HUKUK BÜROLARINA İŞ BAŞVURULARINDA ÖN YAZI HAZIRLAMA REHBERİ


Hukuk bürolarına başvurularında CV’nin yanı sıra gönderilen e-posta ön yazısı, adayın pozisyona olan ilgisini ve motivasyonunu ifade etmesi açısından çok önemlidir. İyi hazırlanmış bir ön yazı, başvuruyu değerlendiren kişinin ilgisini çekebilir ve CV’nizin daha dikkatli incelenmesini sağlayabilir. Bu nedenle ön yazının etkisi küçümsenmemelidir. İşe kabul sürecinde olumlu bir ilk izlenim bırakma ve kendinizi ifade etme fırsatı sunar.

Ön Yazının İşe Kabulde Etkisi

• İlk İzlenim: Ön yazı, başvuru yaptığınız pozisyona ne kadar uygun olduğunuzu ve işverenin beklentilerini ne kadar anladığınızı gösterir. 

• Motivasyon ve İlgiyi Gösterme: İşverene, yalnızca bir iş değil, tam da o pozisyon için başvurduğunuzu hissettirir. Özellikle bana yapılmış olan başvurularda bu sebeple CV haricinde görüşme isteğimin arttığı adaylar olmuştu.

• Özgünlük: Standart bir CV’nin aksine, ön yazı kişisel bir dokunuş sağlar ve sizi diğer adaylardan ayırabilir. Aslında burada kasıt kendinizden bir şeyler katmanız ve karşı tarafa samimiyeti aktarmak.

• İletişim Becerisi: Dil kullanımınız ve yazım tarzınız, iletişim yetenekleriniz hakkında fikir verir.Yazılan metinlerde benimde  dikkate aldığım diğer önemli bir husus bu; özellikle bizim gibi mesleklerde dil kullanım becerisi önemli oluyor ve bu hassasiyetinizi sadece dilekçelerde değil mailde de farkettirebilirsiniz çünkü zaten hassas olan bir kimse mailinde de bunu bariz bir şekilde ortaya koyuyor.

Ön Yazı Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

“HUKUK BÜROLARINA İŞ BAŞVURULARINDA ÖN YAZI HAZIRLAMA REHBERİ” yazısını okumaya devam et →

WHAT IS SMUGGLING UNDER THE ANTI-SMUGGLING LAW IN TURKEY?

Smuggling, within the scope of the Anti-Smuggling Law in Türkey, is included in our criminal law. The Anti-Smuggling Law is a special law that regulates the crime of smuggling and defines multiple actions that constitute the crime of smuggling within its content. Therefore, it is not possible to provide a single definition of the crime of smuggling. However, if we make a basic definition: smuggling refers to the entry of various goods into countries without subjecting them to customs procedures. It is important to note here that the smuggled item being bring into or taken out of the country is “goods”; in practice, this is also referred to as “customs smuggling.” This crime has no connection with what is known as migrant smuggling, which is not regulated by this law. Therefore, attention must be paid to the difference between migrant smuggling and goods smuggling.

“WHAT IS SMUGGLING UNDER THE ANTI-SMUGGLING LAW IN TURKEY?” yazısını okumaya devam et →

TEMYİZ EDİLEN CEZA DOSYASININ YARGITAY’DAKİ AŞAMALARI NELERDİR?

  1. Ceza dosyası, yerel mahkemede kararın temyiz edilmesi durumunda öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilecektir.
  2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı kaydederek bir tebliğname numarası atar ve dosyanın takibini bu numara üzerinden gerçekleştirir. Dosya inceleme sırasını beklemek üzere arşive gönderilir.
  3. Sırası gelen dosya, Cumhuriyet savcısına tevzi edilir. Yargıtay Cumhuriyet savcısı dosyayı inceledikten sonra tebliğname ile birlikte ilgili Yargıtay ceza dairesine teslim eder.
  4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ilgili ceza dairesine gelen dosya, kaydedilir ve bir daire esas numarası alır. Dosyanın takibi bu numara üzerinden yapılır.
  5. Kaydedilen dosya, ön incelemesi yapıldıktan sonra ilgili bölüme teslim edilir. Duruşmalı ise dosya duruşma memuruna iletilir. Duruşma memuru, dosyaya duruşma tarihini ve saatini verir, dosyayı tebligat memuruna gönderir.
  6. Tebligat memuru, dosyanın tebligatını hazırlar ve dosyayı sırasını beklemek üzere tevzi bölümüne teslim eder. Tevzi memuru, ilgili dosyayı ilgili tetkik hâkimine teslim eder.
  7. Tetkik hâkimi dosya incelemesini yapar. Müzakere sonrasında karara bağlanan dosyaları karar bölümüne teslim eder.
  8. Karar memuru, dosya karar numarasını verir. Verilen karar numarasına göre ilam memuru, ilamı yazarak dosyayı kontrol edip onaylamak üzere yazı işleri müdürüne teslim eder.
  9. Yazı işleri müdürü ilamı kontrol eder ve onaylama işlemini gerçekleştirir. Onay işlemi tamamlanan dosya, posta bölümüne teslim edilir.
  10. Posta memuru dosyayı kapatır ve yerel mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına teslim eder. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı yerel mahkemesine postalar.

KAYNAKÇA

https://www.yargitay.gov.tr/icerik/68/temyiz-edilen-ceza-dosyasinin-yargitaydaki-asamalari-nelerdir

BAŞKA ŞEHİRDEKİ AVUKATA VEKALET VERİLİR Mİ

AVUKATLAR HER İLDE ÇALIŞABİLİR Mİ

AVUKATLAR BAŞKA ŞEHİRDE DAVA AÇABİLİR Mİ
AVUKAT BAŞKA İLDEKİ DAVAYA GİREBİLİR Mİ

BAROYA KAYITLI OLMAYAN AVUKAT OLUR MU

Bugün teyzemden gelen bir telefon sonrası bir zamanlar yine karşılaştığım ve o dönem yazıya geçirmeyi düşündüğüm ama geçirmediğim için bugün pişmanlık duyduğum bazı şeylerden bahsedeceğim.
Hukuki sorunlarla karşılaştıysanız, endişelenmeyin. Avukatınızın sizinle aynı şehirde olmasına gerek yoktur. Şöyle ki;
Avukatınızın İli Fark Etmez: Kanunlarımıza göre, avukatlar, kayıtlı oldukları baronun bulunduğu il dışında da iş ve dava alabilirler.
Örnek: İstanbul’da yaşarken, İzmir’de bir avukatla çalışabilirsiniz.

“BAŞKA ŞEHİRDEKİ AVUKATA VEKALET VERİLİR Mİ” yazısını okumaya devam et →

Evlilik Sözleşmesi (Mal Rejimi Sözleşmesi)

  1. Evlilik Sözleşmesi (Mal Rejimi Sözleşmesi ) Nedir ?

Evlilik sözleşmesi; eşlerin evlenmeden önce, evlilik sırasında veya evliliğin sona ermesi durumunda malların nasıl paylaştırılacağına ilişkin düzenledikleri bir sözleşme türüdür. Türk Medeni Kanunu’nda mal rejimi sözleşmesi olarak geçmektedir. 

Mal rejimi; eşler arasındaki mali ilişkilerin düzenlenmesi anlamına gelir. Sahip olunan malların yönetimi, mallardan yararlanma ve mallar üzerinde tasarrufta bulunma gibi konuları  mal rejimi sözleşmesi ile düzenlenmesi mümkündür. Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya evlilik sırasında yapılabilmektedir. 

“Evlilik Sözleşmesi (Mal Rejimi Sözleşmesi)” yazısını okumaya devam et →

İÇERİĞİM İZİNSİZ PAYLAŞILMIŞ NASIL KALDIRTABİLİRİM?

Telif nedir ve Paylaştığım İçeriğe Telif Atabilir Miyim?

Telif, tanım itibariyle, kişinin her türlü fikri emeği ile meydana getirdiği ürünler üzerinde hukuken sağlanan haklarıdır. Yani fikri emek içeren tüm yazılı, sesli ve görüntülü kayıtlar eser sayılır ve izinsiz paylaşılması halinde telif hakkı ihlali söz konusu olacaktır.¹ (“Fikri Mülkiyet Hukuku”)Bu yazımızda rıza dahilinde kayda alınmış fikri emek içeren içeriklere ilişkin telif hakları üzerine değerlendirme yapılmıştır.


Paylaşılmasından rahatsız olduğunuz içeriğin ne olduğu, telif atabilmeniz için izlenmesi gereken adımları değiştirmektedir. Bu sebeple telif hakkına konu içerik, görüntü veya ses kaydının telif atılabilir nitelikte bir eser olup olmadığının tespiti önemlidir. 

BİLİRKİŞİ RAPORU NEDİR?


BİLİRKİŞİ İNCELEMESİNİN CEZA KANUNDA YERİ VE İNCELEMESİ

Bilirkişinin Tanımı

Türk Hukukunda bilirkişi, mahkemelerin talebi veya tarafların talebi üzerine, bir dava veya uyuşmazlık konusuyla ilgili teknik, bilimsel, mesleki, tıbbi veya diğer alanlarda uzman olan bir kişidir. Bilirkişi, yargılama sürecinde, mahkemeye veya taraflara, bilgi, görüş ve tavsiyeler sunmak amacıyla atanır.

Bilirkişi, konusunda uzman ve deneyimli bir kişi olmalıdır. Mahkeme tarafından atanır ve görevi, mahkeme veya taraflar tarafından belirlenen konuda inceleme yaparak, sonuçlarını mahkemeye sunmaktır. Bilirkişi raporu, mahkeme kararının verilmesinde önemli bir rol oynayabilir ve mahkemece kabul edilirse, dava sonucuna etki edebilir.

Bilirkişi, bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Bilirkişi, kendi uzmanlık alanındaki bilgisi ve deneyimleri doğrultusunda, davayla ilgili konularda objektif bir şekilde görüş belirtmelidir. Bilirkişi, yargılama sürecinde, taraflarla doğrudan bir iletişim kurmaz. Bilirkişi raporu, tarafların ve mahkemenin bilgisine sunulur ve raporun içeriği, yalnızca bilirkişinin görüşlerini yansıtır.

Görülmekte olan uyuşmazlıklara bakan hakim, savcı ve heyet gelinen aşamada veya dosya kapsamında yer alan bazı deliller, olaylar, hesaplamalar gibi teknik konularda yeterli olmamaktadır. Bu konularda uzmana başvuru yapılarak bilirkişilik denilen kurum devreye girmektedir. 

Bilirkişinin tam olarak tanımı ne Ceza Muhakemesi Kanunu ne de Hukuk Muhakemesi Kanunu’ nda yapılmamış olup her iki kanunda aynı şekilde bilirkişiye başvurulması gereken halleri tanımlamıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu Md 63 ve Hukuk Muhakemesi Kanunu Md 266 tanım olarak çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurabileceğini söyler. Hakim, savcı ve heyetin önüne gelen uyuşmazlıkları sahip oldukları özel ve teknik bilgilerle hazırlamış olduğu rapor ile çeşitli hesaplamalar, görüşler ve iddialarla ile sonuca vardıran yargılama araçlarından biridir.

Şöyle bir kayıt düşülmüştür ki günümüzde her konuda dosyayı bilirkişiye gönderen bazı hakimler düşünüldüğünde bu maddelerin ikinci cümlelerine dikkat çekmek gerekir. Madde cümle devamında genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün konularda bilirkişiye başvurulamayacağını belirtir.

Bilirkişinin İşlevi

Verdiğiniz makaleye göre, bilirkişinin işlevi, mahkemelerin teknik, bilimsel, mesleki veya tıbbi konularda uzmanlığına ihtiyaç duydukları durumlarda, mahkeme tarafından veya tarafların talebi üzerine görevlendirilerek, bir dava veya uyuşmazlık konusu hakkında bilgi, görüş ve tavsiyeler sunmaktır.

Bilirkişi, kendi uzmanlık alanında yeterli bilgi birikimine ve deneyime sahip olmalıdır. Mahkeme veya taraflar tarafından görevlendirildiğinde, ilgili konuyu inceleyerek, konu hakkında objektif bir rapor hazırlamalıdır. Bilirkişi raporu, mahkeme kararında etkili olabilecek ve mahkemenin daha doğru bir karar vermesine yardımcı olabilecek bilgi ve görüşler içermelidir.

Bilirkişi, görevlendirildiği konuda tamamen tarafsız olmalıdır. Kendi kişisel veya ticari çıkarlarından bağımsız olarak, sadece doğru ve objektif görüşleri sunmalıdır. Bilirkişi, yargılama sürecinde, doğrudan taraflarla iletişim kurmaz ve yalnızca mahkemeye sunulan raporu hazırlar.

Bilirkişinin işlevi, doğru ve adil bir yargılama sürecinin sağlanması için önemlidir. Bilirkişilerin hazırladığı raporlar, mahkeme kararında belirleyici bir rol oynayabilir ve doğru bir şekilde hazırlanmış raporlar, mahkeme kararının adil ve doğru bir şekilde verilmesine yardımcı olabilir.

Bilirkişi Raporu Nedir 

Türk hukukunda bilirkişi raporu, bir dava veya uyuşmazlıkla ilgili olarak mahkemeye sunulan bir belgedir. Bu belge, konusunda uzman bir kişi ya da kişilerin, davayla ilgili teknik, bilimsel veya mesleki konularda yaptıkları inceleme sonucunda ortaya çıkan bulguları ve görüşleri içerir.

Bir bilirkişi raporu, mahkeme kararının verilmesinde önemli bir rol oynar ve mahkemece kabul edilirse, raporda belirtilen bilgiler ve görüşler, dava sonucuna etki edebilir.

Bilirkişi raporları, genellikle özel sektörde yapılan işlerle ilgili hukuki uyuşmazlıklarda kullanılır, ancak bazen kamu sektöründe de kullanılır. Örneğin, bir inşaat projesinde meydana gelen bir kusurun tespiti için bir bilirkişi raporu hazırlanabilir.

Bilirkişi raporları, yargılama sürecinde önemli bir adım olduğu için, doğru ve doğru şekilde hazırlanmaları gerekmektedir. Bu nedenle, bilirkişi raporunu hazırlayan kişinin, konuda uzman olması, raporun tam, net ve doğru olması için önemlidir.

Bilirkişi raporu, mahkemece atanmış bir bilirkişi tarafından hazırlanır. Bilirkişi, mahkeme tarafından belirlenir ve konusunda uzman bir kişi olması gerekir. Örneğin, bir inşaat mühendisi, bir tıp doktoru veya bir muhasebeci bir bilirkişi olarak atanabilir.

Bilirkişi raporu hazırlanırken, bilirkişi tarafından yapılan incelemeler, belgelerin incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve diğer yöntemler kullanılabilir. Bilirkişi, incelemeleri sonucunda elde ettiği bulguları, raporunda açıklayarak, mahkemeye sunar. Rapor, mahkemece kabul edilirse, dava sonucunu etkileyebilir.

Bilirkişi raporları, hukuki uyuşmazlıkların yanı sıra, bazı iş ve meslek alanlarında da kullanılabilir. Örneğin, bir sigorta şirketi, bir hasar tazminatı talebi için bir bilirkişi raporu isteyebilir veya bir işveren, bir iş kazası sonrasında bir bilirkişi raporu talep edebilir.

Bilirkişi raporları, doğru ve doğru şekilde hazırlanmaları gereken önemli bir belgedir. Bilirkişi, mesleki ve teknik bilgisini kullanarak, raporunu tarafsız ve objektif bir şekilde hazırlamalıdır. Ayrıca, raporun açık ve anlaşılır olması için gerekli dil ve terminolojiyi kullanmalıdır.

Bilirkişi Raporunun Bağlayıcılığı* 

Bilirkişi raporunun bağlayıcılığı, raporun içeriği ve mahkeme kararına etkisi açısından farklılık gösterebilir. Genel olarak, bilirkişi raporu, mahkemenin karar verirken göz önünde bulundurabileceği bir delil olarak kabul edilir. Ancak, mahkeme bilirkişi raporuna tamamen bağlı değildir ve raporun içeriğine göre karar verebilir.

Bir diğer önemli nokta, bilirkişi raporunun bağlayıcılığının tarafların anlaşmasına da bağlı olabileceğidir. Taraflar, bilirkişi raporunun sonucuna katılabilir veya katılmayabilirler. Tarafların farklı görüşleri veya bilirkişi raporundaki eksiklikler, mahkemenin raporu değerlendirme şeklini değiştirebilir.

Özetle, bilirkişi raporu, mahkemenin karar verirken dikkate alabileceği önemli bir delil ol

masına rağmen, mahkemenin kararını etkileyebilme derecesi, raporun içeriği ve tarafların anlaşmasına bağlıdır.

Bilirkişi Delinin İşlevi Ve Değeri* 

Bilirkişi, mahkemelerin aldığı kararlarda büyük bir rol oynar. Bilirkişi raporları, teknik, bilimsel veya mesleki konularda mahkemeye yardımcı olmak için kullanılır. Bu nedenle, bilirkişilerin raporları, mahkemelerin hüküm verirken karar almasına yardımcı olur.

Bilirkişi raporlarının delil değeri, bilirkişinin uzmanlık alanındaki bilgisi ve deneyimi ile doğru orantılıdır. Bilirkişi, raporunda, konu hakkındaki bilgi ve görüşlerini açıklar ve bu görüşlerin mahkemece kabul edilmesi halinde, mahkeme kararında etkili olur.

Makalede belirtilen bir diğer önemli nokta da, bilirkişilerin raporlarının adil ve tarafsız olması gerektiğidir. Bilirkişi, raporunda tarafsız bir tutum sergilemeli ve kendi kişisel veya ticari çıkarlarını gözetmemelidir. Ayrıca, bilirkişi raporlarında belirtilen görüşlerin, konuya tam olarak hakim olunarak oluşturulmuş olması gerektiği vurgulanır.

Sonuç olarak, bilirkişi raporları, mahkemelerin hüküm verirken kullanabileceği güçlü bir delil niteliği taşır. Bilirkişi raporlarının doğru ve objektif olması, mahkeme kararının adil ve doğru şekilde verilmesinde önemli bir rol oynar.

CEZA MUHAKEMESİNDE BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ

 Bilirkişi İncelemesi

Çözümü uzmanlığı veya özel teknik bilgiyi gerektiren hususlarda görüşüne başvurmak üzere hakim tarafından görevlendirilen tarafsız kişiler, bilirkişidir (m. 62-73). İlgili konuda görüşüne başvurulan bilirkişi bu konuda uzman veya teknik görüş bildirebilecek bilgiye sahip olmalıdır. Görevini tarafsız bir şekilde yerine getirmekle yükümlü olan bilirkişiler hakim veya savcı tarafından atanabilmektedir. Çalışmalarının sonucunda bilirkişiler; inceleme, seyahat masrafları ve çalışmalarının karşılığından oluşan ücrete hak kazanmaktadır.

Bilirkişiye Başvuru

Bilirkişilik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6574 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nda düzenlenmiştir. Hakim veya savcı, çözümü uzmanlık veya özel teknik bilgiyi gerektiren hususlarda bilirkişiye başvurabilmektedir. Hakim veya savcının kendi bilgi birikimi ve hayat tecrübesi doğrultusunda çözümlemesinin mümkün olduğu, konularda bilirkişinin görüşüne başvurulması mümkün değildir. Kanun koyucu belirtilen hallerde bilirkişiye başvurma zorunluluğunu “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” şeklinde düzenlemiştir.

Bunun yanı sıra kanunda “Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu ve birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez” şeklinde bilirkişilerin niteliğine yönelik bir düzenleme de mevcuttur.

Kanunda düzenlenen bazı hallerde bilirkişiye başvurmak zorunludur:

  • Sahte para ve değerler (CM  Şüpheli ya da sanığın akıl hastası olup olmadığının belirlenmesi (CMK m.74)
  • Yeni doğmuş çocuğun ölüsü üzerinde inceleme (CMK m.88)
  •  Ölü Muayenesi ve otopsi (CMK m.86, 87)
  • Zehirlenme Şüphesi (CMK m.89) 

Bilirkişi Atanması ve Sayısı

Bilirkişi, hakim veya mahkeme tarafından kendiliğinden (re’sen) atanabileceği gibi Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanuni temsilcinin istemi üzerine verilecek karar ile de atanabilir. İhtiyaç duyulması halinde birden fazla bilirkişi atanmasında bir sakınca yoktur.  Bilirkişiler o ilde düzenlenmiş listelerden seçilirler. Fakat, uygun görülmesi halinde sanık ve müdafiine de bilirkişiyi seçme hakkı tanınabilir veya ara kararda gerekçesi gösterilmek şartıyla hakim tarafından listelerde bulunmayan bir bilirkişi seçimi yapılabilir.

Bilirkişilik Yönetmeliği’nde Bilirkişilerin atanmasına yönelik olarak “İnceleme konusunun başka bir bölgede bulunması halinde ya da fizikî evrak gönderilmesi ve mahallinde inceleme yapılmasının gerekmemesi durumunda bölge kurulunun hazırladığı listede bilgisine başvurulacak uzmanlık alanında bilirkişi bulunmaması kaydıyla, bölge listesi esasına uyulmaksızın ilgili bölge kurulu listesinden UYAP vasıtasıyla elektronik ortamda doğrudan bilirkişi görevlendirilebilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Bilirkişilik Görevinin Yerine Getirileceği Süre

Bilirkişilere görevlerini yerine getirmeleri için verilen azami süre üç aydır. Özel sebepler halinde bilirkişinin istemi üzerine bu süre üç ay daha uzatılabilmektedir. İlgili yönetmelikte, bilirkişinin görevini yerine getirmemesi halinde oluşabilecek zarara ilişkin tazmin yükümlülüğü  listeden çıkarılma ve üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi cezası öngörülmüştür.

Bilimsel Mütalaa

Bilimsel mütalaa Cumhuriyet savcısı, katılan, katılan vekili, şüpheli, sanık, müdafii veya kanuni temsilci tarafından bilirkişi raporunun hazırlanması ve davaya ilişkin olarak, uzman bir kimseden bilimsel görüş alınmasını isteyebilirler. Fakat CMK’nın 67. maddesinin 6. fıkrası uyarınca mütalaa istemi için mahkemeden ayrıca süre talep edilemez.   

Bilirkişinin Reddi

Bilirkişinin reddi sebepleri, hakimin reddi sebepleri ile aynıdır. Bunun yanı sıra bilirkişinin aynı davada daha önce hakimlik görevi yapmış olması da bilirkişinin reddi sebeplerindendir. Ret istemi; Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanuni temsilcisi tarafından soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısına ve kabul edilmemesi halinde sulh ceza hakimliğine, kovuşturma aşamasında ise hakime veya mahkemeye sunulmaktadır.

Aşağıda bilirkişinin reddi sebepleri belirtilmiştir;

  •  Suçtan kendisi zarar görmüşse,
  • Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa,
  • Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
  • Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,
  • Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,
  • Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
  • Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,
  •  Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse,bilirkişilik görevini yapamaz.

Bilirkişilikten Çekinme

Tanıklıktan çekinme halleri bilirkişiler hakkında da uygulanmaktadır. Aşağıda sayılan hallerde atanan kişiler bilirkişilikten çekinebilecektir:

  • Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
  • Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.
  • Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.
  • Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.
  • Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.

Meslek veya sürekli uğraş sebebiyle tanıklıktan çekinme halleri:

  • Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
  •  Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.
  • Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.

Bilirkişilikten çekilme halleri kanunda sayılanlarla sınırlı değildir. Atanan bilirkişiler tarafsızlıklarını zedeleyecek farklı sebepler göstererek de bilirkişilikten çekinebileceklerdir.

Aşağıdaki hallerde ise, hallerde bilirkişiliği kabul etmek zorunludur:

  • Resmi bilirkişilik ile görevlendirilmiş ve 64’üncü maddede belirtilen listede yer almış bulunanlar;
  •  İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler; 
  •   İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.

Bilirkişi Raporu ve Rapora İtiraz

Bilirkişi Raporu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenmiştir:

“(1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır.

(2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya bunların ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar.

(3) (Değişik: 3/11/2016-6754/45 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.

(4) Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.

(5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir.

(6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.

         Bilirkişi, mahkeme tarafından kendisine verilen süre sonunda  hazırladığı raporu mahkemeye sunarak, kendisinden talep edilen incelemeleri yaptığını imzalı bir belge olarak mahkemeye sunar ve mahkeme nezdinde tüm bu işlemler tutanağa bağlanır.

         Bilirkişi raporları, tarafsız olarak hazırlanmalı; bilirkişiler, uyuşmazlığın çözümüne dair hakim veya savcı tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerden kaçınmalıdır. 

         Bilirkişinin hazırladığı raporu mahkemeye sunmasının ardından taraflar, raporun tebliğinden itibaren, mahkemenin tanıyacağı makul bir süre içerisinde bilirkişi raporuna itiraz edebilirler. Rapora itiraz yazılı ve gerekçe belirtir bir dilekçe ile yapılır. Kanunda ceza yargılamasında bilirkişi raporuna itiraza dair bir düzenleme yapılmamıştır. Mahkeme, işin mahiyetine uygun olarak taraflara bir itiraz süresi vermektedir.

Av.Zana ŞAHİN

Stj. Av.Öykü ÇABUK

KAYNAKÇA
* Başlıklar: Ersin ERDOĞAN, S.Hilal ÜÇÜNCA,”Bilirkişilik Kurumu Ve Bilirkişi Raporunun Delil Değerine İlişkin Bazı Sorunlar”,Dergipark,09.06.2020

 1 Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, “Ceza Muhakemesi Hukuku.” Ankara, Seçkin Yayıncılık 6 (2020).

SORU?

Geçen gün bir meslektaş bulunduğu şehirden mesleki gelişim, iş potansiyeli ve mevcut şartları sebebiyle ayrılmak isteğini ve bu kararı hakkında benimle iletime geçip görüşmek istedi. Kendisi ile belirlediğimiz saatte yaklaşık 50 dakikalık bir görüşme yaptık; taşınma kararı, karırını etkileyen sebepler, ne istediği ve tabi gittiği şehirde ofis açma ve bağlı çalışma ikililiği arasında yaşadığı gel gitler sebebiyle pek tabi kafa karışıklığı yaşıyor. Bu kolay bir karar değil yeni bir şehir, yeni bir iş yeri, yeni insanlar ve yabancılığın getirdiği alışma süreci. Tüm hayatını etkileyecek bir karar eksisi ve artısıyla. Tüm sonuçları olmasa da birçok sonucu öngörmeli, verdiği kararın tüm sorumluluklarını üstlenmeli. Hele ki doğup büyüdüğü, ailesinin ve çevresinin olduğu bir şehirden taşınacak ise meslektaşta olduğu gibi.

Bu yazıda görüşmede onun takıldığı ve benim o da dahil birkaç zamandır karşılaştığım iki husustan bahsedeceğim: Soru sormanın gücü ve uzaktan çalışmanın ne olduğu.

Meslektaş bana en az iki kere siz benim yerimde olsaydınız ne karar verirdiniz diye sordu doğal olarak. Ben de onun yerinde olamayacağamı kararı kendi şartlarına göre verebileceğini söyledim. Bu cevabım yüksek olasılıkla başta hoşuna gitmedi ve bana başvurma konusunda pişmanlık dahi yaşamasına sebep olmuş olabilir:) Bu soruya direkt cevap vermek çok yerinde olmaz çünkü. Ben kolaylıkla bir cevap veririm, evet; taşın veya taşınma ama kararın sonuçlarını yaşayacak olan kendisi ve bunu başkasının yönlendirmesi ile yapmak onu hayal kırıklığına uğratacak, rasyonel bir karar olmayacaktır. Bunu günlük hayatımızda da yaparız bir karar almak sorumluluk gerektirir ve sonuçlarına katlanma cesaretine sahip olmak gerekir. Her karar güzel sonuçlar getirmeye bilir ve sizin dışınızdaki insanları memnun etmeyebilir. Hatta dahi dışlanabilir ve tepki alabilirsiniz. Eğer siz tüm bu sonuçları düşünüp olumsuz sonuçları olduğunu bildiğiniz ve tepki ile karşılanacağınızı bildiğiniz kararları almazsanız birileri o kararı sizin yerinize alıyor. Siz başkalarının seçtiği ve etkilediği bir hayatı yaşarken bulursunuz kendinizi. Kararın sonuçları güzelde olabilir hiç mühim değil ama seçmediğiniz bir hayatı yaşarken bulmak ileri dönemlerde sizi ortamlarda sızlayan ama değişime cesaret etmekten korkan ve bu değişime aile, çocuk, iş vb… sebepler uyduran kendini kandıran biri yapar sizi. Tanıdığım bazı kişiler bu sorumlulukları ve sonuçları bildiği için kararlarını başkalarına danışıyor ve tabiri caizse aklını kiraya veriyor. Çünkü bu en kolay yol çünkü kötü sonuçlarda onu suçlayamayacaklar ve hatta o başkasını suçlama hakkına sahip olacak aldığı kararda. Tabi bu tercihte tamamen kolaycı olan ve yaşam için karar almaya cesareti dahi olmayan insanlardan bahsediyoruz. Sonuçların kötülüğünden çok korkmaktan ileri geliyor ama bir ömrü başkasının kararları ile yaşamak daha korkunç bana sorarsanız.

Meslektaş ile sohbetimizde konuştuğumuzda sorusan evet veya hayır gibi bir cevap vermedim. Önemli olanın doğru soruları sormak olduğunu ve bu soruları kendisine sorması gerektiğini söyledim. Hatta bazı soruları sordum konuşma esnasında. Vereceği cevaplarda artı ve eksileri bir tarafa aldığında artı eksiden fazla ise kararını rahatlıkla alabileceğini söylediğim zaman yine de bir cevap istedi benden. Ama bu cevap bende değildi ve kişisel olarak önemli kararlarda yönlendirici cevaplar vermek bana hiçbir zaman doğru gelmedi.

Ona şunu söyledim kafamızın içinde bir dünya düşünce ile gezmek düşünmek değildir. Asıl düşünmek oturup o konuya bir zaman dilimi belirleyip (örn: 5 dk, 20 dk, 1 saat konun önemine göre değişebilir) o konu hakkında yazmak düşünmektir. Özellikle böyle hayati bir karar ise tek seferlik değil 1 aylık döneme yayarak günde en az 30 dk ile taşınma kararının öncelikle sebepleri ve sonuçları üzerine düşünmek gerek. Sonra ise kararı aldı ise gideceği şehirde onu bekleyenler, ofis tercihi, konum, şehirle ilgili tanıtım videoları, mesleki olarak yapılabilecekler, meslektaşlar ile tanışma, şehrin ekonomik zorlukları, bütçe hesabı gibi hususlara vakit ayırmaya başlamak lazım. Bunların hepsi soru sormak ve cevaplamak ile ilgili.

Özellikle dünyada sansasyon yaratan Chat Gpt veya benzeri yapay zeka uygulamaları  sonrası aslında doğru soru sormanın çok önemli olduğunu daha çok fark ettiği çağa giriş yaptık. Sorunuz yapay zekanın size vereceği cevabı o kadar etkiliyor ki çok etkili ve iyi soru soramazsanız genel cevaplar alıyorsunuz. Birkaç haftadır kullanıyorum ve mükemmel bir şey bence. Ben ne soracağım derseniz, soru sormaya başlayınca daha etkili ve doğru sorular sormayı öğrenebilirsiniz. Önce başlamak lazım. Ofiste yaptığımız bir toplantıda soru sorma çalışması yapıyorduk ve detaylı olmayan basit bir olay verildi ve bu olayla ilgili sorular sormamız istendi. Bazı arkadaşlar tıkanıp kalmıştı,  illa farklı ve dikkat çekici bir soru soracağım derdine girmeyin. Bir bakıyorsunuz ki en basit sorular sona kalmış ve olayı aydınlatmak için etkili ve güçlü sorular aslında sona kalanlar. Bir eşya hakkında kaç soru sorabilirsiniz ki basit geliyor ama birçok insan tıkanıp kalıyor bu çalışmayı yaptığınızda.

Konumuza dönecek olursam şunu tavsiye ettim meslektaşa herhangi bir konuda veya kararda o gün bir süre belirle,  zamanlayıcıyı ayarla ve oturup en az 20 tane soru yaz:

Neden taşınmak istiyorum

Burayı neden sevmiyorum

Beni X şehirde neler bekliyor

Mesleki olarak X şehirde gelişebilir miyim

Mesleki olarak tatmin olamadığını söylemişti meslektaş ve öncelikle bulunduğum şehirde bunu değiştirebilir miyim

Bulunduğum şehirde farklı alanda çalışırsam gitme isteğim son bulur mu

Bu kararı alırsam altından kalkabilecek miyim

Bulunduğum şehirde ne eksik

Gittiğim şehirde beni neler bekliyor

…

Bu sorulara verdiğiniz cevapların toplamı aslında karar yani meslektaşın aradığı cevap. Eğer bulunduğu yerde kalmak kendisine artıdan çok eksi katıyorsa yani cevapların hepsi olumsuz ise orada durmak doğru olan değil. Bu çalışmayı için günlük planda belirlediğiniz süre bitince kenara alın ve bırakın düşünmeyi. Günlük parça parça düşünerek vermiş olduğunuz karar aklı başında ve üzerinde düşünülerek verilmiş bir karardır. Düşünme için sınırlı zaman belirlerseniz, sürekli kafanızın bir yerinde bu konu sizi meşgul etmeyecektir.

Bu yazıyı programımda haftada bir iş geliştirme ve tanıtım için yazı paylaş adı ile belirlemiş olduğum iş kalemi için vermiş olduğum 3 saatten düşerek yazdım. Kendime 2 saat süre verdim ve 1 saat 50 dakikanın içindeyim. Kalan sürede paylaşımı yapacağım. Sonrasında ise beni bekleyen diğer işlerime geçeceğim. Sürem dolmak üzere olduğu için ikinci başlığım olan uzaktan çalışma konusu başka bir gönderiye kaldı…

Nisan 2023 -Gaziantep Havalimanı

Zorunlu Deprem Sigortası Teminat Kapsamı ve Depremzedelere Konut Ve İşyerleri İçin Sunulacak Destekler

DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) tarafından sunulan konut sigortası kapsamında, azami teminat limiti belirli bir rakamda sınırlandırılmıştır. Bu limit, her yıl yeniden belirlenmekte olup 2023 yılı için DASK teminat limiti 640.000 TL olarak belirlenmiştir.

DASK konutların tamamlayıcı kısımlarında meydana gelebilecek hasarları karşılamaktadır. DASK kapsamında olan bölümler şu şekilde belirtilebilir:

  • Ana duvarlar
  • Bahçe duvarları
  • Bina temelleri
  • Koridorlar
  • Sahanlıklar
  • İstinat duvarları
  • Merdivenler
  • Çatılar
  • Bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar
  • Bağımsız bölümleri ayıran tavan ve tabanlar

DASK sigortası yaptıran kişilerin teminat tutarları, söz konusu azami teminat tutarını geçmemek üzere meskenlerinin büyüklük durumuna ve yapı tarzına bağlı olarak belirlenmektedir. Meskenin değerinin DASK tarafından sağlanan teminat tutarını aşması durumunda ise kişiler, aşan kısım ile ilgili olarak sigorta şirketlerinden isteğe bağlı olarak ek teminat alabilmektedirler. DASK teminat dışı durumlar şu şekilde belirtilebilir:

  • Enkaz kaldırma masrafları
  • Kira mahrumiyeti
  • Bütün bedeni zararlar ile vefat durumu
  • İş durması
  • Kâr kaybı
  • Manevi tazminat talepleri
  • Alternatif ikâmetgah ve işyeri masrafları
  • Her türlü taşınır eşya, mal ve benzerleri
  • Mali sorumluluklar ve benzeri başkaca ileri sürülebilecek diğer tüm dolaylı zararlar
  • Deprem ve deprem sonucunda meydana gelebilecek infilak, yangın, tsunami ile yer kayması dışında olan hasarlar
  • Depremden bağımsız olarak binanın kendi kusurlu yapısı sebebiyle zamanla meydana gelen zararlar

Zorunlu Deprem Sigortasının (DASK) teminat limitlerini aşan konut sigortası tarafından karşılanır. Konut sigortası poliçe limiti, sigorta şirketi tarafından belirlenen ve poliçe sahibinin konutunda oluşabilecek zararlar için ödenebilecek maksimum tazminat miktarını ifade eder. Bu limit, poliçe sahibinin seçtiği sigorta kapsamına, konutun değerine ve risk faktörlerine göre değişebilir. Poliçe limiti, konutta meydana gelebilecek herhangi bir hasarın tamamının ödeneceği anlamına gelmez; poliçe limiti dahilinde tazminat ödenecektir. Hasar gerçekleştikten sonra limit artırımı yapılması mümkün değildir. 

  • DASK poliçesinin kişilere sağladığı güvence limitler dahilindedir. Ancak kişisel tercihlere göre hazırlanan konut sigortası, ek teminatlar ile evin alanına göre belirlenmektedir.
  • DASK poliçeleri evde bulunan eşyaları güvence altına almamaktadır. Ancak konut sigortası poliçesi evi ve evde bulunan tüm eşyaları güvence altına alabilmektedir.
  • DASK sigortası deprem sonucunda hasar görmüş binadaki maddi kaybı poliçede belirtilen limitler dahilinde karşılamaktadır. Konut sigortasının deprem teminatını da kapsadığı durumlarda, sigorta şirketi limitin üzerindeki miktarı tamamlamaktadır.
  • DASK sadece hasar sonrası sigortalı binada oluşacak bina hasarlarını tanzim eder ve ödenecek olan tazminat azami m2 x hasarın gerçekleştiği ilgili yılda DASK tarafından daha önce ilan edilmiş m2 maliyeti ile hesaplanır. 

*Hasar gerçekleştikten sonra konut sigortasın poliçesinin limitinin artırılması mümkün değildir. “Sigorta bedeli, sigorta değerinden az olduğu takdirde, sigorta edilmiş menfaatin bir kısmının zarara uğraması hâlinde sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta bedelinin sigorta değerine olan oranına göre tazminat öder.”

*Konut sigortası kapsamı, poliçede belirlenen ana ve ek teminatlara göre değişiklik göstermektedir. Poliçe limitinin konutta oluşan hasarı karşılamaması halinde “eksik sigorta” hali oluşmakta ve sigorta şirketi limiti aşan kısma ilişkin ödeme yapmamaktadır. Bu durumda, sigortacı sigorta bedelinin sigorta değerine oranına göre tazminat ödeyecektir. 

Konutta bir hasar oluşması sonucunda, sigorta primlerinin güncel enflasyon rakamlarına göre artırım yapılmadan ödenmesi (limit artırımı yapılmaması) durumunda sigorta şirketleri de güncel değer üzerinden değil, prim ödenen senenin fiyatlarına göre ödeme yapacaktır. 

*Sigorta edilen konutta tam hasar oluşması halinde ise orantı kuralı ve eksik sigorta hükümleri uygulanmaz. Tam hasarda, sigorta sözleşmesinde yazılı olan sigorta bedeli; bedelin eksik olup olmadığına bakılmaksızın ödenir.  

DEPREMZEDELERE KONUT VE İŞYERLERİ İÇİN SUNULACAK DESTEKLER

Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 29. maddesine göre “yıkılan, yanan, ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel binalar ile imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere “hak sahibi” olmaları şartıyla konut yaptırılır, kredi verilir veya evini yapana yardım edilir.”

Afete uğramasıyla ekonomik ve sosyal hayatı kesintiye uğratan dükkân ve fırın gibi binalar için de sahiplerine, borçlandırma hükümleri dairesinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği (eskiden Bayındırlık ve İskân) Bakanlığınca belirlenecek esaslara göre inşaat kredisi verilebilir.

a- Hak Sahipliği

Bu yasaya göre “hak sahibi”, yıkılan veya ağır hasar gören ya da muhtemel afetlerden etkilenebilecek binalarla olan mülkiyet ilişkilerini belgeleyebilen ve yeniden yapılacak binalardan veya verilecek inşaat kredisinden yararlanabilen afetzededir. Konut veya işyeri için bu yasaya göre sunulan destekler haricindeki destek ve yardımlar için afetzede olduğunu belgeleme şartı aranmamaktadır.

b- Hak Sahipliği Başvurusu

Afet gören yerde hak sahipliği başvuruları için o yerin (köylerde köy mülki hudutları, illerde ve ilçelerde belediye hudutları ile yeni taşınma yerlerindeki duruma göre köy ve belediye hudutları) en büyük mülki amirliğince ilanlar yapılacaktır. İlanda belirtilen süre içinde istenilen belgeler valiliklere veya kaymakamlıklara bizzat hak sahibi afetzedeler (veya vekilleri) tarafından teslim edilmelidir.

c- Hak Sahibi Kabul Edilmeyen, Kredi Verilmeyen Durumlar

 Kendilerine ait olmayan arsa veya arazi üzerine inşaat ruhsatı almaksızın bina inşa eden yapı sahipleri ile yer kayması, bu baskını, kaya düşmesi ve benzeri sebeplerle imar planında yapı yapılması sakıncalı olarak belirlenen yerlerde ruhsatsız olarak yapılan yapıların sahipleri hak sahibi olarak kabul edilmez. Kendisine veya eşine ait o yerde aynı cins müstakil hasarsız başka bir binası veya dairesi olan ailelere bina ve inşaat kredisi verilemez. Yıkık olduğu veya ağır, orta ve az derecede hasar gördüğü belirlenen binalardan mülkiyeti tüzel kişilere ait olanlara yardım yapılmaz. O yerde kendisine veya eşine ait müstakil hasarsız başka bir işyeri bulunanlar, inşaat kredisi yardımından faydalanamazlar. Zorunlu deprem sigortası kapsamındaki binalar için, bu Kanundan ve ilgili diğer mevzuattan doğan Devletin konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülükleri, zorunlu deprem sigortası yaptırılmamış olmasının tespit edilmesiyle birlikte ortadan kalkar. Hasarlı bina veya işyeri sigortalı ise yapılacak yardımdan sigorta tutarı indirilmez.

d- Hak Sahipliği ve Sunulan Destekler İle İlgili Diğer Önemli Hususlar

Konut ve konut inşaası ve sair yardımlar için yapılacak borçlandırmalar faizsizdir. Dükkân ve fırın gibi yerler için yapılacak borçlandırmalar ise yıllık % 4 faize tabidir. Borçluların hesaplarına tahakkuk ettirilecek faizler, banka ve sigorta işlemleri vergisinden muaftır.

Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 40. maddesinde bu yasaya göre arsa olarak dağıtılan veya üzerinde bina inşa edilen taşınmaz mallarla ilgili borçlanma usulleri ve faiz hakkında hükümler öngörülmüştür.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği (Bayındırlık ve İskân) Bakanlığınca o yerde borçlandırmanın ilanı tarihinden itibaren Bakanlıkça kabul edilebilir mazereti dışında 2 ay içerisinde borçlanmalarını yapmayanlarla, borçlanmasını yapmış olmasına rağmen binayı Bakanlıkça mahallinde yaptırılacak duyurudan itibaren 45 gün içinde teslim almayanların hak sahipliği kendiliğinden sona erer.

Borçlandırma bedelleri, konut, konut inşaası, arsa ve sair yardımlarda en az yirmi (20) ve en çok otuz (30); dükkân ve fırın gibi yerler için yapılan yardımlarda ise, en az beş (5) ve on çok on beş (15) yılda ve eşit taksitler hâlinde tahsil edilerek fon hesabına yatırılır. İlk taksit, ihaleli ve emanet işlerinde inşaatların bitirilip hak sahiplerine teslimi tarihinden itibaren iki (iki) yıl sonra, Evini Yapana Yardım Yönteminde ve orta hasarlı konut ve işyerlerinin onarımında ise son kredi diliminin hak sahibine ödendiği tarihten itibaren iki (iki) yıl sonra başlar.

Vadesinde ödenmeyen taksitlere dair borç, gecikilen her gün için yıllık % 5 gecikme faizi ile tahsil olunur. Vadesinden önce iki yıllık taksitten az olmamak kaydı ile mevcut borcu defaten ödeyen hak sahibinin borcu % 20 indirime tâbi tutulur. Evini yapana yardım yöntemi ile konut veya işyerinin yapımı için yatırım programında yılı ödeneği ayrılan hak sahiplerinden, 29. maddeye göre yürürlüğe konulan yönetmelikte belirtilen mücbir sebeplerin dışında mazereti olmadan iki (2) yıl içinde konut veya işyerlerinin inşaatına başlamayanlar ile mücbir sebep kapsamında mazereti bulunanlardan mücbir sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren kırk beş (45) gün içinde inşaatına başlamayanların veya ayrılan ödeneğinin bir kısmını kullandıktan sonra inşaatına devam etmeyen hak sahiplerinin, konutlarının veya işyerlerinin yapımı yatırım programından çıkarılır ve hak sahipliği kendiliğinden sona erer. 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunca (BDDK), Kahramanmaraş merkezli toplamda 10 ili etkileyen depremlerden etkilenen vatandaşlar için mevcut ve yeni kredilerde 6 Şubat’tan itibaren 6 ay boyunca vade ve taksit kolaylığı imkânı tanımıştır. Buna göre, söz konusu illerde yerleşik kişilere yeni kullandırılacak veya yeniden yapılandırmaya tabi tutulacak konut, taşıt ve tüketici kredilerinin vadeleri, BDDK tarafından daha önce belirlenen sürelere tabi olmayacak ve ödemesiz dönemlerin uygulanması da dahil olmak üzere bankalarca belirlenebilecektir. Öte yandan bu illerde yerleşik üye işyerlerince kredi kartları ile gerçekleştirilecek mal ve hizmet satımlarında da kredi kartları taksitlendirme süreleri de bir kata kadar artırılacaktır.

TOKİ AFET KONUTLARI BAŞVURUSU

Afet yapılarına başvuru; konut, işyeri ve ahır için ayrı ayrı gerçekleştirilmektedir. Başvurular belirlenen noktalardan ya da e-Devlet üzerinden alınacaktır. Başvuru sonuçlarının valilik ve il AFAD internet sitesinde duyurulmasının ardından hak sahibi kabul edilmeyenler için 15 günlük bir itiraz süresi öngörülmüştür. 

Daha önce yapılan açıklamalarda, evi hasar gören ev sahipleri için 5 bin TL, evsiz kalan kiracılar için ise ayda 2 bin TL kira yardımı yapılacağı ifade edilmiştir. Ayrıca depremde zarar gören şehit, gazi, engelli vatandaşlar yapılacak yeni konutlara kura ile ücretsiz olarak yerleştirilmesi; diğer afetzedeler için ise, deprem konutlarına bir miktar ödeme yapılması öngörülmüştür. Depremzedelerin, deprem konutları için ödeyecekleri ücret henüz belli değildir. Afetzedenin kaç konutu olursa olsun kendisine bir konut hakkı verilecektir.

Toki Konutları için uygulanacak bazı şartlar öngörülmüştür;

  • Başka bir ilde hasarsız konutu olanlar hak sahibi olabilmektedir. Fakat, büyük şehirlerde aynı ilçede hasarsız başka konutu olanlar faydalanamayacak.
  • Konut, işyeri ve ahırlar için teslimden sonra iki yıl ödeme istenmeyecek.
  • İşyerleri için yüzde dört faizle sekiz yılda ödeme planı sunulacak. Ödemeler aylık veya yıllık eşit taksitlerle yapılabilecek.
  • Orta hasarlı binalar için de güçlendirme kredisi verilecek.
  • Konut ve ahırların kredi borcu, sonraki sekiz yılda faizsiz ödenecek.
  • İşyerlerinde yüzde 4 faizle üç yılda geri ödeme imkanı sunulacak. 
  • Yıkılan ya da ağır zarar görmüş konut, işyeri ve ahır sahiplerine hak sunulacak. Depremzedenin kaç konutu olursa olsun kendisine 1 konut verilecek. Başka bir şehirde zarar görmemiş konutu olanlar hak sahibi olabilecek. Büyük şehirlerde aynı ilçede hasarsız başka konutu olanlar yararlanamayacak.
  • Yapıların fiziki fonksiyonları TOKİ vesilesi ile tespit edilecek.
  • Konut, işyeri ve ahırlar için teslimden sonra 2 sene ödeme istenmeyecek. İşyerleri için yüzde dört faizle 8 senede ödeme planı arz edilecek. Ödemeler aylık veya senelik eşit taksitlerle yapılabilecek.

KAYNAKÇA

https://dask.gov.tr/tr/teminat-ve-kapsami

https://d.barobirlik.org.tr/2023/DepremzedelerIcinHukukRehberi/4/

HAZIRLAYANLAR

Av.Zana ŞAHİN-Stj. Av. Öykü ÇABUK

DEPREMDE ZARAR GÖREN BİNADA HASAR TESPİT TALEBİ

RİSKLİ YAPI DELİL TESPİT DAVA DİLEKÇE ÖRNEĞİ

…… NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE

TESPİT TALEBİNDE 

BULUNAN (DAVACI) : 

VEKİLİ : 

TESPİT İSTENEN ADRES : …. Pafta … Ada …. Parsel Nolu, … Mahallesi ….. Sokak, No….  …..Apartmanı  Avcılar/İSTANBUL 

KONU                      : Delil tespiti talebimizden ibarettir. 

AÇIKLAMALAR   

TESPİTE DAİR BEYANLARIMIZ

1- Müvekkiller…. Pafta … Ada …. Parsel Nolu, … Mahallesi …..Sokak, No….  …..Apartmanı  Avcılar/İSTANBUL  adresindeki taşınmazı; 2019-2020 tarihleri için farklı sigorta acenteleri aracılığıyla DASK sigorta poliçesi ile sigortalamışlardır. (Ek-1 Poliçe suretleri)

26.09.2019 tarihinde gerçekleşen 5,8 büyüklüğündeki depremden sonra 01.10.2019 tarihinde TAMP tarafından yürütülen hasar tespit çalışmaları sonrasında denetimde, binanın yaşama elverişli olmadığı tespit edilerek nüfustan arındırılmış ve tedbiren ivedilikle tahliye edilmiştir. Akabinde bina mühürlenmiştir. (Ek-2 Avcılar Belediye kayıtları)

Bina üzerinde karot numuneleri de alınarak inceleme tamamlanmış, binadaki kolon donatıları Deprem Yönetmeliğine göre yetersiz olarak analiz sonuçlarına göre hasar aldığı ve RİSKLİ olduğu yıkılması gerektiği tespit edilerek, tapuya da şerh edilmiştir. Bina yaklaşık 1 Aylık süre içerisinde alınmış olan belediye yıkım kararı ile yıkılacaktır. (Ek-3 Riskli yapı tespit raporu)

2- Müvekkillerin; tespit edilen/edilemeyen tüm poliçeler için hasar dosyanın açılmasını/açılan hasar dosyası üzerinden gerekli tespit ve incelemelerin yapılması ve rizikonun gerçekleşmiş olmasına bağlı olarak tüm tazminatların mevcut poliçeler kapsamında ödenmesi için müvekkillerin anlaşma sağlamış oldukları sigorta şirketlerine talep ve ihtar yapılmıştır. 

3- Henüz dava açılmamış olması, üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak binanın il sınırları içerisinde bulunması nedeniyle mahkemenizden HMK’ nın 401. maddesi uyarınca delil tespiti konusunda görevli ve yetkilidir.

Açıklanan nedenlerle, binanın yıkılmasından sonra ileride açılması muhtemel dava ve davalarda ileri sürülecek vakıaların, taleplerin kanıtlanması için yukarıda anılan poliçeler kapsamında yapılmış olan DASK sigortası gereğince deprem sonrası binada meydana gelen halihazırdaki hasarın tespitini isteme zorunluluğu hasıl olmuştur. 

HUKUKİ NEDENLER : HMK, İmar Kanunu ve sair ilgili yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER    : Keşif, tapu kayıtları, bilirkişi, tanık beyanları ve diğer deliller.

NETİCE VE TALEP   : 

Yukarıda açıklamış olduğumuz nedenlerle binada meydana gelen hasar sonrası mevcut durumunun  tespitine  karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.

TESPİTİ İSTEYEN

DAVACI VEKİLİ

AV.ZANA ŞAHİN

EK:

1- Poliçe Suretleri

2- Riskli Yapı Tespit Raporu

3- Avcılar Belediyesi Kayıtları

4- Onanmış Vekaletname Suretleri