HUKUK BÜROLARINA İŞ BAŞVURULARINDA ÖN YAZI HAZIRLAMA REHBERİ


Hukuk bürolarına başvurularında CV’nin yanı sıra gönderilen e-posta ön yazısı, adayın pozisyona olan ilgisini ve motivasyonunu ifade etmesi açısından çok önemlidir. İyi hazırlanmış bir ön yazı, başvuruyu değerlendiren kişinin ilgisini çekebilir ve CV’nizin daha dikkatli incelenmesini sağlayabilir. Bu nedenle ön yazının etkisi küçümsenmemelidir. İşe kabul sürecinde olumlu bir ilk izlenim bırakma ve kendinizi ifade etme fırsatı sunar.

Ön Yazının İşe Kabulde Etkisi

İlk İzlenim: Ön yazı, başvuru yaptığınız pozisyona ne kadar uygun olduğunuzu ve işverenin beklentilerini ne kadar anladığınızı gösterir. 

Motivasyon ve İlgiyi Gösterme: İşverene, yalnızca bir iş değil, tam da o pozisyon için başvurduğunuzu hissettirir. Özellikle bana yapılmış olan başvurularda bu sebeple CV haricinde görüşme isteğimin arttığı adaylar olmuştu.

Özgünlük: Standart bir CV’nin aksine, ön yazı kişisel bir dokunuş sağlar ve sizi diğer adaylardan ayırabilir. Aslında burada kasıt kendinizden bir şeyler katmanız ve karşı tarafa samimiyeti aktarmak.

İletişim Becerisi: Dil kullanımınız ve yazım tarzınız, iletişim yetenekleriniz hakkında fikir verir.Yazılan metinlerde benimde  dikkate aldığım diğer önemli bir husus bu; özellikle bizim gibi mesleklerde dil kullanım becerisi önemli oluyor ve bu hassasiyetinizi sadece dilekçelerde değil mailde de farkettirebilirsiniz çünkü zaten hassas olan bir kimse mailinde de bunu bariz bir şekilde ortaya koyuyor.

Ön Yazı Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

“HUKUK BÜROLARINA İŞ BAŞVURULARINDA ÖN YAZI HAZIRLAMA REHBERİ” yazısını okumaya devam et

WHAT IS SMUGGLING UNDER THE ANTI-SMUGGLING LAW IN TURKEY?

Smuggling, within the scope of the Anti-Smuggling Law in Türkey, is included in our criminal law. The Anti-Smuggling Law is a special law that regulates the crime of smuggling and defines multiple actions that constitute the crime of smuggling within its content. Therefore, it is not possible to provide a single definition of the crime of smuggling. However, if we make a basic definition: smuggling refers to the entry of various goods into countries without subjecting them to customs procedures. It is important to note here that the smuggled item being bring into or taken out of the country is “goods”; in practice, this is also referred to as “customs smuggling.” This crime has no connection with what is known as migrant smuggling, which is not regulated by this law. Therefore, attention must be paid to the difference between migrant smuggling and goods smuggling.

“WHAT IS SMUGGLING UNDER THE ANTI-SMUGGLING LAW IN TURKEY?” yazısını okumaya devam et

Kira Bedeli Nasıl Belirlenir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki kira sözleşmelerinde kira bedeli hariç olmak üzere kiracı aleyhine herhangi bir değişiklik yapılamaz. Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka herhangi bir bedel ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özellikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi hâlinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.

“Kira Bedeli Nasıl Belirlenir?” yazısını okumaya devam et

GÜMRÜK KAÇAKÇILIĞI NEDİR?

Kanunun 3. maddesinde belirtilen suçlara genel olarak Gümrük Kaçakçılığı suçları denilebilir.Gümrük kaçakçılığı suçları ithalat kaçakçılığı ve ihracat kaçakçılığı olmak üzere ikiye ayrılır.

“GÜMRÜK KAÇAKÇILIĞI NEDİR?” yazısını okumaya devam et

BAŞKA ŞEHİRDEKİ AVUKATA VEKALET VERİLİR Mİ

AVUKATLAR HER İLDE ÇALIŞABİLİR Mİ

AVUKATLAR BAŞKA ŞEHİRDE DAVA AÇABİLİR Mİ
AVUKAT BAŞKA İLDEKİ DAVAYA GİREBİLİR Mİ

BAROYA KAYITLI OLMAYAN AVUKAT OLUR MU

Bugün teyzemden gelen bir telefon sonrası bir zamanlar yine karşılaştığım ve o dönem yazıya geçirmeyi düşündüğüm ama geçirmediğim için bugün pişmanlık duyduğum bazı şeylerden bahsedeceğim.
Hukuki sorunlarla karşılaştıysanız, endişelenmeyin. Avukatınızın sizinle aynı şehirde olmasına gerek yoktur. Şöyle ki;
Avukatınızın İli Fark Etmez: Kanunlarımıza göre, avukatlar, kayıtlı oldukları baronun bulunduğu il dışında da iş ve dava alabilirler.
Örnek: İstanbul’da yaşarken, İzmir’de bir avukatla çalışabilirsiniz.

“BAŞKA ŞEHİRDEKİ AVUKATA VEKALET VERİLİR Mİ” yazısını okumaya devam et

BİLİRKİŞİ RAPORU NEDİR?


BİLİRKİŞİ İNCELEMESİNİN CEZA KANUNDA YERİ VE İNCELEMESİ

Bilirkişinin Tanımı

Türk Hukukunda bilirkişi, mahkemelerin talebi veya tarafların talebi üzerine, bir dava veya uyuşmazlık konusuyla ilgili teknik, bilimsel, mesleki, tıbbi veya diğer alanlarda uzman olan bir kişidir. Bilirkişi, yargılama sürecinde, mahkemeye veya taraflara, bilgi, görüş ve tavsiyeler sunmak amacıyla atanır.

Bilirkişi, konusunda uzman ve deneyimli bir kişi olmalıdır. Mahkeme tarafından atanır ve görevi, mahkeme veya taraflar tarafından belirlenen konuda inceleme yaparak, sonuçlarını mahkemeye sunmaktır. Bilirkişi raporu, mahkeme kararının verilmesinde önemli bir rol oynayabilir ve mahkemece kabul edilirse, dava sonucuna etki edebilir.

Bilirkişi, bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Bilirkişi, kendi uzmanlık alanındaki bilgisi ve deneyimleri doğrultusunda, davayla ilgili konularda objektif bir şekilde görüş belirtmelidir. Bilirkişi, yargılama sürecinde, taraflarla doğrudan bir iletişim kurmaz. Bilirkişi raporu, tarafların ve mahkemenin bilgisine sunulur ve raporun içeriği, yalnızca bilirkişinin görüşlerini yansıtır.

Görülmekte olan uyuşmazlıklara bakan hakim, savcı ve heyet gelinen aşamada veya dosya kapsamında yer alan bazı deliller, olaylar, hesaplamalar gibi teknik konularda yeterli olmamaktadır. Bu konularda uzmana başvuru yapılarak bilirkişilik denilen kurum devreye girmektedir. 

Bilirkişinin tam olarak tanımı ne Ceza Muhakemesi Kanunu ne de Hukuk Muhakemesi Kanunu’ nda yapılmamış olup her iki kanunda aynı şekilde bilirkişiye başvurulması gereken halleri tanımlamıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu Md 63 ve Hukuk Muhakemesi Kanunu Md 266 tanım olarak çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurabileceğini söyler. Hakim, savcı ve heyetin önüne gelen uyuşmazlıkları sahip oldukları özel ve teknik bilgilerle hazırlamış olduğu rapor ile çeşitli hesaplamalar, görüşler ve iddialarla ile sonuca vardıran yargılama araçlarından biridir.

Şöyle bir kayıt düşülmüştür ki günümüzde her konuda dosyayı bilirkişiye gönderen bazı hakimler düşünüldüğünde bu maddelerin ikinci cümlelerine dikkat çekmek gerekir. Madde cümle devamında genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün konularda bilirkişiye başvurulamayacağını belirtir.

Bilirkişinin İşlevi

Verdiğiniz makaleye göre, bilirkişinin işlevi, mahkemelerin teknik, bilimsel, mesleki veya tıbbi konularda uzmanlığına ihtiyaç duydukları durumlarda, mahkeme tarafından veya tarafların talebi üzerine görevlendirilerek, bir dava veya uyuşmazlık konusu hakkında bilgi, görüş ve tavsiyeler sunmaktır.

Bilirkişi, kendi uzmanlık alanında yeterli bilgi birikimine ve deneyime sahip olmalıdır. Mahkeme veya taraflar tarafından görevlendirildiğinde, ilgili konuyu inceleyerek, konu hakkında objektif bir rapor hazırlamalıdır. Bilirkişi raporu, mahkeme kararında etkili olabilecek ve mahkemenin daha doğru bir karar vermesine yardımcı olabilecek bilgi ve görüşler içermelidir.

Bilirkişi, görevlendirildiği konuda tamamen tarafsız olmalıdır. Kendi kişisel veya ticari çıkarlarından bağımsız olarak, sadece doğru ve objektif görüşleri sunmalıdır. Bilirkişi, yargılama sürecinde, doğrudan taraflarla iletişim kurmaz ve yalnızca mahkemeye sunulan raporu hazırlar.

Bilirkişinin işlevi, doğru ve adil bir yargılama sürecinin sağlanması için önemlidir. Bilirkişilerin hazırladığı raporlar, mahkeme kararında belirleyici bir rol oynayabilir ve doğru bir şekilde hazırlanmış raporlar, mahkeme kararının adil ve doğru bir şekilde verilmesine yardımcı olabilir.

Bilirkişi Raporu Nedir 

Türk hukukunda bilirkişi raporu, bir dava veya uyuşmazlıkla ilgili olarak mahkemeye sunulan bir belgedir. Bu belge, konusunda uzman bir kişi ya da kişilerin, davayla ilgili teknik, bilimsel veya mesleki konularda yaptıkları inceleme sonucunda ortaya çıkan bulguları ve görüşleri içerir.

Bir bilirkişi raporu, mahkeme kararının verilmesinde önemli bir rol oynar ve mahkemece kabul edilirse, raporda belirtilen bilgiler ve görüşler, dava sonucuna etki edebilir.

Bilirkişi raporları, genellikle özel sektörde yapılan işlerle ilgili hukuki uyuşmazlıklarda kullanılır, ancak bazen kamu sektöründe de kullanılır. Örneğin, bir inşaat projesinde meydana gelen bir kusurun tespiti için bir bilirkişi raporu hazırlanabilir.

Bilirkişi raporları, yargılama sürecinde önemli bir adım olduğu için, doğru ve doğru şekilde hazırlanmaları gerekmektedir. Bu nedenle, bilirkişi raporunu hazırlayan kişinin, konuda uzman olması, raporun tam, net ve doğru olması için önemlidir.

Bilirkişi raporu, mahkemece atanmış bir bilirkişi tarafından hazırlanır. Bilirkişi, mahkeme tarafından belirlenir ve konusunda uzman bir kişi olması gerekir. Örneğin, bir inşaat mühendisi, bir tıp doktoru veya bir muhasebeci bir bilirkişi olarak atanabilir.

Bilirkişi raporu hazırlanırken, bilirkişi tarafından yapılan incelemeler, belgelerin incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve diğer yöntemler kullanılabilir. Bilirkişi, incelemeleri sonucunda elde ettiği bulguları, raporunda açıklayarak, mahkemeye sunar. Rapor, mahkemece kabul edilirse, dava sonucunu etkileyebilir.

Bilirkişi raporları, hukuki uyuşmazlıkların yanı sıra, bazı iş ve meslek alanlarında da kullanılabilir. Örneğin, bir sigorta şirketi, bir hasar tazminatı talebi için bir bilirkişi raporu isteyebilir veya bir işveren, bir iş kazası sonrasında bir bilirkişi raporu talep edebilir.

Bilirkişi raporları, doğru ve doğru şekilde hazırlanmaları gereken önemli bir belgedir. Bilirkişi, mesleki ve teknik bilgisini kullanarak, raporunu tarafsız ve objektif bir şekilde hazırlamalıdır. Ayrıca, raporun açık ve anlaşılır olması için gerekli dil ve terminolojiyi kullanmalıdır.

Bilirkişi Raporunun Bağlayıcılığı

Bilirkişi raporunun bağlayıcılığı, raporun içeriği ve mahkeme kararına etkisi açısından farklılık gösterebilir. Genel olarak, bilirkişi raporu, mahkemenin karar verirken göz önünde bulundurabileceği bir delil olarak kabul edilir. Ancak, mahkeme bilirkişi raporuna tamamen bağlı değildir ve raporun içeriğine göre karar verebilir.

Bir diğer önemli nokta, bilirkişi raporunun bağlayıcılığının tarafların anlaşmasına da bağlı olabileceğidir. Taraflar, bilirkişi raporunun sonucuna katılabilir veya katılmayabilirler. Tarafların farklı görüşleri veya bilirkişi raporundaki eksiklikler, mahkemenin raporu değerlendirme şeklini değiştirebilir.

Özetle, bilirkişi raporu, mahkemenin karar verirken dikkate alabileceği önemli bir delil ol

masına rağmen, mahkemenin kararını etkileyebilme derecesi, raporun içeriği ve tarafların anlaşmasına bağlıdır.

Bilirkişi Delinin İşlevi Ve Değeri

Bilirkişi, mahkemelerin aldığı kararlarda büyük bir rol oynar. Bilirkişi raporları, teknik, bilimsel veya mesleki konularda mahkemeye yardımcı olmak için kullanılır. Bu nedenle, bilirkişilerin raporları, mahkemelerin hüküm verirken karar almasına yardımcı olur.

Bilirkişi raporlarının delil değeri, bilirkişinin uzmanlık alanındaki bilgisi ve deneyimi ile doğru orantılıdır. Bilirkişi, raporunda, konu hakkındaki bilgi ve görüşlerini açıklar ve bu görüşlerin mahkemece kabul edilmesi halinde, mahkeme kararında etkili olur.

Makalede belirtilen bir diğer önemli nokta da, bilirkişilerin raporlarının adil ve tarafsız olması gerektiğidir. Bilirkişi, raporunda tarafsız bir tutum sergilemeli ve kendi kişisel veya ticari çıkarlarını gözetmemelidir. Ayrıca, bilirkişi raporlarında belirtilen görüşlerin, konuya tam olarak hakim olunarak oluşturulmuş olması gerektiği vurgulanır.

Sonuç olarak, bilirkişi raporları, mahkemelerin hüküm verirken kullanabileceği güçlü bir delil niteliği taşır. Bilirkişi raporlarının doğru ve objektif olması, mahkeme kararının adil ve doğru şekilde verilmesinde önemli bir rol oynar.

CEZA MUHAKEMESİNDE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ

 Bilirkişi İncelemesi

Çözümü uzmanlığı veya özel teknik bilgiyi gerektiren hususlarda görüşüne başvurmak üzere hakim tarafından görevlendirilen tarafsız kişiler, bilirkişidir (m. 62-73). İlgili konuda görüşüne başvurulan bilirkişi bu konuda uzman veya teknik görüş bildirebilecek bilgiye sahip olmalıdır. Görevini tarafsız bir şekilde yerine getirmekle yükümlü olan bilirkişiler hakim veya savcı tarafından atanabilmektedir. Çalışmalarının sonucunda bilirkişiler; inceleme, seyahat masrafları ve çalışmalarının karşılığından oluşan ücrete hak kazanmaktadır.

Bilirkişiye Başvuru

Bilirkişilik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6574 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nda düzenlenmiştir. Hakim veya savcı, çözümü uzmanlık veya özel teknik bilgiyi gerektiren hususlarda bilirkişiye başvurabilmektedir. Hakim veya savcının kendi bilgi birikimi ve hayat tecrübesi doğrultusunda çözümlemesinin mümkün olduğu, konularda bilirkişinin görüşüne başvurulması mümkün değildir. Kanun koyucu belirtilen hallerde bilirkişiye başvurma zorunluluğunu “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” şeklinde düzenlemiştir.

Bunun yanı sıra kanunda “Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez” şeklinde bilirkişilerin niteliğine yönelik bir düzenleme de mevcuttur.

Kanunda düzenlenen bazı hallerde bilirkişiye başvurmak zorunludur:

  • Sahte para ve değerler (CM  Şüpheli ya da sanığın akıl hastası olup olmadığının belirlenmesi (CMK m.74)
  • Yeni doğmuş çocuğun ölüsü üzerinde inceleme (CMK m.88)
  •  Ölü Muayenesi ve otopsi (CMK m.86, 87)
  • Zehirlenme Şüphesi (CMK m.89) 

Bilirkişi Atanması ve Sayısı

Bilirkişi, hakim veya mahkeme tarafından kendiliğinden (re’sen) atanabileceği gibi Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanuni temsilcinin istemi üzerine verilecek karar ile de atanabilir. İhtiyaç duyulması halinde birden fazla bilirkişi atanmasında bir sakınca yoktur.  Bilirkişiler o ilde düzenlenmiş listelerden seçilirler. Fakat, uygun görülmesi halinde sanık ve müdafiine de bilirkişiyi seçme hakkı tanınabilir veya ara kararda gerekçesi gösterilmek şartıyla hakim tarafından listelerde bulunmayan bir bilirkişi seçimi yapılabilir.

Bilirkişilik Yönetmeliği’nde Bilirkişilerin atanmasına yönelik olarak “İnceleme konusunun başka bir bölgede bulunması halinde ya da fizikî evrak gönderilmesi ve mahallinde inceleme yapılmasının gerekmemesi durumunda bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık alanında bilirkişi bulunmaması kaydıyla, bölge listesi esasına uyulmaksızın ilgili bölge kurulu listesinden UYAP vasıtasıyla elektronik ortamda doğrudan bilirkişi görevlendirilebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Bilirkişilik Görevinin Yerine Getirileceği Süre

Bilirkişilere görevlerini yerine getirmeleri için verilen azami süre üç aydır. Özel sebepler halinde bilirkişinin istemi üzerine bu süre üç ay daha uzatılabilmektedir. İlgili yönetmelikte, bilirkişinin görevini yerine getirmemesi halinde oluşabilecek zarara ilişkin tazmin yükümlülüğü  listeden çıkarılma ve üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi cezası öngörülmüştür.

Bilimsel Mütalaa

Bilimsel mütalaa Cumhuriyet savcısı, katılan, katılan vekili, şüpheli, sanık, müdafii veya kanuni temsilci tarafından bilirkişi raporunun hazırlanması ve davaya ilişkin olarak, uzman bir kimseden bilimsel görüş alınmasını isteyebilirler. Fakat CMK’nın 67. maddesinin 6. fıkrası uyarınca mütalaa istemi için mahkemeden ayrıca süre talep edilemez.   

Bilirkişinin Reddi

Bilirkişinin reddi sebepleri, hakimin reddi sebepleri ile aynıdır. Bunun yanı sıra bilirkişinin aynı davada daha önce hakimlik görevi yapmış olması da bilirkişinin reddi sebeplerindendir. Ret istemi; Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanuni temsilcisi tarafından soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısına ve kabul edilmemesi halinde sulh ceza hakimliğine, kovuşturma aşamasında ise hakime veya mahkemeye sunulmaktadır.

Aşağıda bilirkişinin reddi sebepleri belirtilmiştir;

  •  Suçtan kendisi zarar görmüşse,
  • Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,
  • Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
  • Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,
  • Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,
  • Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
  • Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,
  •  Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,bilirkişilik görevini yapamaz.

Bilirkişilikten Çekinme

Tanıklıktan çekinme halleri bilirkişiler hakkında da uygulanmaktadır. Aşağıda sayılan hallerde atanan kişiler bilirkişilikten çekinebilecektir:

  • Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
  • Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.
  • Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.
  • Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.
  • Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.

Meslek veya sürekli uğraş sebebiyle tanıklıktan çekinme halleri:

  • Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
  •  Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.
  • Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.

Bilirkişilikten çekilme halleri kanunda sayılanlarla sınırlı değildir. Atanan bilirkişiler tarafsızlıklarını zedeleyecek farklı sebepler göstererek de bilirkişilikten çekinebileceklerdir.

Aşağıdaki hallerde ise, hallerde bilirkişiliği kabul etmek zorunludur:

  • Resmi bilirkişilik ile görevlendirilmiş ve 64’üncü maddede belirtilen listede yer almış bulunanlar;
  •  İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler; 
  •   İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.

Bilirkişi Raporu ve Rapora İtiraz

Bilirkişi Raporu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenmiştir:

“(1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır.

(2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya bunların ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar.

(3) (Değişik: 3/11/2016-6754/45 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.

(4) Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.

(5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.

(6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.

         Bilirkişi, mahkeme tarafından kendisine verilen süre sonunda  hazırladığı raporu mahkemeye sunarak, kendisinden talep edilen incelemeleri yaptığını imzalı bir belge olarak mahkemeye sunar ve mahkeme nezdinde tüm bu işlemler tutanağa bağlanır.

         Bilirkişi raporları, tarafsız olarak hazırlanmalı; bilirkişiler, uyuşmazlığın çözümüne dair hakim veya savcı tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerden kaçınmalıdır. 

         Bilirkişinin hazırladığı raporu mahkemeye sunmasının ardından taraflar, raporun tebliğinden itibaren, mahkemenin tanıyacağı makul bir süre içerisinde bilirkişi raporuna itiraz edebilirler. Rapora itiraz yazılı ve gerekçe belirtir bir dilekçe ile yapılır. Kanunda ceza yargılamasında bilirkişi raporuna itiraza dair bir düzenleme yapılmamıştır. Mahkeme, işin mahiyetine uygun olarak taraflara bir itiraz süresi vermektedir.

Av.Zana ŞAHİN

Stj. Av.Öykü ÇABUK

KAYNAKÇA
* Başlıklar: Ersin ERDOĞAN, S.Hilal ÜÇÜNCA,”Bilirkişilik Kurumu Ve Bilirkişi Raporunun Delil Değerine İlişkin Bazı Sorunlar”,Dergipark,09.06.2020

 1 Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, “Ceza Muhakemesi Hukuku.” Ankara, Seçkin Yayıncılık 6 (2020).

SORU?

Geçen gün bir meslektaş bulunduğu şehirden mesleki gelişim, iş potansiyeli ve mevcut şartları sebebiyle ayrılmak isteğini ve bu kararı hakkında benimle iletime geçip görüşmek istedi. Kendisi ile belirlediğimiz saatte yaklaşık 50 dakikalık bir görüşme yaptık; taşınma kararı, karırını etkileyen sebepler, ne istediği ve tabi gittiği şehirde ofis açma ve bağlı çalışma ikililiği arasında yaşadığı gel gitler sebebiyle pek tabi kafa karışıklığı yaşıyor. Bu kolay bir karar değil yeni bir şehir, yeni bir iş yeri, yeni insanlar ve yabancılığın getirdiği alışma süreci. Tüm hayatını etkileyecek bir karar eksisi ve artısıyla. Tüm sonuçları olmasa da birçok sonucu öngörmeli, verdiği kararın tüm sorumluluklarını üstlenmeli. Hele ki doğup büyüdüğü, ailesinin ve çevresinin olduğu bir şehirden taşınacak ise meslektaşta olduğu gibi.

Bu yazıda görüşmede onun takıldığı ve benim o da dahil birkaç zamandır karşılaştığım iki husustan bahsedeceğim: Soru sormanın gücü ve uzaktan çalışmanın ne olduğu.

Meslektaş bana en az iki kere siz benim yerimde olsaydınız ne karar verirdiniz diye sordu doğal olarak. Ben de onun yerinde olamayacağamı kararı kendi şartlarına göre verebileceğini söyledim. Bu cevabım yüksek olasılıkla başta hoşuna gitmedi ve bana başvurma konusunda pişmanlık dahi yaşamasına sebep olmuş olabilir:) Bu soruya direkt cevap vermek çok yerinde olmaz çünkü. Ben kolaylıkla bir cevap veririm, evet; taşın veya taşınma ama kararın sonuçlarını yaşayacak olan kendisi ve bunu başkasının yönlendirmesi ile yapmak onu hayal kırıklığına uğratacak, rasyonel bir karar olmayacaktır. Bunu günlük hayatımızda da yaparız bir karar almak sorumluluk gerektirir ve sonuçlarına katlanma cesaretine sahip olmak gerekir. Her karar güzel sonuçlar getirmeye bilir ve sizin dışınızdaki insanları memnun etmeyebilir. Hatta dahi dışlanabilir ve tepki alabilirsiniz. Eğer siz tüm bu sonuçları düşünüp olumsuz sonuçları olduğunu bildiğiniz ve tepki ile karşılanacağınızı bildiğiniz kararları almazsanız birileri o kararı sizin yerinize alıyor. Siz başkalarının seçtiği ve etkilediği bir hayatı yaşarken bulursunuz kendinizi. Kararın sonuçları güzelde olabilir hiç mühim değil ama seçmediğiniz bir hayatı yaşarken bulmak ileri dönemlerde sizi ortamlarda sızlayan ama değişime cesaret etmekten korkan ve bu değişime aile, çocuk, iş vb… sebepler uyduran kendini kandıran biri yapar sizi. Tanıdığım bazı kişiler bu sorumlulukları ve sonuçları bildiği için kararlarını başkalarına danışıyor ve tabiri caizse aklını kiraya veriyor. Çünkü bu en kolay yol çünkü kötü sonuçlarda onu suçlayamayacaklar ve hatta o başkasını suçlama hakkına sahip olacak aldığı kararda. Tabi bu tercihte tamamen kolaycı olan ve yaşam için karar almaya cesareti dahi olmayan insanlardan bahsediyoruz. Sonuçların kötülüğünden çok korkmaktan ileri geliyor ama bir ömrü başkasının kararları ile yaşamak daha korkunç bana sorarsanız.

Meslektaş ile sohbetimizde konuştuğumuzda sorusan evet veya hayır gibi bir cevap vermedim. Önemli olanın doğru soruları sormak olduğunu ve bu soruları kendisine sorması gerektiğini söyledim. Hatta bazı soruları sordum konuşma esnasında. Vereceği cevaplarda artı ve eksileri bir tarafa aldığında artı eksiden fazla ise kararını rahatlıkla alabileceğini söylediğim zaman yine de bir cevap istedi benden. Ama bu cevap bende değildi ve kişisel olarak önemli kararlarda yönlendirici cevaplar vermek bana hiçbir zaman doğru gelmedi.

Ona şunu söyledim kafamızın içinde bir dünya düşünce ile gezmek düşünmek değildir. Asıl düşünmek oturup o konuya bir zaman dilimi belirleyip (örn: 5 dk, 20 dk, 1 saat konun önemine göre değişebilir) o konu hakkında yazmak düşünmektir. Özellikle böyle hayati bir karar ise tek seferlik değil 1 aylık döneme yayarak günde en az 30 dk ile taşınma kararının öncelikle sebepleri ve sonuçları üzerine düşünmek gerek. Sonra ise kararı aldı ise gideceği şehirde onu bekleyenler, ofis tercihi, konum, şehirle ilgili tanıtım videoları, mesleki olarak yapılabilecekler, meslektaşlar ile tanışma, şehrin ekonomik zorlukları, bütçe hesabı gibi hususlara vakit ayırmaya başlamak lazım. Bunların hepsi soru sormak ve cevaplamak ile ilgili.

Özellikle dünyada sansasyon yaratan Chat Gpt veya benzeri yapay zeka uygulamaları  sonrası aslında doğru soru sormanın çok önemli olduğunu daha çok fark ettiği çağa giriş yaptık. Sorunuz yapay zekanın size vereceği cevabı o kadar etkiliyor ki çok etkili ve iyi soru soramazsanız genel cevaplar alıyorsunuz. Birkaç haftadır kullanıyorum ve mükemmel bir şey bence. Ben ne soracağım derseniz, soru sormaya başlayınca daha etkili ve doğru sorular sormayı öğrenebilirsiniz. Önce başlamak lazım. Ofiste yaptığımız bir toplantıda soru sorma çalışması yapıyorduk ve detaylı olmayan basit bir olay verildi ve bu olayla ilgili sorular sormamız istendi. Bazı arkadaşlar tıkanıp kalmıştı,  illa farklı ve dikkat çekici bir soru soracağım derdine girmeyin. Bir bakıyorsunuz ki en basit sorular sona kalmış ve olayı aydınlatmak için etkili ve güçlü sorular aslında sona kalanlar. Bir eşya hakkında kaç soru sorabilirsiniz ki basit geliyor ama birçok insan tıkanıp kalıyor bu çalışmayı yaptığınızda.

Konumuza dönecek olursam şunu tavsiye ettim meslektaşa herhangi bir konuda veya kararda o gün bir süre belirle,  zamanlayıcıyı ayarla ve oturup en az 20 tane soru yaz:

Neden taşınmak istiyorum

Burayı neden sevmiyorum

Beni X şehirde neler bekliyor

Mesleki olarak X şehirde gelişebilir miyim

Mesleki olarak tatmin olamadığını söylemişti meslektaş ve öncelikle bulunduğum şehirde bunu değiştirebilir miyim

Bulunduğum şehirde farklı alanda çalışırsam gitme isteğim son bulur mu

Bu kararı alırsam altından kalkabilecek miyim

Bulunduğum şehirde ne eksik

Gittiğim şehirde beni neler bekliyor

Bu sorulara verdiğiniz cevapların toplamı aslında karar yani meslektaşın aradığı cevap. Eğer bulunduğu yerde kalmak kendisine artıdan çok eksi katıyorsa yani cevapların hepsi olumsuz ise orada durmak doğru olan değil. Bu çalışmayı için günlük planda belirlediğiniz süre bitince kenara alın ve bırakın düşünmeyi. Günlük parça parça düşünerek vermiş olduğunuz karar aklı başında ve üzerinde düşünülerek verilmiş bir karardır. Düşünme için sınırlı zaman belirlerseniz, sürekli kafanızın bir yerinde bu konu sizi meşgul etmeyecektir.

Bu yazıyı programımda haftada bir iş geliştirme ve tanıtım için yazı paylaş adı ile belirlemiş olduğum iş kalemi için vermiş olduğum 3 saatten düşerek yazdım. Kendime 2 saat süre verdim ve 1 saat 50 dakikanın içindeyim. Kalan sürede paylaşımı yapacağım. Sonrasında ise beni bekleyen diğer işlerime geçeceğim. Sürem dolmak üzere olduğu için ikinci başlığım olan uzaktan çalışma konusu başka bir gönderiye kaldı…

Nisan 2023 -Gaziantep Havalimanı

KAÇ SAAT KALDI?

Birkaç haftadır kaleme alınmayı bekleyen bir yazı bu aslında ama kendimi ne kadar zorlasam da bir türlü yazamadım bir şeyler. Bilgisayarın başına oturdum olmadı, elime defteri kalemi aldım olmadı, bir zaman belirledim olmadı, belirsiz bir zaman ve yerde denedim yine sonuçsuz kaldı tüm çabam.

Bazen olmaz ne yaparsanız yapın olmaz. Tabi bu demek değil ki bırakmak lazım. Babamın deyimiyle mücadele etmeye devam tabi. Şuan bu yazıyı okuyorsanız zaten bu mücadele devam etmiş ve sonuç alınmış demek..

Benim bugün yazma sebebime gelecek olursam: Zaman. İnsanoğlunun yüzyıllardır üzerine yazdığı, konuştuğu ve konuşmaya devam ettiği asıl gerçek: Zaman. Hepimizin paydasını eşitleyen kavram.



Zaman bilincine özellikle son 4 yıldır kavuştum diyebilirim. Tabi her aydınlanma beraberinde celladını da doğuruyor. Bu yazı ile beraber paylaştığım bu fotoğraf evde çalışma odamın duvarından. Tam olarak corona dönemi yani 2020 yılında yazdığım bir hedef çizelgesi. Üstte yer alan yıllık hedefler ise her yıl yenileniyor. Yazmaya başlayalı üç yıl olsa da son iki yıldır hedefleri tuturmaya özen gösterdiğimi söyleyebilirim. Zaman bilinci de aynı şekilde; önemi ve yönetilmesi gerektiği farkındalığım dört yıldır var. Malum bir karar alınca önce o şeyi yapanların hikayelerini dinlemek ile başlarız çoğumuz. O şeyi uygulamaya geçirmektense nasıl uygulamaya geçireceğimiz konusunda araştırma yapar, okur ve izleriz önce:) Diyet gibi, spor gibi, hayata yön vermek, hedefler belirlemek gibi örnekler çoğaltılabilir. Diyet çeşitleri, spor nasıl yapılmalı, hayatımı nasıl düzene sokabilirim ve hedefler nasıl belirlenir gibi başlıklar. Hepimizin arama motorunun geçmişinde mutlaka bir tanesi yer alır. Veya karadüzen kitabın ortasından başlanır. Tabi ki bende önce zaman nasıl yönetilir konusunda Youtube’dan videolar izledim, kitaplar okudum, bloglar okudum. Bir baktım ben sadece izliyorum, okuyorum veya dinliyorum… Bir şeyi yapacağıma ayıracağım vakti ve enerjiyi onun nasıl yapılması gerektiğine dair araştırmalar yaparak tüketmişim. Sonra büyük çoğunluğun hevesi ve enerjisi kalmıyor ve o şeyi yapmayı istemeyi bırakıyoruz. Büyük bir çoğunluk burdan elendikten sonra geriye kalanlar araştırmalarını uygulamaya geçirmeye çalışıyor. Bu seferde uygulamada sıkıntı yaşayanlar ve uygulamaya çalışırken netice alamadığı için bırakanlar derken bu aşamada bitiyor. Bundan sonraki aşamaya zaten çok az kişi kalıyor. En son ise mücadele verip uygulayanlar çıkıyor ortaya. İşte bunlar sonucu asıl hak edenler ve başarılı olanlar. Burda da bir ayrım yapıyorum ben; Kendini o şeyi yapmaya çok kaptıranlar ve o şeyi kendi yaşam şekli içinde dönüştürüp kalıcı hale getirenler. İşte asıl hayatın ve zaman yönetiminin tadını çıkaranlar ikinci seçenektekiler. İlk grup gerçekleştirmeye o kadar odaklanmıştır ki ne kendi tarzı oluşur ne de meydana gelen başarılı sonuçtan keyif alacak duyguları kalmıştır. Bu grup hayatın tadını kaçırmış veya kaçırmaktadır. Bana gelecek olursak kör topal son 2 yıldır bir yapıp bir bırakma, son bir yıldırdır gün planlamasının yarısını yapma, son altı aydır yüzde altmışını ve son üç aydır ise yüzde yetmişbeşini planlıyorum zamanımın. Hedef çizelgesi yıllık hedefleri gösteriyor olsada 5 yıllık, 3 yılllık ve 1 yıllık hedefler kendini aylık ve günlük planlama olarak ortaya çıkarmak zorunda. Çünkü işi birim parçalara bölerek yapma yani uzun vadeli hedefleri yıllık, aylık, haftalık ve günlük saatlere bölerek yapmak büyük sonuca götürüyor bizi. Bahsettigim yüzde yetmişbeş yapabilme yüzdem ise günlük planlarımı uygulayabilme oranım. Günlük birim kendini haftalık ve aylığa; aylık ise kendini yıllık toplam sonuca ulaştırıyor.


Ben hiçbir zaman program insanı olamadım; ders programları, diyetler, her gün spor…Aslında bir düzenim var kendi içimde. Bilinçli beslenirim ama çok kaçamak yaparım, her gün kitap okumaya özen gösteririm ama illa 1 saat değil, her gün yürümeye özen gösteririm ama koşu değil, bisiklet sürmeyi çok severim ama sadece yapmam gerektiği için değil hem yolun tadını çıkarmak için hem sağlık için sürerim bisikleti. Çocukluğumdan beri delicesine bağımlı olmadım bir şeyi yapmaya veya yapmamaya. Bazıları bilinçten bazıları ise doğam gereği uyduğum şeylerdi.

Zamanın bilincine vardım varalı mesleğe haftanın en az 5 gününü hafta içi en az net 4 saat hafta sonu ise 2 saati ayırmaya çalışıyorum. Bu saat size az gelmiş olabilir ama çalışırken süre tutarsanız çalıştığımız net saatin ortalama 4-6 arası olduğunu fark edeceksiniz; sayaç sadece çalışırken açılır ve kapanırsa. Çünkü işim bu ve işi ihmal ederek diğer hedefleri yapmaya çalışmak asıl gelir kaynağım olan şeyi yok saymak olur. Buna savrulmak denir. Hayat tamamen ne keyfi hedeflerden oluşur ne de tamamen para getiriyor diye mesleği icra etmekten ibaret. Asıl keyif veren mesleğinde de üretmek, çalışmak ama hayatın diğer keyiflerini kaçırmadan ve en önemlisi en büyük yatırımı kendinize, yeteneklerinize yaparak yapmak bunu.

Mesleğiniz sadece kimliğiniz olursa unvanınız gittiğinde kocaman bir boşluk oluşur veya tamamen keyfiyetin olduğu yerde ise mesleğin icrası ne kadar iyi olabilir ki. Bu yılı keyifli yapan şeylerden biri bir yandan ofis, işler ve duruşmalar bir yandan gittiğim ingilizce eğitimi, haftada iki kere düzenli spor, günlük en az 10.000 adım  ve sağlıklı beslenmeyi daha çok hayatıma uygulamam(bu da yeni bir kazanç)  oldu. Üretip, hem sancısını hem de keyfini sürdüğümüz bir yıl oldu velhasılı kelam.

Son üç yıldır: Tenis( belli bir süre uğraştım, bıraktım), bağlama( gittim bıraktım), kürek(belli bir süre devam edildi), ingilizce, kitaplar(hep oldu, özellikle şiir), film(hep oldu), felsefe, müzik ve diğer tüm şeyleri yaparak geçiriyorum zamanı. Bu arada bu kurslara öyle çok büyük paralar dökmedim. Meslekte hala fazla kıdemli sayılmam ve zaten stajyerleğimi katarak söylediğim bir süreç bu. Bir kesim bunların parayla olacağını söyleyerek bir şey yapmadan kendini kandırıp duruyor. Sonra para oluyor ama sadece çalışıldığı için yirmili yaşlar bitiyor ve dar bir vizyon ile baş başa kalınıyor.

Hepimizin sebepleri var; para, zaman veya bulunduğumuz yerdeki imkanlar. Ama dünyanın neresinde olursak olalım hepimiz günün sonunda bugün ben ne yaptım demekle başlıyor her şey. Sonra ise: Kaç saat kaldı? Kaç saat kaldı sorusunu sormaya başladıysanız gün sonuna kadar neler yapabilirim ile devam ediyor. Unutmayın: “Yangın çıkarmak için tek bir kıvılcım yeter”

AVUKATLIKTA TEVKİL NE DEĞİLDİR VE NASIL YAPILMAZ

Bugün bir tevkil duruşmasına girdim. Kendi kendime son zamanlarda epey şikayetini işittiğim ve karşılaştığım tevkil konusundan biz avukatların ne anladığı üzerine yazmanın zamanı gelmiş dedim.

Öncelikle belirtmek isterim ki; ben bir arkadaşın ricası üzerine ücreti mukabilinde girdim bugün ki duruşmaya, dosya iş dosyasıydı ve ön inceleme duruşmasıydı. Dosyanın asıl sahibi meslektaş ile ilk görüştüğümde kendisinden dava dilekçesini, cevap dilekçesini, tensip zaptını talep ettim. Ben gireceğim her tevkil dosyasında veya yetki ile yapacağım işlemlerde işin mahiyetini öğrenmeyi isterim. Çünkü ezbere ve yönlendirme ile sadece iş yapmak takip elemanı olmaktan çok da farklı değil. Hatta küçük şehirlerde takip elemanlarının yani katiplerin yaptığı işler bir stajyer avukattan çok daha fazla. Tecrübeli katipler icra konusunda pratikte stajyer avukatlardan bile daha iyi olduğu için tercih sebebi. Geçen nisan ayında 1 ay Adıyaman’ da kaldım ve görüştüğüm meslektaşlarda bunu kendileri dile getirdi. Şu  parantezi açmadan edemeyeceğim stajyer avukat meslektaşlarım unutmayın ki sadece uzun süredir bir işi yapıyor diye bir katip hukuk bilgisi olarak sizden üstün veya daha iyi değildir. Alaylı bir çalışan olup sizin almış olduğunuz hukuk eğitimi dahi sizi onlardan ayıran en önemli fark. O yüzden kendinizi iş yapan değil hukuk bilen, bu bilgi ile hukuki problemleri çözen biri olarak düşündüğünüzde ve uygulamada kullandığınızda katipler, takip elemanları, icra memurlar ve hatta dahi icra müdürlerinden daha iyi bilen olursunuz. Kalkıp bir müdüre veya memura iş sormazsınız ve onlar da size işinizi öğretmeye kalkışmaz. Avukat olarak kendi işimizi onlardan daha iyi bilmek ve icra etmek zorundayız. Bizi onlardan ayıran fark da bu. Zaten onlar da bunu fark edince ister istemez size saygı duyup istemeseler de işin gereğini yerine getiriyor.

Konuya dönecek olursam; meslektaş  tarafından gönderilen dilekçeleri okudum, tensibi okudum, aklıma gelen soruları ve ara kararları not ettim. İşin devamında dosya sahibi avukatı aradım; Delil dilekçesini bana göndermemişti sunup sunmadığını sordum, tensipte hükmedilen ara kararların yerine getirilip getirilmediğini ve müzekkerelere cevap gelip gelmediğini teyit ettim, tanık varsa talimat yazılmış mı diye sordum… Meslektaş ile duruşma öncesi yaptığımız görüşmede bir tek tanık talimatlarının yazılmadığını öğrendim ve hemen not aldım beyan olarak geçmek için ayrıca meslektaşın dosya esası için önemli başka bir talebi vardı bu talebi beyan etmemi istedi onu da not aldım. Duruşmaya katıldık bazı konularda eksiklikler konuşuldu ve taraflara diyecekleri soruldu; meslektaşın taleplerini ve beyanını ilettim ve zapta geçildi. Karşı taraf vekili meslektaşımda yetki ile katılmıştı dosyaya ve bazı konularda bilgi eksikliği olduğu hemen bir soruda ortaya çıktı. İşte bugün üzerinde duracağım diğer  konu tam olarak bu.Bir diğer konu ise benim belge talebimi bazen meslektaşlar çok garip karşılıyor nedeninini tam olarak bilmesem de veri paylaşmayı reddederek bana sadece söyleyeceğim beyanı iletiyorlar. Dilekçelerini göreceğim için mi, müvekkillerini  çalacağım korkusu mu, yoksa gizlilik esası mı bilmiyorum ama kabul edilmiyor. Bu konuya da açıklık getireceğim yazımda. 

Tevkil takip edilen dava dosyasında, başka kurum veya kuruluşlarda yapacağınız işlemler için yetki belgesi düzenlenerek işin sahibi avukatı tarafından mesleki dayanışma kapsamında işi yapacak meslektaşa işi yapma veya genel kullanımı ile duruşmaya katılma yetkisi verdiği sisteme denir. 

Avukatlık Kanunu 56. Md: “(Ek fıkra: 2/5/2001 – 4667/36 md.) Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir.” denmektedir. Bu maddede tam olarak belirtildiği üzere yetki belgesi vekaletname hükmündedir. Bu ne demek oluyor peki: Tam olarak bizim için yetki sunulmuş dosyalar için bizim de vekil tayin edildiğimiz anlamına geliyor. Sizin adınıza bir yetki belgesi düzenlendi ve dosyaya sunuldu ise işin sahibi avukat gibi vekil tayin edilmiş oluyorsunuz.Hatta birinden vekalet almadan da daha önce vekil tayin edilmiş avukat tarafından verilecek yetki belgesi ile dava açıp tüm dosyayı yürütebilirsiniz. Benim böyle dosyam oldu ve zaten işin sonunda vekalet ücretine yetkili kılınan avukat hak olarak siz hak kazanıyorsunuz. Bunun neticesinde doğal olarak vekil olmanın tüm cezai ve hukuki sonuçlarına katlanma mecburiyetiniz doğuyor. Demem o ki sadece bir duruşmaya hazır beyan ile girip çıkamızın bilmediğiniz çok ağır sorumlulukları var. Şimdi tam burda ödenen tevkil ücretinin çok az olduğundan dem vuracakların sesini duyar gibiyim. İşlemin ücreti az olabilir ama işi kabul edip etmeme isteği tamamen size bağlı. Diyeceksiniz ki biz nasıl para kazanacağız o zaman. Ben de pandemi döneminde mesleğe başlamış bir avukat olarak tevkil ile işlem yaptım yapıyorum da. Benim burda söylemek istediğim sorumluluk çok büyük ucuza almayın değil, tevkil ücretimizi de biz serbestçe tayin edebiliyoruz bu da unutulmamalı. Demek istediğim eğer işi veya işlemi yetki ile yapacaksanız sorumluluğun ve sonuçlarının farkında olarak icra etmek lazım. 

Tevkil ile yapacağınız iş için belgelerini isteyin ve hiçbir şey bilmediğiniz ama asıl vekil gibi sorumlu olduğunuz işlem hakkında bilgi sahibi olunuz. Sizi garip karşılayan iş sahibi avukat meslektaşlar olacaktır ama onlarda bu sorumluluğun farkında olmadıkları için sizden ezbere beyanı dile getirmenizi isteyecek. Yukarıda bahsettiğim üzere veri paylaşmayı istemedikleri için gerekli evrakları vermemeleri ise amiyane tabirle gereksiz, içi boş bir kaygı. Avukatlık Kanunu’ nda avukata yüklenmiş sır saklama yükümlülüğü yetki belgesi sebebiyle sizleri de kapsamaktadır. Yapılacak iş ve işleme ilişkin tüm bilgi ve belgeleri açığa vurma yasağınız bulunmakta. Bu sebeple size bu gerekçe öne sürüldüğünde maddeye atıf yapıp sorumluluğunuzun farkında olduğunuzu belirterek işi alabilirsiniz. Yine de paylaşılmaz ise bu iş sahibi ofisin güvensizliğinden kaynaklanıyor demek o noktada yapılacak başka bir şey kalmıyor. Meslek kanununa ve meslektaşa güvenin olmadığı bir ofis ile çalışmak sizin insiyatifinizde. 

Vekil gibi sorumluluğunuz söz konusu olduğu için işi kabul etmemek en doğal hakkınız. Duruşmada dile getirdiğiniz tek beyan her şeyi değiştirebilir. Ben iş sahibi avukat olduğumda bunun mesleki zarar ve sonuçlarını düşündüğümde göze alınan şey çok ciddi. İşi yapmak için yetkilendirilen avukat olduğumda ise ücretini kendi belirlediğim işleri almayı tercih ediyorum genel olarak. Piyasada kabul gören ücretlerde de çok iş yaptım ve yapıyorum. O zaman ise işimi avukatlık mesleğinin sorumluluklarını düşünerek ve kaliteli iş çıkarmak adına yine de böyle çalışıyorum. Eğer siz kaliteli iş yaparsanız müvekkilleri geçin avukat meslektaşlar sizinle başka işlerde yine çalışmak istiyor. Yine sadece kısa işlemler ile sınırlı kalmıyor bir bakıyorsunuz ki size dosya yönlendirmesi yapılıyor. Ben mesleğin ilk yılında böyle iş almıştım ve hala böyle iş alıyorum çoğu kere. Her şeyi geçtim bir meslektaşın referansı ile işlem yapıyorsanız size referans olmuş meslektaşın itibarına bile etki ediyorsunuz farkında olmadan. Bana meslektaş yönlendirmesi ile iş gelince daha bir geriliyorum ve gereğini iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyorum. Çünkü yaptıklarınız yönlendirme yapan meslektaşında ilişkisini etkiliyor veya iyi yaptığınızda güven temin ediyor. Hepimiz yaşamışızdır bu durumu. İyi iş yapmanız size başka işleride getirir asıl mesleki başarı budur.

Benim de iş sahibi avukat olarak iş yaptığım meslektaşlar oluyor ve hiç unutmam bir keresinde görüştüğümüz meslektaş:”Ben bunların hepsini inceleyecek miyim?,Meslektaşım yanlış anlamayın da davayı tamamen ben alsam daha iyi yani, Ne anlamı kaldı ki tevkilin?” mahiyetinde mesajlar yazdı. Meslektaşın takıldığı husus sayfa sayısıydı, toplu tarama yapıldığı için eklerde dilekçe ile gönderildi. Meslektaştan okunması istenen 3 sayfa dava dilekçesi, 3 tane cevap dilekçesi ve 4 tane duruşma tutanağıydı. Meslektaş fazla zamanını alacağını söyleyerek daha fazla ücret talebinde bulunsaydı vermeye hazırdık. Ama bu cümleleri yazdı ve girmek istemedi duruşmaya. Biz de tabi bu söylem üzerine zaten çalışmak istemedik ve başka bir meslektaş ile çalıştık. Yukarıda bahsettiğim üzere asıl konu sorumluluk değil asıl konu mesleği iyi icra etmek. Belki mesleğin başında hiç gelmeyecek konularla karşılaşacak hem hukuki olarak araştırma yapacak hem pratik olarak sürecin nasıl yürüdüğünü  öğreneceksiniz. Tevkil hususu aslında çok güzel bir öğrenme yöntemidir eğer fırsat değerlendirilirse. Ben hiç almadığım dava dosyaları görüyorum, çok farklı tarz ve usulde meslektaşların dilekçelerini okuyorum, dava türlerini inceliyorum, uygulamada icra, satış, duruşma, cezaevi görüşmelerini, tapu işlemlerini, emniyet aşamalarını yaşıyordum ve yaşıyorum. Bir tevkil işi geldiğinde açıp hukuki olarak araştırıyorum konuyu. Bu sayfadaki birçok yazı, makale ve hikaye tevkil işlerinden çıktı 🙂 Bana en çok gelen soru nasıl yazıyorsunuz ve konu bulmakta zorlanıyorum. Birçoğumuz önümüze gelmeyen iş hakkında açıp araştırma yapmıyoruz. Kendimizi bilirsek öylece oturup masaya ben yazı yazacağım bugün diyende pek az. Tevkil size yazı konusu yaratan ve pratik deneyimi geliştiren yollardan biri. Özellikle mesleğin ilk yılında ve belki staj sürecinde aktif çalışmadıysanız tevkiller mesleği öğrenmenin en güzel  yöntemlerinden biridir. Bir işin sizin olmaması onu iyi icra etmeyeceğiniz, üzerine düşünüp, okuyup araştırmayacağınız anlamına gelmiyor. Edindiğim kanı ise meslekten şikayet eden, para kazanmadığını söyleyen veya umutsuz olan meslektaşların tevkile bakış açıları genel olarak anlık işi yapıp kurtulma şeklinde oluyor. Avukatlık Kanunu gereği vekil gibi sorumlu olduğunuz bir işte neden ben bu kadar uğraşıyorum düşüncesi sadece işten kaçmaya yönlendirir sizi. Avukat olarak günlük hayatta veya meslekte diğer vatandaşlardan farklı olarak hukuki bilgiyi bilme ve yaptığımız işlerin hukuki boyutlarını öngörerek hareket etmeyi şiar edinmek lazım. Meslek kalitesinin nasıl düşürüldüğünü tam olarak açıklayamasak da nasıl yükseltileceğini söyleyebilirim: İşini iyi yaparak, bilgiyi bilerek. 

Bitirirken başlığa ithafen tevkil nasıl yapılmaz biliyor musunuz: Hiçbir sorumluluk hissetmeden duruşmaya gidip size başkası tarafından söylenen iki satır cümleyi söyleyerek yapılmayacağını söyleyebilirim. Bu arada kısa bir icra dairesi işlemi veya taleplerin kaleme hatırlatılması gibi hususlar için sözüm meclisten dışarı. 05.10.2022