ZORUNLU DEPREM SİGORTASI VE DEPREM SONRASI HASARDAN KAYNAKLI TAZMİNAT TALEBİ

İşbu araştırma yazısı müvekkile ait dairenin deprem sonrası hasar görmesi ve dairenin bulunduğu binanın riskli yapı tespit raporuna göre riskli yapı kabul edilmesi ve mühürlenmesi sonrası zorunlu deprem sigortasına bağlı olarak tazminat talebine istinaden ilgili kanun, yönetmelik ve içtihat araştırmaları neticesinde yazılmış olup son olarak müvekkilin talebine ilişkin değerlendirmemi içermektedir. 

Hazırlayan : Avukat Zana Şahin 

Tarih : 20.01.2020

Müvekkile ait olan daire 26 Eylül 2019 tarihinde İstanbul’da meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem sonrası hasar görmüş ve daha sonra belediyeye ihbar yapılmıştır. TAMP tarafından yürütülen hasar tespit çalışmaları sonrasında yapılan denetimde binanın yaşama elverişli olmadığı riskli yapı tespit raporuna göre riskli yapı olarak tespit edilmiş tahliyesine karar verilerek nüfustan arındırılmıştır akabinde bina mühürlenmiştir. Binanın riskli olduğu ve bu sebeple yıkılması gerektiği tespit edilerek tapuya da şerh edilmiş, 1 aylık bir süreç içerisinde bina yıkılacaktır. 

Binanın ve dairenin hasarı sonrası müvekkilin zorunlu deprem sigortasından kaynaklı tazminat talebi bulunmaktadır. 

Depremden hasar görmüş bina ve daireye ilişkin, yapılmış olan zorunlu deprem sigortasından kaynaklı tazminat talebinde bulunmak için öncelikle deprem sonrası DASK’ a hasar ihbarında bulunulması gerekmektedir. İhbar : 

  • 125 numarası aranarak telefon yolu ile,
  • DASK’ ın kendi Web sitesinde bulunan online hasar işlemleri adımından
  • DASK adına, Zorunlu Deprem Sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi veya acentesi aracılığı ile,

Olmak üzere DASK’a üç şekilde hasar bildiriminde bulunulabilir.

Deprem sonrasında hasar ihbarınızı yaptıktan sonra olay yerine, sürecin yönetimine uygun olan en kısa sürede, DASK adına görevlendirilen bağımsız hasar tespit görevlileri gönderilir.

İnceleme ve tespit raporlarını hazırlayan görevliler, sigortacılık sektöründe ilgili branşta çalışma ruhsatı bulunan deneyimli hasar eksperlerinden oluşur. Eksperlerin deprem hasar raporlarını sigortacılık standartlarına uygun şekilde oluşturabilmeleri için, kendilerine DASK tarafından ek eğitimler sunulur.

Hasar tespit işlemleri, DASK adına görevlendirilen bağımsız hasar tespit görevlileri tarafından yerine getirilir. Bu tespitlerin sonucunda belirlenen tazminat ödemeleri de doğrudan DASK tarafından yapılır. 

Hasar İhbarında İstenen Belgeler 

DASK’ın Zorunlu Deprem Sigortası’ndan faydalanabilmeniz için binanızın tamamen ya da kısmı olarak zarar görmüş olması fark etmez; küçük ya da büyük maddi zararlar için de tazminat talep edilebilir. 

Depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan neden olduğu maddi zararları, poliçenizde belirtilmiş limitler dahilinde tazmini için gereken bilgi ve belgeler şöyledir: 

  • Hasar Bildirimi (TC kimlik veya poliçe numarası ile)
  • Güncel Tapu Bilgisi
  • Hasar Yeri Açık Adresi (Eksper gönderimi ve değerlendirmesinin kolaylığı için)
  • Sigortalı Telefonu (Sabit ve/veya cep)

Ayrıca, sigortalı bina üzerinde Zorunlu Deprem Sigortası poliçesinin yanı sıra deprem teminatı içeren başka bir sigorta poliçesi de bulunuyorsa, bu konuda DASK’a bilgi verilmelidir. 

Zorunlu Deprem Sigortası Teminat Kapsamı 

DASK, Zorunlu Deprem Sigortası ile depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan neden olacağı maddi zararları, poliçenizde belirtilmiş limitler dahilinde nakit olarak karşılar. 

Binanız tamamen ya da kısmi olarak zarar görmüş olsa da teminat altındadır. 

Aşağıda belirtilen bina bölümleri, bir arada ya da ayrı ayrı teminat kapsamındadır: 

  • Temeller
  • Ana duvarlar
  • Bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar
  • Bahçe duvarları
  • İstinat duvarları
  • Tavan ve tabanlar
  • Merdivenler
  • Asansörler
  • Sahanlıklar
  • Koridorlar
  • Çatılar
  • Bacalar
  • Yapının yukarıdakilerle benzer nitelikteki tamamlayıcı bölümleri

Teminat Kapsamı Dışındaki Durumlar 

Zorunlu Deprem Sigortası, binanızdaki deprem ve depremden kaynaklanan maddi hasarları karşılar.

Aşağıdaki durumlarda oluşan zararlarınız teminat kapsamı dışındadır: 

  • Enkaz kaldırma masrafları
  • Kar kaybı
  • İş durması
  • Kira mahrumiyeti
  • Alternatif ikametgah ve işyeri masrafları
  • Mali sorumluluklar ve benzeri başkaca ileri sürülebilecek diğer bütün dolaylı zararlar
  • Her türlü taşınır mal, eşya ve benzerleri
  • Tüm bedeni zararlar ve vefat
  • Manevi tazminat talepleri
  • Deprem ve deprem sonucu oluşan yangın, infilak, tsunami veya yer kaymasının dışında kalan hasarlar
  • Depremden bağımsız olarak, binanın kendi kusurlu yapısı nedeniyle zamanla oluşmuş zararlar

Bu özelliklerdeki hasarlar için, Zorunlu Deprem Sigortası’na ek olarak yaptıracağınız farklı konut sigortalarını tercih edebilirsiniz. 

Azami Teminat Limiti 

DASK, Zorunlu Deprem Sigortası ile olası bir deprem felaketinden sonra DASK her yıl inşaat maliyetlerindeki artışa göre belirlediği azami bir tutarda teminat sağlar. DASK tarafından verilen azami teminat tutarı, 01 Ocak 2020 tarihinden itibaren bütün yapı tiplerinde 240 Bin TL’dir. 

Azami teminat tutarı tespit edilirken, yıkılan meskenin yeniden inşa edilmesinin maliyeti (arsa değeri hariç) dikkate alınır. Sigortalının teminat tutarı (sigorta bedeli) -azami teminat tutarını geçmemesi koşuluyla- meskenlerinin büyüklüğüne ve yapı tarzına göre belirlenir. 

Eğer meskenin değeri DASK tarafından verilen azami teminat tutarını aşıyorsa, sigortalı isteğe bağlı olarak, aşan kısım için sigorta şirketlerinden ek teminat alabilir. Bunun için özel sigorta şirketlerinden konut sigortanızın olması gereklidir. 

Kapsamdaki Binalar 

Zorunlu Deprem Sigortası genel anlamıyla, belediye sınırları içinde kalan meskenlere yönelik olarak geliştirilmiş bir sigorta sistemidir. 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu gereğince, aşağıda tanımlanmış binalar güvence altına alınır: 

  • Tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar,
  • 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler,
  • Bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler,
  • Doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya verilen kredi ile yapılan meskenler.

Zorunlu Deprem Sigortası ayrıca yukarıdaki koşullara uyan; 

  • Kat irtifakı tesis edilmiş binalar,
  • Tapuda henüz cins tashihi yapılmamış ve tapu kütüğünde vasfı “arsa vs.” olarak görünen binalar,
  • Tapu tahsisi henüz yapılmamış kooperatif evleri,için de geçerlidir.

Henüz bağımsız tapusu olmayan ve 2000 yılından önce inşa edilmiş meskenlerin sigortalarının, sigorta ettirenin beyanına dayanılarak ve arsa tapusuna ait bilgilerle yapılabildiğini hatırlatmak isteriz. 

Kapsam Dışında Kalan Binalar 

Zorunlu Deprem Sigortası kapsamı dışında kalan bina türleri aşağıdaki gibidir: 

  • 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununa tâbi olan veya kamu hizmet binası olarak kullanılan binalar ve bağımsız bölümler,
  • Köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yapılan binalar,
  • Tamamı ticari veya sınai amaçla kullanılan binalar,
  • Projesi bulunmayan ve mühendislik hizmeti görmemiş binalar,
  • Taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde tadil edildiği veya zayıflatıldığı tespit edilen binalar,
  • Taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde ilgili mevzuata ve projeye aykırı olarak inşa edilen binalar,
  • Yetkili kamu kurumları tarafından yıkılmasına karar verilen binalar ile mesken olarak kullanıma uygun olmayan, bakımsız, harap veya metruk binalar.”

ZDS kapsamı dışındaki binalara, İhtiyari Deprem Sigortası yaptırabilirsiniz. 

Köy yerleşimleri -genel olarak gelir düzeyinin düşük olması, binalarda belediye denetiminin bulunmaması ve sigortanın sunumunun zor olması gibi nedenlerle- sigorta kapsamı dışında yer alır. 

Ancak, köylerde bulunan yapılar için istendiği takdirde İhtiyari Deprem Sigortası yaptırılması mümkündür. 

Benzer şekilde, ticari ve sinai amaçlar için kullanılan binalar için de İhtiyari Deprem Sigortası yaptırılabilir. 

Sonuç olarak Zorunlu Deprem Sigortasından kaynaklı tazminata hak kazanabilmek için binanızın depremden dolayı hasar görmesi, hasar sonrası DASK’ a hasar bildirim ihbarında bulunulması gerekmekte. Bunun üzerine hasarın DASK’ın görevlendirdiği uzman eksperler tarafından tespit edilmesi üzerine hasara göre binanın yeniden inşası için gerekli olan bedel üzerinden tazminata hükmedilir, bina bedeli üzerinden değil. Bizim olayımızda binanın TAMP tarafından yapılan inceleme sonucu riskli yapı olarak kabul edilmiş olması sebebiyle tahliye edilmesi ve mühürlenmesinin asıl sebebinin yapılan bağımsız bilirkişi (Sulh Hukuk Mahkemesi’ nden, bağımsız olarak hukuki bir çıkar çatışması olabilmesi ihtimaline binaen delil tespitin de bulunduk.) ve DASK uzman eksper incelemeleri neticesinde deprem kaynaklı olmadığı anlaşılmıştır. Binanın korozyon ve yaşına bağlı olarak DEPREM ETKİSİ ALTINDA RİSKLİ BİNA TESPİT YÖNETMELİĞİ gereğince yapılan inceleme ile riskli yapı kabul edilerek tahliye edilmiş olduğu tespit edilmiştir.. Depremden kaynaklı bir zarar veya hasar meydana gelmemesi sebebiyle Zorunlu Deprem Sigortasından kaynaklı bir tazminata hak kazanılamamaktadır. 

AV.ZANA ŞAHİN

AVUKATLIKTA TEVKİL NE DEĞİLDİR VE NASIL YAPILMAZ

Bugün bir tevkil duruşmasına girdim. Kendi kendime son zamanlarda epey şikayetini işittiğim ve karşılaştığım tevkil konusundan biz avukatların ne anladığı üzerine yazmanın zamanı gelmiş dedim.

Öncelikle belirtmek isterim ki; ben bir arkadaşın ricası üzerine ücreti mukabilinde girdim bugün ki duruşmaya, dosya iş dosyasıydı ve ön inceleme duruşmasıydı. Dosyanın asıl sahibi meslektaş ile ilk görüştüğümde kendisinden dava dilekçesini, cevap dilekçesini, tensip zaptını talep ettim. Ben gireceğim her tevkil dosyasında veya yetki ile yapacağım işlemlerde işin mahiyetini öğrenmeyi isterim. Çünkü ezbere ve yönlendirme ile sadece iş yapmak takip elemanı olmaktan çok da farklı değil. Hatta küçük şehirlerde takip elemanlarının yani katiplerin yaptığı işler bir stajyer avukattan çok daha fazla. Tecrübeli katipler icra konusunda pratikte stajyer avukatlardan bile daha iyi olduğu için tercih sebebi. Geçen nisan ayında 1 ay Adıyaman’ da kaldım ve görüştüğüm meslektaşlarda bunu kendileri dile getirdi. Şu  parantezi açmadan edemeyeceğim stajyer avukat meslektaşlarım unutmayın ki sadece uzun süredir bir işi yapıyor diye bir katip hukuk bilgisi olarak sizden üstün veya daha iyi değildir. Alaylı bir çalışan olup sizin almış olduğunuz hukuk eğitimi dahi sizi onlardan ayıran en önemli fark. O yüzden kendinizi iş yapan değil hukuk bilen, bu bilgi ile hukuki problemleri çözen biri olarak düşündüğünüzde ve uygulamada kullandığınızda katipler, takip elemanları, icra memurlar ve hatta dahi icra müdürlerinden daha iyi bilen olursunuz. Kalkıp bir müdüre veya memura iş sormazsınız ve onlar da size işinizi öğretmeye kalkışmaz. Avukat olarak kendi işimizi onlardan daha iyi bilmek ve icra etmek zorundayız. Bizi onlardan ayıran fark da bu. Zaten onlar da bunu fark edince ister istemez size saygı duyup istemeseler de işin gereğini yerine getiriyor.

Konuya dönecek olursam; meslektaş  tarafından gönderilen dilekçeleri okudum, tensibi okudum, aklıma gelen soruları ve ara kararları not ettim. İşin devamında dosya sahibi avukatı aradım; Delil dilekçesini bana göndermemişti sunup sunmadığını sordum, tensipte hükmedilen ara kararların yerine getirilip getirilmediğini ve müzekkerelere cevap gelip gelmediğini teyit ettim, tanık varsa talimat yazılmış mı diye sordum… Meslektaş ile duruşma öncesi yaptığımız görüşmede bir tek tanık talimatlarının yazılmadığını öğrendim ve hemen not aldım beyan olarak geçmek için ayrıca meslektaşın dosya esası için önemli başka bir talebi vardı bu talebi beyan etmemi istedi onu da not aldım. Duruşmaya katıldık bazı konularda eksiklikler konuşuldu ve taraflara diyecekleri soruldu; meslektaşın taleplerini ve beyanını ilettim ve zapta geçildi. Karşı taraf vekili meslektaşımda yetki ile katılmıştı dosyaya ve bazı konularda bilgi eksikliği olduğu hemen bir soruda ortaya çıktı. İşte bugün üzerinde duracağım diğer  konu tam olarak bu.Bir diğer konu ise benim belge talebimi bazen meslektaşlar çok garip karşılıyor nedeninini tam olarak bilmesem de veri paylaşmayı reddederek bana sadece söyleyeceğim beyanı iletiyorlar. Dilekçelerini göreceğim için mi, müvekkillerini  çalacağım korkusu mu, yoksa gizlilik esası mı bilmiyorum ama kabul edilmiyor. Bu konuya da açıklık getireceğim yazımda. 

Tevkil takip edilen dava dosyasında, başka kurum veya kuruluşlarda yapacağınız işlemler için yetki belgesi düzenlenerek işin sahibi avukatı tarafından mesleki dayanışma kapsamında işi yapacak meslektaşa işi yapma veya genel kullanımı ile duruşmaya katılma yetkisi verdiği sisteme denir. 

Avukatlık Kanunu 56. Md: “(Ek fıkra: 2/5/2001 – 4667/36 md.) Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir.” denmektedir. Bu maddede tam olarak belirtildiği üzere yetki belgesi vekaletname hükmündedir. Bu ne demek oluyor peki: Tam olarak bizim için yetki sunulmuş dosyalar için bizim de vekil tayin edildiğimiz anlamına geliyor. Sizin adınıza bir yetki belgesi düzenlendi ve dosyaya sunuldu ise işin sahibi avukat gibi vekil tayin edilmiş oluyorsunuz.Hatta birinden vekalet almadan da daha önce vekil tayin edilmiş avukat tarafından verilecek yetki belgesi ile dava açıp tüm dosyayı yürütebilirsiniz. Benim böyle dosyam oldu ve zaten işin sonunda vekalet ücretine yetkili kılınan avukat hak olarak siz hak kazanıyorsunuz. Bunun neticesinde doğal olarak vekil olmanın tüm cezai ve hukuki sonuçlarına katlanma mecburiyetiniz doğuyor. Demem o ki sadece bir duruşmaya hazır beyan ile girip çıkamızın bilmediğiniz çok ağır sorumlulukları var. Şimdi tam burda ödenen tevkil ücretinin çok az olduğundan dem vuracakların sesini duyar gibiyim. İşlemin ücreti az olabilir ama işi kabul edip etmeme isteği tamamen size bağlı. Diyeceksiniz ki biz nasıl para kazanacağız o zaman. Ben de pandemi döneminde mesleğe başlamış bir avukat olarak tevkil ile işlem yaptım yapıyorum da. Benim burda söylemek istediğim sorumluluk çok büyük ucuza almayın değil, tevkil ücretimizi de biz serbestçe tayin edebiliyoruz bu da unutulmamalı. Demek istediğim eğer işi veya işlemi yetki ile yapacaksanız sorumluluğun ve sonuçlarının farkında olarak icra etmek lazım. 

Tevkil ile yapacağınız iş için belgelerini isteyin ve hiçbir şey bilmediğiniz ama asıl vekil gibi sorumlu olduğunuz işlem hakkında bilgi sahibi olunuz. Sizi garip karşılayan iş sahibi avukat meslektaşlar olacaktır ama onlarda bu sorumluluğun farkında olmadıkları için sizden ezbere beyanı dile getirmenizi isteyecek. Yukarıda bahsettiğim üzere veri paylaşmayı istemedikleri için gerekli evrakları vermemeleri ise amiyane tabirle gereksiz, içi boş bir kaygı. Avukatlık Kanunu’ nda avukata yüklenmiş sır saklama yükümlülüğü yetki belgesi sebebiyle sizleri de kapsamaktadır. Yapılacak iş ve işleme ilişkin tüm bilgi ve belgeleri açığa vurma yasağınız bulunmakta. Bu sebeple size bu gerekçe öne sürüldüğünde maddeye atıf yapıp sorumluluğunuzun farkında olduğunuzu belirterek işi alabilirsiniz. Yine de paylaşılmaz ise bu iş sahibi ofisin güvensizliğinden kaynaklanıyor demek o noktada yapılacak başka bir şey kalmıyor. Meslek kanununa ve meslektaşa güvenin olmadığı bir ofis ile çalışmak sizin insiyatifinizde. 

Vekil gibi sorumluluğunuz söz konusu olduğu için işi kabul etmemek en doğal hakkınız. Duruşmada dile getirdiğiniz tek beyan her şeyi değiştirebilir. Ben iş sahibi avukat olduğumda bunun mesleki zarar ve sonuçlarını düşündüğümde göze alınan şey çok ciddi. İşi yapmak için yetkilendirilen avukat olduğumda ise ücretini kendi belirlediğim işleri almayı tercih ediyorum genel olarak. Piyasada kabul gören ücretlerde de çok iş yaptım ve yapıyorum. O zaman ise işimi avukatlık mesleğinin sorumluluklarını düşünerek ve kaliteli iş çıkarmak adına yine de böyle çalışıyorum. Eğer siz kaliteli iş yaparsanız müvekkilleri geçin avukat meslektaşlar sizinle başka işlerde yine çalışmak istiyor. Yine sadece kısa işlemler ile sınırlı kalmıyor bir bakıyorsunuz ki size dosya yönlendirmesi yapılıyor. Ben mesleğin ilk yılında böyle iş almıştım ve hala böyle iş alıyorum çoğu kere. Her şeyi geçtim bir meslektaşın referansı ile işlem yapıyorsanız size referans olmuş meslektaşın itibarına bile etki ediyorsunuz farkında olmadan. Bana meslektaş yönlendirmesi ile iş gelince daha bir geriliyorum ve gereğini iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyorum. Çünkü yaptıklarınız yönlendirme yapan meslektaşında ilişkisini etkiliyor veya iyi yaptığınızda güven temin ediyor. Hepimiz yaşamışızdır bu durumu. İyi iş yapmanız size başka işleride getirir asıl mesleki başarı budur.

Benim de iş sahibi avukat olarak iş yaptığım meslektaşlar oluyor ve hiç unutmam bir keresinde görüştüğümüz meslektaş:”Ben bunların hepsini inceleyecek miyim?,Meslektaşım yanlış anlamayın da davayı tamamen ben alsam daha iyi yani, Ne anlamı kaldı ki tevkilin?” mahiyetinde mesajlar yazdı. Meslektaşın takıldığı husus sayfa sayısıydı, toplu tarama yapıldığı için eklerde dilekçe ile gönderildi. Meslektaştan okunması istenen 3 sayfa dava dilekçesi, 3 tane cevap dilekçesi ve 4 tane duruşma tutanağıydı. Meslektaş fazla zamanını alacağını söyleyerek daha fazla ücret talebinde bulunsaydı vermeye hazırdık. Ama bu cümleleri yazdı ve girmek istemedi duruşmaya. Biz de tabi bu söylem üzerine zaten çalışmak istemedik ve başka bir meslektaş ile çalıştık. Yukarıda bahsettiğim üzere asıl konu sorumluluk değil asıl konu mesleği iyi icra etmek. Belki mesleğin başında hiç gelmeyecek konularla karşılaşacak hem hukuki olarak araştırma yapacak hem pratik olarak sürecin nasıl yürüdüğünü  öğreneceksiniz. Tevkil hususu aslında çok güzel bir öğrenme yöntemidir eğer fırsat değerlendirilirse. Ben hiç almadığım dava dosyaları görüyorum, çok farklı tarz ve usulde meslektaşların dilekçelerini okuyorum, dava türlerini inceliyorum, uygulamada icra, satış, duruşma, cezaevi görüşmelerini, tapu işlemlerini, emniyet aşamalarını yaşıyordum ve yaşıyorum. Bir tevkil işi geldiğinde açıp hukuki olarak araştırıyorum konuyu. Bu sayfadaki birçok yazı, makale ve hikaye tevkil işlerinden çıktı 🙂 Bana en çok gelen soru nasıl yazıyorsunuz ve konu bulmakta zorlanıyorum. Birçoğumuz önümüze gelmeyen iş hakkında açıp araştırma yapmıyoruz. Kendimizi bilirsek öylece oturup masaya ben yazı yazacağım bugün diyende pek az. Tevkil size yazı konusu yaratan ve pratik deneyimi geliştiren yollardan biri. Özellikle mesleğin ilk yılında ve belki staj sürecinde aktif çalışmadıysanız tevkiller mesleği öğrenmenin en güzel  yöntemlerinden biridir. Bir işin sizin olmaması onu iyi icra etmeyeceğiniz, üzerine düşünüp, okuyup araştırmayacağınız anlamına gelmiyor. Edindiğim kanı ise meslekten şikayet eden, para kazanmadığını söyleyen veya umutsuz olan meslektaşların tevkile bakış açıları genel olarak anlık işi yapıp kurtulma şeklinde oluyor. Avukatlık Kanunu gereği vekil gibi sorumlu olduğunuz bir işte neden ben bu kadar uğraşıyorum düşüncesi sadece işten kaçmaya yönlendirir sizi. Avukat olarak günlük hayatta veya meslekte diğer vatandaşlardan farklı olarak hukuki bilgiyi bilme ve yaptığımız işlerin hukuki boyutlarını öngörerek hareket etmeyi şiar edinmek lazım. Meslek kalitesinin nasıl düşürüldüğünü tam olarak açıklayamasak da nasıl yükseltileceğini söyleyebilirim: İşini iyi yaparak, bilgiyi bilerek. 

Bitirirken başlığa ithafen tevkil nasıl yapılmaz biliyor musunuz: Hiçbir sorumluluk hissetmeden duruşmaya gidip size başkası tarafından söylenen iki satır cümleyi söyleyerek yapılmayacağını söyleyebilirim. Bu arada kısa bir icra dairesi işlemi veya taleplerin kaleme hatırlatılması gibi hususlar için sözüm meclisten dışarı. 05.10.2022

Kafanızı Bir Direğe Çarpınca Ne Yapmalısınız?

Kafanızı bir direğe çarpınca ne mi yapmalıyız? Tabi önce bir sağlık kontrolü sonra ise (burası önemli) “bu direk niye burda” diyip yönetmeliğe uygun yerde olup olmadığı hakkında şikayet başvurusu yapmalısınız. Bugün sizlerle tam da bu konuda geçen gün dikkatsizlik sonucu geçirdiğim bir kaza sonucu yaptığım bir başvuru sürecinden ve sonucundan bahsedeceğim.

Yaklaşık 3 hafta önce akşam ofis çıkışı kaldırımda yürürken dalgınlığım sonucu çok şiddetli bir şekilde kafamı kaldırımın ortasında bulunan direğe çarptım.( Nasıl oldu demeyin, oluyor. Çevremdekilerin bile hayret ettiği sakarlıklar yaparım günlük hayatta.) Sonrasında tabi hastane, tomografi falan derken Allah’ tan bir şey çıkmadı. Bana bu yaşanılandan geriye üç dört günlük bir baş ağrısı ve lokal şişlik kaldı tabi. Sonraki gün bir arkadaşla istişare ederken söz konusu direğin kaldırımda ne işi olduğu?, acaba izini olup olmadığına konuşurken başvuru yapalım dedik.Aşağıda yer alan şekilde birkaç kuruma mail attık. Çok kısa bir başvuru yaptık ayrı ayrı.(Bu karşı tarafın sizi daha çok ciddiye almasını sağlıyor, her zaman birden fazla başvuru ve farklı kişilerin başvurusu sağlam argümandır.)

Ve geçen pazartesi sabah ofise giderken geçiş güzergahında bulunan o kaldırımdan tekrar geçerken burda bir şey eksik diye düşünürken kaldırımdaki direği kaldırdıklarını farkettim. Yine aynı işletmeye ait kaldırıma taşan kocaman bir çit vardı onu da şikayetimde belirtmiştim, o da kaldırılmış. Aradan 3 haftadan az bir süre geçmişken başvurum sonuçlandı; hem direk hem çit kaldırılmıştı. (Bazı arkadaşlar tekrar kafamı vurmadım diye direğin yokluğunu fark ettiğim konusunda mizahı arşa çıkardılar tabi.) Her zaman söylediğim gibi kimse ile kavgaya gerek yok yazının gücü yine kazandırdı.Konfüçyüs haklı: “Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil”.  Sakarlığıma çözüm bulamıyorsak yolu açarız. Sisteme sözlü şikayetin hiçbir faydası yok, yazılı yapın şikayetleri:)

Bu arada her belediyenin reklam ve ilan panoları için yönetmeliği var. Yaptığım araştırma sonucu benim olayda  İBB’ nin yönetmeliğinde bu direğin hukuka uygun olmayacak şekilde oraya yerleştirildiği sonucuna vardım, onu da ekte paylaştım.

Bu yazıyı paylaştıktan sonra ki gün Zabıta Müdürlüğü tarafından başvuruma hakkında tarafıma direğin kaldırıldığı şeklinde bilgilendirme dilekçesi gönderildi onuda aşağıda paylaşıyorum.

Avukatlıkta ZOR DÖNEMLERDE İŞ YAPMA

Şu günlerde yeni yeni atılan adli tatil ve yaz tatili etkileri ile birlikte iş yoğunluğumuz artmaya başlamakta. Meslekte bir yıllık veya on, on beş yıllık başka meslektaşlarla yaptığım  sohbetlerimizden işlerin durgun olduğu ve uzun süredir yeni iş almadıkları yönünde geri bildirimler alıyorum.

“Günümüzde ekonomik krizler ve durgunluk dönemleri daha sık yaşanır hale gelmiştir. Bu zamanlarda herkes harcamalarını kısarken krizin etkisiyle bazı alanlarda daha fazla iş oluşumu gözlenmektedir. Böyle dönemlerde, uzmanlık alanınıza daha fazla odaklanın. Diğer konuları ikinci plana atın. Şu an size gereken en hızlı sonuç alabileceğiniz alanlara odaklanmaktır.”

Meslekte Zor Zamanlarda İş Yapma

Yeni iş gelmesede araştırma yap, oku ve en önemlisi yaz. Meslekte merak edilen o kadar çok husus var ki ve etrafımızda dahi hukuki bir araştırmanın konusu olacak o kadar çok örnek var ki önemli olan o bakış açısını edinmek. Gazete haberleri, yolda giden bir araba, yapılan alışverişe, yürüyüş yapılan yol… O kadar çok yazı çıkar ki bunlardan yetişmez zaman. Disiplin yeni iş gelince değil mevcut zamanıda değerlendirmek. Yazdıklarınızı paylaşın. Meslektaşlar, stajyer meslektaşlar, öğrenci meslektaşlar, hukuk camiası dışındaki insanlar ve sorularına yanıt arayanlar sizinle karşılaşsın araştırma yaparken.

Bir diğer önemlisi sosyalleşin ve davetlere katılım gösterin. Bu katılımlar bizim meslekte çevre edinmemiz açısından çok önemli. Benim gibi kadın meslektaşlar açısından imkan daha kısıtlı. Ama bu yinede hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor. Mevcut müvekkillerinizle görüşmek, toplantı  yapmak ve durum değerlendirmesi yapmak sizi onlara hatırlatacak ve işinizi önemsediğinizi gösterecektir.

“Bir Çin Atasözü der ki, “Krallıklar kriz döneminde kurulur, para iyi zamanda kazanılır.” Kriz dönemleri mesleki kariyerinizde yeni krallıklar kuracağınız bir dönemdir. Bunları yapmak için masanızı terk etmeniz, sahaya inerek müvekkillerin ve müvekkil adaylarının yanında zaman geçirmeniz gerekir. Böylece, kriz dönemlerinde ortaya çıkan hızlı değişimlerden ve ihtiyaçlardan haberdar olursunuz. Yeni dönemin bir parçası haline geldiğinizde herkesten daha ileriye gidersiniz. Bulutlar dağılıp güneş açtığında da karşılığını alırsınız.”

Meslekte her zaman şu inanç içinde oldum: Eğer işini iyi yaparsan her zaman iş yaparsın ve para kazanırsın. Artık çoğu meslekte mezunlar konusunda önlenemez bir artış var. Şu çağ teknolojiye ayak uyduran ve işini iyi yapanların öne çıktığı bir çağ. Doğal seçilime kurban gitmemek bizim elimizde. Fark yaratmak, küresel çapta bir hizmet kalitesi ve bilgiyi ayıklama bunlar yapılması gerekenler bizim meslekte.

Başarı tesadüf değildir. Fırsatlar herkes için doğar, biz yeter ki onlar karşımıza çıktığında ayırt edebilecek yetkinlikte olalım.

KANUN YARARINA BOZMA

KANUN YARARINA BOZMA(CMK md.309)

Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 309-310. maddeleri uyarınca “kanun yararına bozma” “olağanüstü bir kanun yoludur”. 

Kanun yararına bozma, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen, ancak hukuka aykırılıklar bulunan karar ve hükümlerin bozulması istemiyle Adalet Bakanlığı tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ na başvurulmalıdır (CMK md.309/1).

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bazı hallerde kendiliğinden de hukuka aykırı bir kararın ya da hükmün Yargıtayca bozulmasını talep edebilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine verir.  Yargıtay’ın ceza dairesi, ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü bozar. 

KANUN YARARINA BOZMA BAŞVURUSU NASIL YAPILIR

Cumhuriyet savcısı, sanık, hakim, mahkeme, şikayetçi veya müdahil olarak katılan kişiler kanun yararına bozma taleplerini adalet bakanlığına başvurarak yapabilirler.Adalet Bakanlığı, yargılamaya daha önce katılan kişilerin bu talebiyle veya talebin içerdiği hukuki görüşlerle bağlı değildir.

Tamam hemen hemen herkes başvuru yapabiliyor ama başvuru yapmadan önce açıkça itirazınızın nedenlerini ve en önemlisi itiraza neden olan hukuka aykırılık hususunu açıkça belirtmelisiniz. Adalet bakanlığı haliyle her başvuruda harekete geçecek değil. Bunun için gerekçeleriniz oldukça somut ve net olması gerekmektedir.

 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın re’sen kanun yararına bozmaya başvurması, kanunda aksi yönde bir düzenleme olmadığından, söz konusu olağanüstü kanun yoluna başvurmakta esas yetkili makam olan Adalet Bakanlığı’nın bu yetkiyi kullanmasına engel teşkil etmez. Ancak Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulduğunda bu yetki CMK’nun 310/2. maddesi gereği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz. 

Aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılacak olan karar veya hüküm, hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin hukuka aykırılıklar içerebilir. Her iki hukuka aykırılık halinde de kanun yararına bozma kanun yoluna gidilebilir. Kanun yararına bozma, Adalet Bakanlığı’na hitaben bir “kanun yararına bozma dilekçesi” verilerek talep edilir. Kanun yararına bozma dilekçesinin yargılamanın yapıldığı mahkeme veya savcılık aracılığıyla verilmesinde fayda vardır.

KANUN YARARINA BOZMAYA KONU OLABİLECEK MAHKEME KARARLARI

Kanun yararına bozma da dosyanın temyiz yada istinafa gidip gitmemesi

Dosyamızla ilgili mahkeme kararına verdi, dosyamız istinafa yada temyize gitmedi. Bu dosya hakkında kanun yararına gitmesinde hiçbir sakınca yoktur. Buna engel bir husus bulunmamaktadır. Hatta istinafa giden ancak temyiz edilmemiş kararlar için dahi kanun yararına bozma yolu açıktır.

Ağır Ceza Mahkemesinin kararları

Ağır ceza mahkemesi infaz hakimliği tarafından verilen cezalara itiraz edilmesi üzerine verdiği kesin nitelikte ki kararın aleyhine de kanun yararına bozmaya gidilebilir. Yani infaz hakimliğinin karara itirazı direk olarak reddetmesi kararın bozulmayacağı anlamına gelmemektedir.

Cumhuriyet Savcısının iddianamenin iadesine itirazı

Cumhuriyet savcısı bir soruşturma yürütmüş ve Kvok (kovuşturmasına yer olmadığına dair karar) verir. Sizde davanızın kapanmasına itiraz için sulh ceza hakimliğine başvurdunuz. Sulh ceza mahkemesi de itirazınızı reddetti. Bu durumda yine kanun yararına bozma yoluna gidilebilir. Bir soruşturma da savcının da gözünden kaçırdığı bazı hususlar elbette olabilir.

İddianamenin reddine dair itirazın reddedilmesi

Evet tekerleme gibi oldu ama biraz açalım. Savcı bir soruşturma hazırladı ve bunu iddianame yazarak hakimliğe gönderdi. Hakimlik ise bir nedenden dolayı iddianameyi tekrar iade etti. Bunun üzerine savcı dosyasının iade edilmesi hususunda tekrar bir itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren mahkeme savcının itirazını uygun görmeyerek ret etti. Bu ret kararı üzerinden kanun yararına bozma kararı verilebilir.

Yetkisizlik kararının kaldırılması kararının reddine itirazın reddedilmesi

Bir dosya hakkında yetkisizlik kararı verildi ve bu karar itiraz edildi yine itiraz kabul görmeyerek ret aldı yine imdada kanun yararına bozma uygulaması giriyor.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları aleyhine de yine kanun yararına bozmaya gidilebilir.

İcra Ceza Mahkemesi kararları

İcra ceza mahkemesi kararları aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilebilir. Bir tek şart ile istinaf ya da temyize gidilmemek şartıyla.

Yargılamanın yenilenmesi kararına itirazın reddi

Yargılamanın yenilenmesi kararına itiraz ettiniz ancak yerel mahkemeler kesin hükmünde karar verdi ve itirazınızı reddetti. Bu ret kararı ile ilgilide kanun yararına bozma kararı verilebilir.

HANGİ KARARLARA KARŞI KANUN YARARINA BOZMA BAŞVURUSU YAPILAMAZ

Kanun yararına bozma işlemi ile ilgili olarak en önemli husus hukuka aykırı bir durumun olması. Yukarıda tek tek izah ettiğim hususlarda ortak nokta eminim bir çoğunuzun dikkatinden kaçmamıştır. 

Kanun yoluna gidilecek tüm hususlarda mahkeme ve hakim kararı bulunmakta. Bu nedenle savcıların verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile ilgili kanun yararına bozma yoluna gidilemez. 

Hakimlerin takdir kapsamına giren kararlarda kanun yararına bozma işlemine gidilemez.

Hakimin takdirini yerinde kullanıp kullanmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemez.

KANUN YARARINA BOZMA KARARININ İNFAZA ETKİSİ 

Kanun yararına bozma, olağanüstü bir kanun yoludur. Bu nedenle, kanun yararına bozma kararı, kesinleşmiş hükmün infazını kendiliğinden infazı durdurmaz. İnfazın durdurulması isteniyorsa ilgili mahkemeden ayrıca talepte bulunulması gerekir.

İnfazın durdurulması talebi hem kanun yararına bozma istemini inceleyen Yargıtay ceza dairesinden hem de dosyanın gönderildiği yerel mahkemeden istenebilir. Kanun yararına bozma yoluyla verilen kararlar, infaz süresi açısından hükümlü aleyhine uygulanamaz.

KANUN YARARINA BOZMADA ZAMANAŞIMI

Kanun yararına bozma, kesinleşen ceza mahkemesi kararlarına karşı gidilen olağanüstü bir kanun yolu olduğundan, kanun yararına bozma isteminin Yargıtay tarafından kabul edilmesinden sonra yapılacak yargılama sırasında dava zamanaşımı hükümleri uygulanamaz. Kesinleşen hükmün Yargıtay tarafından yasa yararına bozulmuş olması, sanığın hükümlü sıfatı almasını etkilemez; bu nedenle kanun yararına bozma talebinin kabulü üzerine yapılan yargılamada hükümlü hakkında dava zamanaşımı şartlarının değil, ceza zamanaşımı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilebilir (Yargıtay 2. CD – Karar: 2014/19694).

KANUN YARARINA BOZMA SÜRECİ

Bu süreç yukarıda bahsettiğim aşamalardan geçtiği için net bir tarih vermem olanaksızdır. Adalet bakanlığının talebini Yargıtay’ın değerlendirmesi haliyle biraz zaman alacaktır. Bu husus birazda kurumların yoğunluğu ile doğru orantılıdır.

AV. ZANA ŞAHİN

KANUN YARARINA BOZMA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

Ofisimiz bünyesinde bulunan trafik cezasına itiraz konusunu içeren ve itiraz talebinin esastan reddedilmesi üzerine müvekkil adına yazmış olduğum kanun yararına bozma dilekçemi içermektedir.

Sayfamdan Kanun Yararına Bozma kanun yoluna ilişkin bilinmesi gerekenleri yazmış olduğum yazıma da ulaşabilirsiniz.

ADALET BAKANLIĞI CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

Gönderilmek Üzere

KÜÇÜKÇEKMECE …… SULH CEZA HAKİMLİĞİNE

DOSYA NO : ………… Değişik İş

KANUN YARARINA BOZMA

İSTEMİNDE BULUNAN : ………..(TC……..)

ADRESİ : ……………. 

DAVA KONUSU : Küçükçekmece ………….. Sulh Ceza Hakimliği’ nin ………… D. İş ………….. Tarihli, İstanbul Fahri Trafik Müfettişliği’ nin ……….. Tarih,MA Seri No, ………… Sıra No’lu trafik tutanağında verilmiş olan idari para cezasının iptali için yapmış olduğum itiraz başvurusunun kesin olarak esastan reddi kararının CMK Madde 309 gereğince Kanun Yararına Bozulması istemidir.

İZAHI :

………….. tescil plakasına kayıtlı hususi otomobilimin; Karayolları Trafik Kanunu’ nun 46/2-F maddesi hükmüne istinaden “Trafik kazası, arıza hâlleri, acil yardım, kurtarma, kar mücadelesi, kaza incelemesi, genel güvenlik ve asayişin sağlanması gibi durumlar dışında emniyet şeritlerini ve banketleri kullanmamak,” suçunun işlendiği gerekçesiyle gıyabımda kesilen ve ekte sunulan 17.10.2019 tarihli, toplam 1002 TL. bedelli trafik cezası tutanağı düzenlenip,15/11/2019 tarihinde tarafıma tebliğ edilmiştir.

Tarafımca bu idari para cezasının iptal edilmesi için 19/11/2019 tarihinde Küçükçekmece Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine başvurulmuştur. İdari para cezasının iptali başvurum ………… tarihinde Küçükçekmece …….. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’ nun 28/8-a maddesi gereğince  esastan reddedilmiştir.

1- 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 28/3 ve 28/4 maddesinde: (3) İlgili kamu kurum ve kuruluşu, başvuru dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde mahkemeye cevap verir. Başvuru konusu idarî yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tamamının bir örneği, cevap dilekçesi ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme, işlem dosyasının aslını da ilgili kamu kurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevap dilekçesi, idarî yaptırım kararına karşı başvuruda bulunan kişi sayısından bir fazla nüsha olarak verilir.

(4) Mahkeme, başvuruda bulunan kişilere cevap dilekçesinin bir örneğini tebliğ eder… hükmü amirdir. Mahkemenin karar tutanağında da bahsettiği üzere ilgili kurumdan yani İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Ve Şube Müdürlüğünden gelen cevap dilekçesi, belge ve evraklar hiçbir şekilde tarafıma tebliğ edilmemiştir.

2-  5326 Sayılı Kabahatler Kanununun İdarî yaptırım kararı başlıklı Madde 25/1-c (1) İdarî yaptırım kararına ilişkin tutanakta; … c) Bu fiilin işlendiğini ispata yarayacak bütün deliller açık bir şekilde yazılır denir. 

Tarafıma tebliğ edilmiş olan tutanakta hiçbir şekilde delil belirtilmemiş olup ek olarak ne fotoğraf  ne mobese görüntüsü ne de video kayıtları yer almaktadır.Mahkeme kararını kurumdan gelen evraklara ve cevap dilekçesine göre vermiştir.

Anayasa’nın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36. maddesinde: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü amirdir. 

Karar tutanağına bahse konu evraklar tarafıma tebliğ edilmiş olan tutanakta belirtilmemiş(ek gönderilmemiştir) olması sebebiyle yapmış olduğum itiraz dilekçemde de buna karşı itiraz yapılamamıştır. Anayasa’dan kaynaklanan hak arama hürriyetim engellenmiş olup mahkemece adil bir yargılanma sağlanamamıştır.

3- Hukukumuzun genel ilkelerinden biri hakimin takdir yetkisine sahip olmasıdır. Hakim takdir yetkisini kullanırken, hukuka uygun karar vermeli, vardığı sonuç hukuk düzenin geneline aykırı olmamalı, hakkaniyete uygun karar vermeli, menfaatler durumunu, hükmün amacını ve somut olayın tüm özelliklerini göz önünde bulundurarak adil bir sonuca ulaşmalıdır.

Söz konusu olayda ve hakim tarafından verilmiş kararda hakim sadece İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme ve Şube Müdürlüğünden gelen belge ve evraklara dayanmıştır. Verilen kararda somut olayın özellikleri ve menfaatler durumu gözetilmeden karar verilmiştir.

4- Adil yargılanma hakkının unsurlarından bir diğeri olan silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalarda da bu ilkeye uyulması gerekmektedir. (B.No: 2013/1134, 16.05.2013, § 32)

“Hakkaniyete uygun yargılama”nın temel unsuru ise yargılamanın “çelişmeli” olması ve taraflar arasında “silahların eşitliği”nin sağlanmasıdır. (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16.02.2000, § 60) Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, tarafların dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale gelmesine neden olabilecektir. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüş bildirebilme imkanı vermektedir. (AYM B. No: 2014/12348)

Söz konusu kararardan anlaşılacağı üzere Adil Hakkının ilkelerinden biri olan Sİlahların Eşitliği İlkesi ; tarafların eşit  şart ve koşullara tabi olmasını savunur ve Çelişmeli Yargılama İlkesi; tarafların dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve delillere karşı çıkma imkanı verilmesinden bahseder. tarafıma hiçbir suretle delil gönderilmemiş olup, cevap dilekçesi de tebliğ yapılmamıştır. Söz konusu karar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ ne aykırılık teşkil etmektedir.

NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah ettiğim nedenlerle, Küçükçekmece … Sulh Ceza Hakimliği’ nin …… D. İş 15/01/2020 Tarihli, İstanbul Fahri Trafik Müfettişliği’ nin …….. Tarih, MA Seri No,………Sıra No’lu trafik tutanığında verilmiş olan idari para cezasının iptali için yapmış olduğum itiraz başvurusunun kesin olarak esastan reddi kararının CMK Madde 309 gereğince Kanun Yararına Bozulmasını talep ederim. Tarih

KANUN YARARINA BOZMA

İSTEMİNDE BULUNAN

……..

EK:

1- İtiraza konu İstanbul Fahri Trafik Müfettişliği’ nin 17.10.2019 Tarih, MA Seri No,  ……..Sıra No’lu trafik idari para cezası karar tutanağı

2- Nüfus cüzdanı, ehliyet ve ruhsat sureti.

3- Küçükçekmece ……. Sulh Ceza Hakimliği Kararı

AVUKAT ZANA ŞAHİN

SABIKA KAYDINI/ADLİ SİCİL KAYDINI SİLDİRME

Adli Sicil Kaydı Nedir?

Hakkında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş ve Türk Hukukuna göre tanınan mahkûmiyet kararı bulunan Türk vatandaşları ile Türkiye’de suç işlemiş olan yabancıların kayıtları da dahil tüm adlî sicil bilgileri; mahallinde bilgisayar ortamına aktarılmasını takiben, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adlî Sicilde tutulur.

Adli sicil kaydı (Sabıka) ve arşiv bilgilerinin oluşturulması, saklanması, ilgililere verilmesi ve silinmesi hususları Adli Sicil Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.

Bilindiği gibi, herhangi bir suçtan ceza almış ve bu cezası kesinleşmiş kişilerin, cezaları adli sicil kaydına işlenir. Adli sicil kaydı, vatandaşın devlet nezdinde tutulan suç kaydı olarak tarif edilebilir. Adli sicil kaydına halk dilinde sabıka kaydı da denilmektedir. Ceza ile ilgili sorumluluklar ve yükümlülükler yerine getirildikten sonra da bu cezaların adli sicil kaydından silinmesi gerekmektedir. Aksi takdirde özellikle özel ve kamu alanındaki işe girişlerde bu husus engel teşkil etmektedir.

Hangi bilgiler adli sicil kaydına işlenir? 

1- Hapis cezasına mahkumiyet kararları adli sicil kaydına işlenir. Hapis cezası nedeniyle kişi cezaevine konulduktan belli bir müddet sonra şartlı/koşullu salıverilmişse, koşullu salıverilme (tahliye) kararı da adli sicil kaydına işlenir. Koşullu salıverilmede denetim süresinin uzatılmasına ve koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair karar da adli sicil kaydına işlenir.

2- Kişi mahkum olduğu hapis cezasının infazını tamamlamışsa, hapis cezasının infazının tamamlandığına dair bilgi de adli sicil kaydında yer alır.

3- Hapis cezası ertelenmişse, cezanın ertelendiğine dair bilgi ile birlikte kişinin tabi bulunduğu denetim süresi de yer almalıdır. Ayrıca denetim süresinin yükümlülükler uygun ve iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağı hususu da adli sicil kaydına işlenir. Eğer ertelenen hapis cezası, denetim süresinin yükümlülüklerine uyulmadığı için cezanın infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmişse bu karar da adli sicil kaydına yazılır.

4- Adli Para Cezası mahkumiyet hükmü ile ilgili bilgiler de adli sicil kaydına işlenir. Adli para cezası ödenmişse ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu, adli para cezası ödenmemişse tazyik hapsi suretiyle kısmen veya tamamen infaz edildiği hususu adli sicil kaydına işlenir.

5- Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırıma mahkumiyet halinde buna dair karar adli sicil kaydında yer alır.

6- Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya dair istisnai bir hal veya mahkûmiyet hükmüyle bağlantılı olarak verilen, belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya belli bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin karar da adli sicil kaydına işlenir.

7- Türk vatandaşı hakkında yabancı mahkemeden verilmiş ve kesinleşmiş olan mahkûmiyet kararının Türk hukuku bakımından doğurduğu hak yoksunluklarına ilişkin olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkemece verilen karar adli sicil kaydına işlenir.

8- Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık dolayısıyla verilen karar adli sicil kaydına işlenir.

9- Ceza zamanaşımının dolduğunun tespitine ilişkin karar adli sicil kaydına işlenir.

10- Genel veya özel affa ilişkin kanun; özel affa ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı adli sicil kaydına işlenir.

11- Askerî Ceza Kanununa göre verilmiş mahkûmiyet kararlarındaki ferî cezalar adli sicil kaydına işlenir

Adli Sicil Kaydı Bilgileri Kimlere Verilebilir?

Adli sicil bilgileri, merkezi adli sicilde Genel Müdürlükçe; mahalli adli sicillerde Cumhuriyet başsavcılıklarınca; kaymakamlıklar; yurtdışında elçilik ve konsolosluklarca verilir.

Adli sicil bilgileri, kullanılış bilgileri, kullanılış amacı ve verileceği merci belirtilmek suretiyle; ilgili kişiye veya vekaletnamede açıkça belirtilmek koşuluyla 

  • Vekiline,
  • Kamu kurum ve kuruluşlarına,
  • Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına verilebilir.

Taleplerin yazılı olarak yapılması sırasında, adli sicil bilgisinin niçin istendiğinin belirtilmesi ve nüfus kimlik bilgilerini içeren belgenin dilekçeye eklenmesi gerekir. Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarınca da kimlik bilgilerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde bildirilmesi zorunludur.

Yabancı devletler tarafından istenilen adli sicil bilgileri taraf olduğumuz ikili-çok taraflı sözleşmeler uyarınca, sözleşme olmayan-ülkeler için de karşılıklılık esaslarına göre verilir.

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir?

Adli sicildeki bilgiler;

  • Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,
  • Ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık
  • Ceza zamanaşımının dolması
  • Genel af

Ceza zamanaşımının dolmasına ilişkin bildirme fişinin Genel Müdürlükteki merkezi sisteme girilerek güncellenmesini müteakip

Adli Sicil Ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından silinerek arşiv kaydına alınır.

Genel af halinde silme işlemi Genel Müdürlükçe re’sen yapılarak kayıtlar arşive alınır.

İlgilinin ölümü halinde, kişinin ölümünü tesvik eden resmi belgenin Genel Müdürlüğe ulaşmasını müteakip adlî sicil kaydı tamamen silinir.

Ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ölüm bilgileri ise nüfus-kayıt bilgileriyle birlikte en geç üç-gün içinde ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarınca Genel Müdürlüğe bildirilir.

Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup adli sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Genel Müdürlükçe adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adli para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adli sicil kaydı sistemine alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.

Adli Sicil ve Arşiv Bilgilerinin Silinmesi

Arşiv kayıtları;

a) İlgilinin ölümü üzerine,

b) Anayasanın 76.maddesi ile TCK dışındaki kanunlarda bir hak-yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;

Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle,

Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,

Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle,

c) Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adli sicil kaydı ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın,

d) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâlinde, önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adli sicil kaydı ve arşiv kaydı,

Genel Müdürlükçe tamamen silinir.

Adli sicil kaydının silinmesi, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne verilecek bir dilekçe yoluyla olur. Sabıka Kaydını/Adli Sicil Kaydını Sildirme Dilekçe örneğine blog sayfamdan rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

AV.ZANA ŞAHİN