olarak hukuki bilgiyi bilme ve yaptığımız işlerin hukuki boyutlarını öngörerek hareket etmeyi şiar edinmek lazım. Meslek kalitesinin nasıl düşürüldüğünü tam olarak açıklayamasak da nasıl yükseltileceğini söyleyebilirim: İşini iyi yaparak, bilgiyi bilerek. 

Bitirirken başlığa ithafen tevkil nasıl yapılmaz biliyor musunuz: Hiçbir sorumluluk hissetmeden duruşmaya gidip size başkası tarafından söylenen iki satır cümleyi söyleyerek yapılmayacağını söyleyebilirim. Bu arada kısa bir icra dairesi işlemi veya taleplerin kaleme hatırlatılması gibi hususlar için sözüm meclisten dışarı. 05.10.2022

Kafanızı Bir Direğe Çarpınca Ne Yapmalısınız?

Kafanızı bir direğe çarpınca ne mi yapmalıyız? Tabi önce bir sağlık kontrolü sonra ise (burası önemli) “bu direk niye burda” diyip yönetmeliğe uygun yerde olup olmadığı hakkında şikayet başvurusu yapmalısınız. Bugün sizlerle tam da bu konuda geçen gün dikkatsizlik sonucu geçirdiğim bir kaza sonucu yaptığım bir başvuru sürecinden ve sonucundan bahsedeceğim.

Yaklaşık 3 hafta önce akşam ofis çıkışı kaldırımda yürürken dalgınlığım sonucu çok şiddetli bir şekilde kafamı kaldırımın ortasında bulunan direğe çarptım.( Nasıl oldu demeyin, oluyor. Çevremdekilerin bile hayret ettiği sakarlıklar yaparım günlük hayatta.) Sonrasında tabi hastane, tomografi falan derken Allah’ tan bir şey çıkmadı. Bana bu yaşanılandan geriye üç dört günlük bir baş ağrısı ve lokal şişlik kaldı tabi. Sonraki gün bir arkadaşla istişare ederken söz konusu direğin kaldırımda ne işi olduğu?, acaba izini olup olmadığına konuşurken başvuru yapalım dedik.Aşağıda yer alan şekilde birkaç kuruma mail attık. Çok kısa bir başvuru yaptık ayrı ayrı.(Bu karşı tarafın sizi daha çok ciddiye almasını sağlıyor, her zaman birden fazla başvuru ve farklı kişilerin başvurusu sağlam argümandır.)

Ve geçen pazartesi sabah ofise giderken geçiş güzergahında bulunan o kaldırımdan tekrar geçerken burda bir şey eksik diye düşünürken kaldırımdaki direği kaldırdıklarını farkettim. Yine aynı işletmeye ait kaldırıma taşan kocaman bir çit vardı onu da şikayetimde belirtmiştim, o da kaldırılmış. Aradan 3 haftadan az bir süre geçmişken başvurum sonuçlandı; hem direk hem çit kaldırılmıştı. (Bazı arkadaşlar tekrar kafamı vurmadım diye direğin yokluğunu fark ettiğim konusunda mizahı arşa çıkardılar tabi.) Her zaman söylediğim gibi kimse ile kavgaya gerek yok yazının gücü yine kazandırdı.Konfüçyüs haklı: “Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil”.  Sakarlığıma çözüm bulamıyorsak yolu açarız. Sisteme sözlü şikayetin hiçbir faydası yok, yazılı yapın şikayetleri:)

Bu arada her belediyenin reklam ve ilan panoları için yönetmeliği var. Yaptığım araştırma sonucu benim olayda  İBB’ nin yönetmeliğinde bu direğin hukuka uygun olmayacak şekilde oraya yerleştirildiği sonucuna vardım, onu da ekte paylaştım.

Bu yazıyı paylaştıktan sonra ki gün Zabıta Müdürlüğü tarafından başvuruma hakkında tarafıma direğin kaldırıldığı şeklinde bilgilendirme dilekçesi gönderildi onuda aşağıda paylaşıyorum.

Avukatlıkta ZOR DÖNEMLERDE İŞ YAPMA

Şu günlerde yeni yeni atılan adli tatil ve yaz tatili etkileri ile birlikte iş yoğunluğumuz artmaya başlamakta. Meslekte bir yıllık veya on, on beş yıllık başka meslektaşlarla yaptığım  sohbetlerimizden işlerin durgun olduğu ve uzun süredir yeni iş almadıkları yönünde geri bildirimler alıyorum.

“Günümüzde ekonomik krizler ve durgunluk dönemleri daha sık yaşanır hale gelmiştir. Bu zamanlarda herkes harcamalarını kısarken krizin etkisiyle bazı alanlarda daha fazla iş oluşumu gözlenmektedir. Böyle dönemlerde, uzmanlık alanınıza daha fazla odaklanın. Diğer konuları ikinci plana atın. Şu an size gereken en hızlı sonuç alabileceğiniz alanlara odaklanmaktır.”

Meslekte Zor Zamanlarda İş Yapma

Yeni iş gelmesede araştırma yap, oku ve en önemlisi yaz. Meslekte merak edilen o kadar çok husus var ki ve etrafımızda dahi hukuki bir araştırmanın konusu olacak o kadar çok örnek var ki önemli olan o bakış açısını edinmek. Gazete haberleri, yolda giden bir araba, yapılan alışverişe, yürüyüş yapılan yol… O kadar çok yazı çıkar ki bunlardan yetişmez zaman. Disiplin yeni iş gelince değil mevcut zamanıda değerlendirmek. Yazdıklarınızı paylaşın. Meslektaşlar, stajyer meslektaşlar, öğrenci meslektaşlar, hukuk camiası dışındaki insanlar ve sorularına yanıt arayanlar sizinle karşılaşsın araştırma yaparken.

Bir diğer önemlisi sosyalleşin ve davetlere katılım gösterin. Bu katılımlar bizim meslekte çevre edinmemiz açısından çok önemli. Benim gibi kadın meslektaşlar açısından imkan daha kısıtlı. Ama bu yinede hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor. Mevcut müvekkillerinizle görüşmek, toplantı  yapmak ve durum değerlendirmesi yapmak sizi onlara hatırlatacak ve işinizi önemsediğinizi gösterecektir.

“Bir Çin Atasözü der ki, “Krallıklar kriz döneminde kurulur, para iyi zamanda kazanılır.” Kriz dönemleri mesleki kariyerinizde yeni krallıklar kuracağınız bir dönemdir. Bunları yapmak için masanızı terk etmeniz, sahaya inerek müvekkillerin ve müvekkil adaylarının yanında zaman geçirmeniz gerekir. Böylece, kriz dönemlerinde ortaya çıkan hızlı değişimlerden ve ihtiyaçlardan haberdar olursunuz. Yeni dönemin bir parçası haline geldiğinizde herkesten daha ileriye gidersiniz. Bulutlar dağılıp güneş açtığında da karşılığını alırsınız.”

Meslekte her zaman şu inanç içinde oldum: Eğer işini iyi yaparsan her zaman iş yaparsın ve para kazanırsın. Artık çoğu meslekte mezunlar konusunda önlenemez bir artış var. Şu çağ teknolojiye ayak uyduran ve işini iyi yapanların öne çıktığı bir çağ. Doğal seçilime kurban gitmemek bizim elimizde. Fark yaratmak, küresel çapta bir hizmet kalitesi ve bilgiyi ayıklama bunlar yapılması gerekenler bizim meslekte.

Başarı tesadüf değildir. Fırsatlar herkes için doğar, biz yeter ki onlar karşımıza çıktığında ayırt edebilecek yetkinlikte olalım.

KANUN YARARINA BOZMA

KANUN YARARINA BOZMA(CMK md.309)

Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 309-310. maddeleri uyarınca “kanun yararına bozma” “olağanüstü bir kanun yoludur”. 

Kanun yararına bozma, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen, ancak hukuka aykırılıklar bulunan karar ve hükümlerin bozulması istemiyle Adalet Bakanlığı tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ na başvurulmalıdır (CMK md.309/1).

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bazı hallerde kendiliğinden de hukuka aykırı bir kararın ya da hükmün Yargıtayca bozulmasını talep edebilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine verir.  Yargıtay’ın ceza dairesi, ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü bozar. 

KANUN YARARINA BOZMA BAŞVURUSU NASIL YAPILIR

Cumhuriyet savcısı, sanık, hakim, mahkeme, şikayetçi veya müdahil olarak katılan kişiler kanun yararına bozma taleplerini adalet bakanlığına başvurarak yapabilirler.Adalet Bakanlığı, yargılamaya daha önce katılan kişilerin bu talebiyle veya talebin içerdiği hukuki görüşlerle bağlı değildir.

Tamam hemen hemen herkes başvuru yapabiliyor ama başvuru yapmadan önce açıkça itirazınızın nedenlerini ve en önemlisi itiraza neden olan hukuka aykırılık hususunu açıkça belirtmelisiniz. Adalet bakanlığı haliyle her başvuruda harekete geçecek değil. Bunun için gerekçeleriniz oldukça somut ve net olması gerekmektedir.

 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın re’sen kanun yararına bozmaya başvurması, kanunda aksi yönde bir düzenleme olmadığından, söz konusu olağanüstü kanun yoluna başvurmakta esas yetkili makam olan Adalet Bakanlığı’nın bu yetkiyi kullanmasına engel teşkil etmez. Ancak Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulduğunda bu yetki CMK’nun 310/2. maddesi gereği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz. 

Aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılacak olan karar veya hüküm, hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklar içerebilir. Her iki hukuka aykırılık halinde de kanun yararına bozma kanun yoluna gidilebilir. Kanun yararına bozma, Adalet Bakanlığı’na hitaben bir kanun yararına bozma dilekçesi verilerek talep edilir. Kanun yararına bozma dilekçesinin yargılamanın yapıldığı mahkeme veya savcılık aracılığıyla verilmesinde fayda vardır.

KANUN YARARINA BOZMAYA KONU OLABİLECEK MAHKEME KARARLARI

Kanun yararına bozma da dosyanın temyiz yada istinafa gidip gitmemesi

Dosyamızla ilgili mahkeme kararına verdi, dosyamız istinafa yada temyize gitmedi. Bu dosya hakkında kanun yararına gitmesinde hiçbir sakınca yoktur. Buna engel bir husus bulunmamaktadır. Hatta istinafa giden ancak temyiz edilmemiş kararlar için dahi kanun yararına bozma yolu açıktır.

Ağır Ceza Mahkemesinin kararları

Ağır ceza mahkemesi infaz hakimliği tarafından verilen cezalara itiraz edilmesi üzerine verdiği kesin nitelikte ki kararın aleyhine de kanun yararına bozmaya gidilebilir. Yani infaz hakimliğinin karara itirazı direk olarak reddetmesi kararın bozulmayacağı anlamına gelmemektedir.

Cumhuriyet Savcısının iddianamenin iadesine itirazı

Cumhuriyet savcısı bir soruşturma yürütmüş ve Kvok (kovuşturmasına yer olmadığına dair karar) verir. Sizde davanızın kapanmasına itiraz için sulh ceza hakimliğine başvurdunuz. Sulh ceza mahkemesi de itirazınızı reddetti. Bu durumda yine kanun yararına bozma yoluna gidilebilir. Bir soruşturma da savcının da gözünden kaçırdığı bazı hususlar elbette olabilir.

İddianamenin reddine dair itirazın reddedilmesi

Evet tekerleme gibi oldu ama biraz açalım. Savcı bir soruşturma hazırladı ve bunu iddianame yazarak hakimliğe gönderdi. Hakimlik ise bir nedenden dolayı iddianameyi tekrar iade etti. Bunun üzerine savcı dosyasının iade edilmesi hususunda tekrar bir itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren mahkeme savcının itirazını uygun görmeyerek ret etti. Bu ret kararı üzerinden kanun yararına bozma kararı verilebilir.

Yetkisizlik kararının kaldırılması kararının reddine itirazın reddedilmesi

Bir dosya hakkında yetkisizlik kararı verildi ve bu karar itiraz edildi yine itiraz kabul görmeyerek ret aldı yine imdada kanun yararına bozma uygulaması giriyor.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları aleyhine de yine kanun yararına bozmaya gidilebilir.

İcra Ceza Mahkemesi kararları

İcra ceza mahkemesi kararları aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilebilir. Bir tek şart ile istinaf ya da temyize gidilmemek şartıyla.

Yargılamanın yenilenmesi kararına itirazın reddi

Yargılamanın yenilenmesi kararına itiraz ettiniz ancak yerel mahkemeler kesin hükmünde karar verdi ve itirazınızı reddetti. Bu ret kararı ile ilgilide kanun yararına bozma kararı verilebilir.

HANGİ KARARLARA KARŞI KANUN YARARINA BOZMA BAŞVURUSU YAPILAMAZ

Kanun yararına bozma işlemi ile ilgili olarak en önemli husus hukuka aykırı bir durumun olması. Yukarıda tek tek izah ettiğim hususlarda ortak nokta eminim bir çoğunuzun dikkatinden kaçmamıştır. 

Kanun yoluna gidilecek tüm hususlarda mahkeme ve hakim kararı bulunmakta. Bu nedenle savcıların verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile ilgili kanun yararına bozma yoluna gidilemez. 

Hakimlerin takdir kapsamına giren kararlarda kanun yararına bozma işlemine gidilemez.

Hakimin takdirini yerinde kullanıp kullanmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemez.

KANUN YARARINA BOZMA KARARININ İNFAZA ETKİSİ 

Kanun yararına bozma, olağanüstü bir kanun yoludur. Bu nedenle, kanun yararına bozma kararı, kesinleşmiş hükmün infazını kendiliğinden infazı durdurmaz. İnfazın durdurulması isteniyorsa ilgili mahkemeden ayrıca talepte bulunulması gerekir.

İnfazın durdurulması talebi hem kanun yararına bozma istemini inceleyen Yargıtay ceza dairesinden hem de dosyanın gönderildiği yerel mahkemeden istenebilir. Kanun yararına bozma yoluyla verilen kararlar, infaz süresi açısından hükümlü aleyhine uygulanamaz.

KANUN YARARINA BOZMADA ZAMANAŞIMI

Kanun yararına bozma, kesinleşen ceza mahkemesi kararlarına karşı gidilen olağanüstü bir kanun yolu olduğundan, kanun yararına bozma isteminin Yargıtay tarafından kabul edilmesinden sonra yapılacak yargılama sırasında dava zamanaşımı hükümleri uygulanamaz. Kesinleşen hükmün Yargıtay tarafından yasa yararına bozulmuş olması, sanığın hükümlü sıfatı almasını etkilemez; bu nedenle kanun yararına bozma talebinin kabulü üzerine yapılan yargılamada hükümlü hakkında dava zamanaşımı şartlarının değil, ceza zamanaşımı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilebilir (Yargıtay 2. CD – Karar: 2014/19694).

KANUN YARARINA BOZMA SÜRECİ

Bu süreç yukarıda bahsettiğim aşamalardan geçtiği için net bir tarih vermem olanaksızdır. Adalet bakanlığının talebini Yargıtay’ın değerlendirmesi haliyle biraz zaman alacaktır. Bu husus birazda kurumların yoğunluğu ile doğru orantılıdır.

AV. ZANA ŞAHİN

KANUN YARARINA BOZMA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

Ofisimiz bünyesinde bulunan trafik cezasına itiraz konusunu içeren ve itiraz talebinin esastan reddedilmesi üzerine müvekkil adına yazmış olduğum kanun yararına bozma dilekçemi içermektedir.

Sayfamdan Kanun Yararına Bozma kanun yoluna ilişkin bilinmesi gerekenleri yazmış olduğum yazıma da ulaşabilirsiniz.

ADALET BAKANLIĞI CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

Gönderilmek Üzere

KÜÇÜKÇEKMECE …… SULH CEZA HAKİMLİĞİNE

DOSYA NO : ………… Değişik İş

KANUN YARARINA BOZMA

İSTEMİNDE BULUNAN : ………..(TC……..)

ADRESİ : ……………. 

DAVA KONUSU : Küçükçekmece ………….. Sulh Ceza Hakimliği’ nin ………… D. İş ………….. Tarihli, İstanbul Fahri Trafik Müfettişliği’ nin ……….. Tarih,MA Seri No, ………… Sıra No’lu trafik tutanağında verilmiş olan idari para cezasının iptali için yapmış olduğum itiraz başvurusunun kesin olarak esastan reddi kararının CMK Madde 309 gereğince Kanun Yararına Bozulması istemidir.

İZAHI :

………….. tescil plakasına kayıtlı hususi otomobilimin; Karayolları Trafik Kanunu’ nun 46/2-F maddesi hükmüne istinaden “Trafik kazası, arıza hâlleri, acil yardım, kurtarma, kar mücadelesi, kaza incelemesi, genel güvenlik ve asayişin sağlanması gibi durumlar dışında emniyet şeritlerini ve banketleri kullanmamak,suçunun işlendiği gerekçesiyle gıyabımda kesilen ve ekte sunulan 17.10.2019 tarihli, toplam 1002 TL. bedelli trafik cezası tutanağı düzenlenip,15/11/2019 tarihinde tarafıma tebliğ edilmiştir.

Tarafımca bu idari para cezasının iptal edilmesi için 19/11/2019 tarihinde Küçükçekmece Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine başvurulmuştur. İdari para cezasının iptali başvurum ………… tarihinde Küçükçekmece …….. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’ nun 28/8-a maddesi gereğince  esastan reddedilmiştir.

1- 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 28/3 ve 28/4 maddesinde: (3) İlgili kamu kurum ve kuruluşu, başvuru dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde mahkemeye cevap verir. Başvuru konusu idarî yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tamamının bir örneği, cevap dilekçesi ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme, işlem dosyasının aslını da ilgili kamu kurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevap dilekçesi, idarî yaptırım kararına karşı başvuruda bulunan kişi sayısından bir fazla nüsha olarak verilir.

(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder… hükmü amirdir. Mahkemenin karar tutanağında da bahsettiği üzere ilgili kurumdan yani İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Ve Şube Müdürlüğünden gelen cevap dilekçesi, belge ve evraklar hiçbir şekilde tarafıma tebliğ edilmemiştir.

2-  5326 Sayılı Kabahatler Kanununun İdarî yaptırım kararı başlıklı Madde 25/1-c (1) İdarî yaptırım kararına ilişkin tutanakta; … c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün deliller açık bir şekilde yazılır denir. 

Tarafıma tebliğ edilmiş olan tutanakta hiçbir şekilde delil belirtilmemiş olup ek olarak ne fotoğraf  ne mobese görüntüsü ne de video kayıtları yer almaktadır.Mahkeme kararını kurumdan gelen evraklara ve cevap dilekçesine göre vermiştir.

Anayasa’nın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36. maddesinde: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü amirdir. 

Karar tutanağına bahse konu evraklar tarafıma tebliğ edilmiş olan tutanakta belirtilmemiş(ek gönderilmemiştir) olması sebebiyle yapmış olduğum itiraz dilekçemde de buna karşı itiraz yapılamamıştır. Anayasa’dan kaynaklanan hak arama hürriyetim engellenmiş olup mahkemece adil bir yargılanma sağlanamamıştır.

3- Hukukumuzun genel ilkelerinden biri hakimin takdir yetkisine sahip olmasıdır. Hakim takdir yetkisini kullanırken, hukuka uygun karar vermeli, vardığı sonuç hukuk düzenin geneline aykırı olmamalı, hakkaniyete uygun karar vermeli, menfaatler durumunu, hükmün amacını ve somut olayın tüm özelliklerini göz önünde bulundurarak adil bir sonuca ulaşmalıdır.

Söz konusu olayda ve hakim tarafından verilmiş kararda hakim sadece İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme ve Şube Müdürlüğünden gelen belge ve evraklara dayanmıştır. Verilen kararda somut olayın özellikleri ve menfaatler durumu gözetilmeden karar verilmiştir.

4- Adil yargılanma hakkının unsurlarından bir diğeri olan silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalarda da bu ilkeye uyulması gerekmektedir. (B.No: 2013/1134, 16.05.2013, § 32)

“Hakkaniyete uygun yargılama”nın temel unsuru ise yargılamanın “çelişmeli” olması ve taraflar arasında “silahların eşitliği”nin sağlanmasıdır. (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16.02.2000, § 60) Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden olabilecektir. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkanı vermektedir. (AYM B. No: 2014/12348)

Söz konusu kararardan anlaşılacağı üzere Adil Hakkının ilkelerinden biri olan Sİlahların Eşitliği İlkesi ; tarafların eşit  şart ve koşullara tabi olmasını savunur ve Çelişmeli Yargılama İlkesi; tarafların dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve delillere karşı çıkma imkanı verilmesinden bahseder. tarafıma hiçbir suretle delil gönderilmemiş olup, cevap dilekçesi de tebliğ yapılmamıştır. Söz konusu karar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ ne aykırılık teşkil etmektedir.

NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah ettiğim nedenlerle, Küçükçekmece … Sulh Ceza Hakimliği’ nin …… D. İş 15/01/2020 Tarihli, İstanbul Fahri Trafik Müfettişliği’ nin …….. Tarih, MA Seri No,………Sıra No’lu trafik tutanığında verilmiş olan idari para cezasının iptali için yapmış olduğum itiraz başvurusunun kesin olarak esastan reddi kararının CMK Madde 309 gereğince Kanun Yararına Bozulmasını talep ederim. Tarih

KANUN YARARINA BOZMA

İSTEMİNDE BULUNAN

……..

EK:

1- İtiraza konu İstanbul Fahri Trafik Müfettişliği’ nin 17.10.2019 Tarih, MA Seri No,  ……..Sıra No’lu trafik idari para cezası karar tutanağı

2- Nüfus cüzdanı, ehliyet ve ruhsat sureti.

3- Küçükçekmece ……. Sulh Ceza Hakimliği Kararı

AVUKAT ZANA ŞAHİN

FAZLA ÇALIŞMA VE FAZLA SÜRELERLE ÇALIŞMA

1. ÇALIŞMA SÜRESİ KAVRAMI 

Fazla çalışma kavramından bahsetmeden önce çalışma süresi kavramını açıklamak önem arz etmektedir. Çalışma süresi tam olarak anlaşılamadan fazla çalışmanın anlaşılması mümkün değildir.

Çalışma süresi kavramı kural olarak işçinin çalıştırıldığı işte geçen süreyi ifade eder.O halde işçinin çalışma süresini hesaplarken, fiilen işe başladığı saat ile işten ayrıldığı saat arasında çalıştığı ve çalışmış kabul edildiği süre hesaplanmalı, bu süreden ara dinlenmeleri düşülmelidir. Çıkan sonuç işçinin günlük çalışma süresini verecektir.

2-FAZLA ÇALIŞMA KAVRAMI

Fazla çalışma en temel şekilde işyerinde haftalık 45 saati aşan çalışmalar olarak tanımlanabilir. İş Kanununa göre normal şartlarda bir işyerindeki çalışma süresi haftalık 45 saattir. İşveren dilerse çalışma sürelerini bu sürenin altında belirleyebilmekle ancak üzerinde belirleyememektedir. Bu 45 saatlik süreyi haftanın günlerine dağıtmak isteyen işverenin önünde bazı kısıtlamalar bulunmakla birlikte, bu kısıtlamalara uyan işveren söz konusu süreyi haftanın günlerine dilediği gibi dağıtabilir. Bu kısıtlamalardan en önemlisi, işçiye haftada en az bir gün hafta tatili verilmesi zorunluluğudur. Ayrıca bunun dışında işçinin günlük çalışma süresinin 11 saati aşmaması ve gece çalışmasının 7,5 saati aşmaması gerekmektedir. Belirtilen kısıtlamalara uyan işveren işçisinin çalışmakla yükümlü olduğu 45 saati dilediği günlere yayabilir. 

3-FAZLA ÇALIŞMA VE FAZLA SÜRELERLE ÇALIŞMA KAVRAMI

4857 sayılı İş Kanunu’nda fazla çalışmalardan farklı olarak “fazla sürelerle çalışma” kavramına da yer verilmiştir. İK. m.41/3 uyarınca haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırk beş saatin altında belirlendiği durumlarda, kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır.

Fazla çalışmanın, işçinin haftalık 45 saati aşan çalışmaları olarak tanımlandığını ifade etmiştik. Ancak; işyerinde haftalık çalışma süresi, İş Kanununun da izin verdiği gibi, 45 saatin altında belirlenmişse ne olacaktır? Bu durumda; işyerinde 45 saatin altında belirlenen haftalık çalışma süresini aşan ancak 45 saati aşmayan çalışmalar fazla sürelerle çalışma olarak nitelendirilecektir.

Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma arasında esaslı görülen iki fark bulunmaktadır;  

3.1-Bunlardan ilki, fazla süreli çalışmanın; haftalık çalışma süresinin, sözleşme veya toplu sözleşme ile kanuni haftalık çalışma süresi olan 45 saatin altında belirlendiği durumlarda, sözleşmede belirlenen haftalık çalışma saati ile yasal 45 saat arasındaki süreye tekabül etmesidir. 

Örneğin; toplu iş sözleşmesi ile çalışma saati haftalık 40 saat olarak belirlenmişse, haftada 40 saatin üzerinde yapılan çalışmalar “fazla sürelerle çalışma”, 45 saatin üzerinde yapılan çalışmalar ise “fazla çalışma” olarak kabul edilecektir. 

İkinci Örnek: Haftalık çalışma süresinin 35 saat olarak belirlendiği bir işyerinde işçi bir haftada 50 saat çalışmışsa, bu işçi 10 saat fazla sürelerle çalışmış ve 5 saat fazla çalışmış sayılacaktır. 

3.2.-İkincisi ise fazla sürelerle yapılan çalışmanın karşılığının, fazla çalışma için verilecek karşılıktan daha az olmasıdır. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %50 si oranında zamlı olarak, fazla sürelerle çalışmalarda ise her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %25 si oranında zamlı olarak ödenir.

4-FAZLA ÇALIŞMANIN TÜRLERİ

Fazla çalışmanın türlerini olağan nedenlerle fazla çalışma, zorunlu nedenlerle fazla çalışma ve olağanüstü nedenlerle fazla çalışma olarak üç ayrı başlık altında açıklayacağız. 

4.1. Olağan Nedenlerle Fazla Çalışma

Olağan nedenlerle fazla çalışma aslında çalışmamızın başından beri açıkladığımız 4857 sayılı kanunun 41. madde hükmüne karşılık gelen çalışmalardır. Diğer bir deyişle işin gereği olarak ortaya çıkan nedenlerle haftalık 45 saatin üzerinde gerçekleştirilen çalışmalar olağan nedenlerle fazla çalışmaya karşılık gelmektedir.

4.2. ​​​​​​Zorunlu Nedenlerle Fazla Çalışma

Zorunlu nedenlerle fazla çalışma, İş Kanunun 42/1 hükmünde kendisine yer bulmuştur. Bu hükme göre, ‘’ Gerek bir arıza sırasında, gerek bir arızanın mümkün görülmesi halinde yahut makineler veya araç ve gereç için hemen yapılması gerekli acele işlerde, yahut zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkmasında, işyerinin normal çalışmasını sağlayacak dereceyi aşmamak koşulu ile işçilerin hepsi veya bir kısmına fazla çalışma yaptırılabilir’’.

Kanunun lafzından da anlaşılacağı gibi zorunlu nedenlerle fazla çalışma yapılabilmesi işyerinin normal seyrine geri dönmesi anına kadar olacaktır. Zorunlu nedenlerle yapılan fazla çalışma da üzerinde önemle durulması gereken nokta, zorunlu nedenlerle yapılan çalışmalar yıllık 270 saatlik fazla çalışma sınırının hesaplanmasında dikkate alınmayacaktır.

Zorunlu nedenlerle fazla çalışmada veya fazla sürelerle çalışmalarda yönetmelik hükmü gereğince işçinin onayı aranmayacaktır.

İşçi tarafından haklı bir sebep gösterilmeksizin zorunlu fazla çalışmaya katılmaması durumunda, zorunlu çalışmaya katılmanın işçinin sadakat borcunun gereği olduğu düşünüldüğünde, işverene iş sözleşmesini haklı nedenle fesih imkanı verecektir.

Zorunlu nedenlerle çalışmaya ilişkin 42/2 hükmü gereğince, zorunlu nedenlerle yapılan çalışmalarda madde 41 hükmünün birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu hükümde hareketle ifade edebiliriz ki işçi zorunlu nedenlerle fazla çalışma gerçekleştirdiğinde normal saat başı ücretinin yüzde elli fazlasına hak kazanacakken, zorunlu nedenlerle fazla sürelerle çalışma gerçekleştirdiğinde ise normal saat başı ücretinin yüzde yirmi beş fazlasına hak kazanacaktır. Buna karşın ifade etmek gerekir ki zorunlu nedenlerle fazla çalışmada işçi, zamlı ücret yerine serbest zaman kullanma isteğinde bulunma imkanına sahip olamayacaktır.

4.3. Olağanüstü Nedenlerle Fazla Çalışma

Olağanüstü nedenlerle fazla çalışma İş Kanunu 43/1 hükmünde düzenlenmiştir. Hükme göre, ‘’ Seferberlik sırasında bu süreyi aşmamak şartıyla yurt savunmasının gereklerini karşılayan işyerlerinde fazla çalışmaya lüzum görülürse işlerin çeşidine ve ihtiyacın derecesine göre Bakanlar kurulu günlük çalışma süresini, işçinin en çok çalışma gücüne çıkarabilir’’.

Madde hükmünün lafzından da anlaşılacağı üzere olağanüstü nedenlerle fazla çalışmaya işveren değil, Bakanlar Kurulu karar vermektedir. Yine olağanüstü hallerde fazla çalışmada da, zorunlu nedenlerle fazla çalışmada olduğu gibi işçinin onayı aranmayacaktır.

5- FAZLA ÇALIŞMA YAPABİLME ŞARTLARI

Bu başlığı fazla çalışma nedenleri, işçinin onayı, fazla çalışmanın azami süresi, fazla çalışma yasaklarının bulunmaması başlıkları altında ayrı ayrı incelemeyi tercih edeceğiz zira fazla çalışmanın koşulları, fazla çalışma kavramının özünü oluşturduğundan bahisle her bir başlığı ayrı ayrı inceleyip açıklama yapmayı elzem gördüğümüzü ifade etmek istiyoruz.

5.1. Fazla Çalışma Nedenleri

Fazla çalışmanın nedenlerini bize 4857 sayılı İş Kanunu m. 41 sınırlı olmayacak şekilde ifade etmiştir. Söz konusu hükme göre ‘’ Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir’’. Kanun hükmünden yola çıkarak üzerinde durulması gereken nokta söz konusu nedenlerin sınırlı sayıda olmadığıdır kanun metnindeki ‘’ gibi ‘’ sözcüğünden bu durum çıkarılabilecektir. Bir başka deyişle, ülkenin genel yararları yada üretimin artırılması nedenlerine benzer başka nedenlerin varlığı halinde de fazla çalışma yapılabilecektir.

5.2 İşçinin Onayı

Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma için işçinin yazılı onayının gerekliliği gerek İş Kanunu m.41/7 de gerekse de Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği’nin dokuzuncu maddesinde belirtilmiştir. Burada üzerinde durulması gereken nokta fazla çalışma yaptırabilmek için İş Kanununda işçinin yazılı onayının bulunmasından bahsedilmesine karşın, yönetmelikte bu onayın yazılı olması gerektiği ve her yıl başında işçilerden alınması gerektiği ifade edilmiştir. Yargıtay da söz konusu yönetmelik hükmünü hiçbir toleransa meyil vermeden uygulamıştır. Diğer bir deyişle Yargıtay, işçi ile yapılan sözleşme ile fazla çalışmaya ilişkin işçiden onay alınmış olmasının o yıl için hüküm ifade ettiğini, sıra gelen yıllarda işçiye fazla çalışma yaptırabilmek için mutlak suretle işçiden her yılın başında yazılı onay alınması gerektiğini ifade etmiştir .

Üzerinde durulması gereken bir başka konu ise işçinin rızası olmadığı halde fazla çalışma yapan ve ücretini düzenli bir şekilde alan işçinin durumu ne olacaktır sorusu akla gelebilir. Bu noktada Yargıtay’a göre, her nasılsa işçi onayı olmadığı halde, fazla çalışma gerçekleştirmiş ve hatta fazla çalışma ücretini eksiksiz olarak almışsa dahi işçinin fazla çalışmaya kalmak istememesi fesih için geçerli neden olduğunu kabul etmektedir. Buna karşın işçinin onay vermiş olduğu fazla çalışmaya mazereti söz konusu olmaksızın katılmadığı takdirde bu kez işverenin İş Kanunu m.25/2 anlamında haklı nedenle sözleşmeyi fesih hakkı doğacaktır.

Bu başlık altında son olarak değinmek istediğimiz konu ise, fazla çalışma kavramına ilişkin Deniz İş Kanunu ve Basın İş Kanununda düzenleme yoktur. Bu durumda T.B.K. 398 deki fazla çalışmaya ilişkin şartlar gerçekleştiği takdirde gemi adamları veya gazeteci fazla çalışma yapmak zorundadır. O halde T.B.K. 398 e göre fazla çalışmanın şartlarından bahsetmemiz gerekecektir. Bu şartları, normal süreden daha fazla çalışmayı gerektiren bir işin yerine getirilmesi zorunluluğunun doğması, işçinin fazla çalışmayı gerçekleştirebilecek durumda olması ve işçinin fazla çalışmadan kaçınması dürüstlük kuralına aykırı olması şeklinde sıralayabiliriz. Sonuç olarak saydığımız üç koşulun bir arada gerçekleşmiş olması durumunda Deniz İş Kanunu ve Basın İş Kanunu hükümlerinde fazla çalışmaya ilişkin düzenleme olmadığından

T.B.K 398 hükmü gereğince işçi, fazla çalışma karşılığı verilmek koşuluyla fazla çalışma yapmak zorundadır.

5. 3. Fazla Çalışmanın Azami Süresi

Fazla çalışmaya ilişkin azami süre İş Kanunu m.41/8 hükmünde ve Fazla Çalışma Yönetmeliği’nin 5/1 hükmünde belirtilmiştir. Buna göre, fazla çalışma süresi yılda 270 saatten fazla olamayacaktır. Kanun hükmünde yıllık azami sınır öngörülmesine karşın haftalık azami sınır ön görülmemiştir. Haklı olarak Çelik, yıllık 270 saati aşmamak kaydıyla haftalık azami sınır olmaksızın işçinin fazla çalışma yapmasını sağlayan bu hükmü eleştirmektedir.

Üzerinde durulması gereken bir diğer nokta ise, Çalışma Süreleri Yönetmeliği m.4/3 hükmünce günlük çalışma süresi 11 saati aşamayacaktır. Söz konusu hükümden çıkarmamız gereken sonuca göre, haftalık 45 saati aşan çalışmalar fazla çalışma olarak değerlendirilecek ancak her halde işçi günde 11 saatten fazla çalıştırılamayacaktır.

İşyerinde denkleştirme uygulanan hallerde, haftalık 45 saati aşan çalışmalar şayet günde 11 saatten fazla çalışma gerçekleşmemişse fazla çalışma olarak değerlendirilmeyecektir. Ne var ki, işyerinde denkleştirme uygulanıyor ve haftalık 45 saatlik sınır aşılmıyor ancak günlük 11 saati aşan çalışmalar yapılıyorsa bu durumda işçi fazla çalışma ücretine hak kazanacaktır. Yargıtay kararları da bu yöndedir.

İşçinin günlük azami çalışma sınırının 11 saat olmasının istisnasını gece çalışmaları oluşturacaktır. Gece çalışmaları 7,5 saatten fazla olamayacaktır. Diğer bir deyişle günde 7,5 saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenecektir

4857 sayılı İş Kanunu hükümlerince yılda 270 saati aşan çalışmalarda daha öncede bahsettiğimiz gibi fazla çalışma olarak değerlendirilmektedir. Eğer işçiye yılda 270 saatten fazla çalışma yaptırılırsa İş Kanunu 24/2 hükmünce işçi haklı nedenle sözleşmesine feshedebilme imkanına kavuşacaktır. Bununla birlikte işçi fazla çalışma yapmayı kabul etmediği durumlarda işveren tarafından işçinin sözleşmesinin feshedildiği durumda ise bu fesih, haksız fesih hükümlerine tabi olacaktır.

5.4. Fazla Çalışma Yasaklarının Bulunmaması

Fazla çalışma yaptırılabilmesinin diğer koşulu ise fazla çalışma yasaklarının bulunmamasıdır. 4857 sayılı İş Kanunu m.63/son hükmünce Sağlık kuralları gereğince günde 7,5 saat veya daha az çalışmayı gerektiren işler için fazla çalışma yasağı söz konusudur.

Kanun koyucu fazla çalışma yasağı hallerini yalnızca iş kanunu ile sınırlandırmamış fazla çalışmaya ilişkin yönetmeliğin 7 ve 8. maddelerinde de çeşitli yasaklar getirmiştir. Bu yasaklardan bazılarını sıralamak gerekirse; gece döneminde yürütülen işler, maden ocakları, kablo döşemesi kanalizasyon, tünel inşaatı, su altında yapılan işler, 18 yaşını doldurmamış işçilere, gebe, yeni doğum yapmış emziren işçilere, kısmi süreli iş akdi ile çalıştırılan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz.

Bu yasaklara ilişkin olarak kısmi süreli çalışan işçiler için getirilmiş olan fazla çalışma yasağı hükmü üzerinde biraz durmakta fayda vardır. Doktrinde bu yasak gerek İş Kanunun fazla çalışmaya ilişkin hükmüne gerekse de Anayasanın çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir. Burada eleştirinin odak noktasını kısmi süreli çalışan işçinin kendi onayına rağmen fazla sürelerle çalışma yapmasına ket vurulması Anayasanın 48/1 hükmüne aykırılık teşkil etmekte olduğu oluşturmaktadır.

6-FAZLA ÇALIŞMANIN SINIRLAR (Fazla Çalışma yapılamayacak İşler Ve Fazla Çalışma Yaptırılamayacak İşçiler)

Sağlık kuralları bakımından günde ancak 7,5 saat ve daha az çalışılması gereken işlerde, gece döneminde, maden ocakları, kablo döşemesi, kanalizasyon, tünel inşaatı gibi işlerin yer ve su altında yapılanlarında fazla çalışma yapılamaz. Aynı şekilde 18 yaşını doldurmamış işçilere, fazla çalışmaya sağlığının elvermediği hekim raporu ile belgelenen işçilere, gebe, yeni doğum yapmış ve çocuk emziren işçilere, kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz 

1- Sağlık kuralları bakımından günde en çok 7,5 saat veya daha az çalışılması gereken işlerde fazla çalışma yapılamaz (İş Kanunu md. 41/VI; Sağlık Kuralları…Yön. md.7),

2- Gece çalışmalarında olağan fazla çalışma yapılamaz (İş K. md. 41/VI), Kadın işçilere ne sebeple olursa olsun, gece döneminde fazla çalışma yaptırılamaz (Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yön. md. 5),

3- Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçilere fazla sürelerle çalışma da yaptırılamaz (Fazla Çalışma Yön. md.8/d),

4- 18 yaşından küçük olanlar fazla çalışma yapamaz (Fazla Çalışma Yön. md. 8/a),

5- İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile önceden veya sonradan fazla çalışmayı kabul etmiş olsalar bile sağlıklarının elvermediği işyeri hekiminin veya Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı hekiminin, bunların bulunmadığı yerlerde herhangi bir hekimin raporu ile belgelenen işçiler (Fazla Çalışma Yön. md. 8/b) fazla çalışma yapamaz.

6- İş Kanunu’nun 88. maddesinde öngörülen Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’te belirtilen gebe, yeni doğum yapmış ve çocuk emziren işçiler fazla çalışma yapamaz (Fazla Çalışma Yön. md. 8/c).

AV.ZANA ŞAHİN

KAYNAKÇA

T.C. Yasalar (10/06/2003). 4857 sayılı İş Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (25134 sayılı)T.C. Yasalar (10/06/2003). 4857 sayılı İş Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (25134 sayılı)

İşçilerin Fazla Çalışma Ücretlerinin Denetimi Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar – https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/208757  -DERGİ PARK-DENETİŞİM / 2014-14

Fazla Çalışma, Fazla Sürelerle Çalışma ve Denkleştirme – http://www.pehlivanguner.com/makaleler-fazla-calisma-fazla-surelerle-calisma-ve-19.htmlAv. Dilara Doğan– 20.03.2017

Fazla Çalışma Ve Fazla Çalışma Sorunları-Prof. Dr. Müjdat ŞAKAR-İİBF, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabili Dalı-http://www.muhasebetr.com/makaleler/027/-04.01.2007

Fazla Çalışma Kavramı-Av. Ahmet İhsan KABLANhttps://www.hukukihaber.net/fazla-calisma-kavrami-makale,6842.html-16.07.2019